Make your own deodorant- you’ll never go back to commercial deodorants!

Can antiperspirants really cause cancer or Alzheimer’s? Or, to be more exact, can aluminum be absorbed in the skin so as to cause cancer or Alzheimer’s?

From the scientific perspective, the answer is no. There is no conclusive research that clearly link aluminum intake through deodorants and diseases. There are some studies that aluminum levels were higher in Alzheimer’s patients, but we’re not sure if they were absorbed through deodorants, or other sources. Again, in another study,  women who had breast cancer were asked if they used an antiperspirant, and most of them did. But again, who doesn’t? There are so many factors to cancer, you just can’t do controlled research.

However, if you ask most supporters of Alternative (or Holistic) medicine, the answer is yes.

Well I am not for or against either of those, because I know most medical research is not possible unless you have a big sponsor (if you are curious go and check out what happened to the author of Pure, White and Deadly), and the Internet offers so many alternative medicine solutions by unauthorized people, it is unsafe to trust either sources of knowledge. So it is like a Russian roulette.

But I know for one I am allergic to most commercial skincare, especially because of the artificial colorants and aroma.

Thinking about the risks, I tried to stay away from it, and I’ve had some unpleasant experiences. Well I tried crystal deodorants (which were aluminum salts anyway), dermo-cosmetics, and some commercial spray or stick deodorants but the result was the same. They did not prevent the smell. They made it horrible actually and I sometimes felt really ashamed in public. If I had left my underarms alone it could have been better, at least the odor would be more authentic!

In my trial and error for three years, I have found  two perfect, inexpensive, harmless methods to prevent body odor (you will still sweat, and maybe we just need to accept sweating is healthy).

1) Essential Oils

lemon essential oil, natural deodorant

My friend told me one day she just uses lemon as a deodorant, she rubs it on her underarms and she is fine all day. I was hesitant to try real lemons, but I found just two drops of lemon essential oil very, very effective. I used it for over a year, and no unpleasant odor whatsoever! It hasn’t caused any irritation either (and I am super sensitive). It’s much more practical to carry and apply than the actual lemon, and ridiculously frugal. You just use a couple of drops per day. A 20 ml bottle lasts about a year.

I have also tried diluted lavender and violet essential oils. Their scent is not as vague as lemon, so it’s not a good idea not to use any perfume if you opt for floral essential oils. Their scent lasts for the whole day. And it might be worth trying to use other EOs you have at home. They may work wonders 🙂

2) Coconut Oil and Baking Soda Deodorant- My Favorite!

My Post

After moving to Singapore, essential oils were just not enough because I was perspiring like crazy (perks of tropical climate, crazy humid all day!). So I had to find another way, and I finally tried the coconut oil deodorant.

I convinced my husband too, because even his aluminum-filled, commercial deodorant doesn’t work here! And he loves the switch, we’ve been using it for months and we’re never going back!

If you live in a dry-ish, mild climate the essential oils will work just fine. But if you perspire more than normal, and live in a humid area, then this is just for you.

The best thing about this recipe is that you can play with the ingredients as you wish. Baking soda might be abrasive for some and cause irritations, in that case, you can reduce the amount or skip it completely.

If you sweat like hell, then you can add more baking soda and skip starch too. Start with a small amount at the beginning, and go for the ratio you are most comfortable with.

DIY Deodorant Recipe

2 tbsp extra virgin coconut oil
2 tbsp baking soda
2 tbsp starch (corn, tapioca, doesn’t matter really)

optional: essential oil of your choice (lemon, lavender, orange etc.)

Directions:

If solid, melt the coconut oil first, and mix all ingredients.
Move to a jar with lid. Can be kept at room temperature.

Let me know if you try one of these awesome alternatives to deodorant. Not only is this way cheaper than commercial deodorants, it is a low-waste alternative too!

Zero Waste: Atıksız Yaşam İçin Küçük Adımlar

İnanıyorum ki minimalist bir yaşam sürmek atıksız bir yaşam sürmekle doğrudan bağlantılı. Çünkü evlerimize ve hayatlarımıza ne girdiği kadar ne çıktığı da önemli. Zaten eşyanın döngüsüne kafa yormaya başladıkça insan ister istemez üzülmeye başlıyor. Çünkü petrolden plastik yapabilmemiz insanlık tarihi için hem çok talihli hem çok talihsiz. Talihli diyorum çünkü ucuz üretim yapılmaya başlandığında, artı değer hiç olmadığı kadar arttı ve bu da bilim, astronomi ve tıpta yapılacak gelişmeler için kaynak oluşturdu. Talihsiz diyorum çünkü en kısa anlatımıyla dünyanın içine ettik. Bir insanın ona can veren anne babasını öldürmesi gibi bir şey bu. Hayat kaynağımızı hızlı bir şekilde öldürüyoruz.

Öğrenciyken Çevre Topluluğu üyesiydim, o zamanlardan çevre için büyük bir kaygı duyuyor ve isyan ediyor, nükleere karşı yürüyüşlere katılıyor, paneller konferanslar düzenleyip yeme döngüsünden tutun hidroelektrik santrallere her türlü konuyla ilgileniyor, sesimizi çıkarmaya çalışıyorduk. Fakat o zamanlar benim adıma biraz yanıldığım kısım, çevre konusunda büyük şirketlerin bireylerden daha fazla sorumluluk sahibi olduğunu düşünmemdi. Evet gerçekten de büyük bir sorumlulukları var büyük şirketlerin, ama onları büyütenler de bizleriz ve bizim taleplerimiz.

Biraz alakasız görünebilir ama size son seyahatlerimden olan Bali’den bahsedeceğim. Türklerin kafasında Bali cennet gibi bir yer. Bizim için de öyleydi, instagramdaki fotoğrafları görünce gerçeküstü bir yere gideceğimizi sanıyorduk. Gördük de, el değmemiş yerleri gerçekten güzeldi. Ama şehir merkezindeki kumsalların kirliliği dayanılacak gibi değildi. Güzelim bembeyaz kumların üzerinde cips poşetleri, diş macunları, şampuan şişeleri, ne çöp ararsanız vardı. Kirli diye internette okumuştuk ama bu kadarını gerçekten beklemiyorduk. Bu çöp yığını için Balililer Jawa’dan geliyor diyor, Jawalılar onlar sizin otel pisliğiniz diyor. Kim ne derse desin ortada büyük bir problem var. Bu büyük şirketlerin falan değil, senin benim pisliğim, ve hiçbir zaman doğaya karışmayacaklar.

Gözümüzün önünde böyle bir manzara görünce ne kadar çöp ürettiğimizi fark edebiliyoruz. Aslında sorun bu çöpün kumsallara atılması değil. Bali düzgün bir şekilde bu çöple başa çıkabilseydi bile bu çöp yine var olacaktı. Sadece biz görmeyecektik ve içimiz rahat olacaktı. Plastiğin geri dönüşümü mümkün olsa da geri dönüşme oranı çok çok az oluyor aslında. Yani en akıllıca seçenek mümkün olduğunca atıksız yaşamak. Tabiat ana zaten yaralı deyip biz de yaralamaya devam edebiliriz, ya da en azından bizim tarafımızdan yaralanmasını engelleyebiliriz.

Bu konuda atabileceğimiz küçük adımlar var. Zaten yapabileceğimiz en güzel şey küçük adımlar atmak. Peki neler yapabiliriz?

su şişesi, zero waste, atıksız yaşam
en kolay adımlardan biri, dayanıklı bir su şişesi edinip dışarıda plastik şişeden su almayı bırakmak.

1) Almadan önce düşün.

Sormamız gereken sorular:

Alacağım şeye gerçekten ihtiyacım var mı? Almazsam hayatımın kalitesi düşecek mi?  Eğer cevabı evetse,

  • Evdeki herhangi bir şeyi bu alacağım ürün yerine kullanabilir miyim? (dudak balmı yerine hindistan cevizi yağı veya vazelin kullanmak gibi)
  • Evdeki herhangi bir şeyle ihtiyacım olan şeyi yapabilir miyim? (diy ve upcycling projeleri, derya baykal stayla)
  • Bir kullanımlık bir ihtiyaçsa (matkap, tornavida, hatta gece elbisesi gibi) ailem ya da en yakın arkadaşlarım gibi teklifsiz olduğum kişilerden ödünç alabilir miyim?
  • Bu şeyi ikinci el bulabilir miyim? (İkinci el alacağınız şey ambalajsız olacağı ve size veren kişi atmaktansa size vereceği için atıksız yaşama katkısı büyük)
  • Ambalajsız, poşetsiz, doğada çözünebilir, geri dönüştürülebilir versiyonu var mıdır?

2) Aldıktan Sonra, Çöpe Atmadan Önce Sormamız Gereken Sorular

  • Geri dönüştürebiliyor muyum?
  • Yeniden dönüştürebiliyor muyum?
  • Özgür dönüşüme katabiliyor muyum, bir sevdiğime verebiliyor muyum, ya da satabiliyor muyum?

Maalesef aldıktan sonraki işimiz almadan öncekine nazaran daha zor. Yani alımlarımızı gitgide bilinçli yapmaya başladığımızda aldıktan sonra çok da düşünmemize gerek kalmayacak.

Bazı konular maalesef bizim dışımızda gelişiyor ve belli bir orana kadar etki edebiliyoruz. Geri dönüşüm bunlardan biri örneğin. İnsanlar geri dönüşüm konusunda çok üşengeç. Çöp yığınlarıyla nasıl başa çıkıldığını görmediğimiz için geri dönüşümle falan hiç uğraşmıyoruz. Türkiye’de nadiren gördüğümüz geri dönüşüm kutularının içi çöp dolu (şunu da söyleyeyim, Singapur’da geri dönüşüm kutuları daha yaygın ,her binada bir tane var, ama içlerinde alakasız çöpler var yine). ODTÜ bu konuda çok çok iyi bir iş başarıyor (sonradan gelen düzeltme: artık sandığım kadar verimli değilmiş ODTÜ’de de).

Keşke Ankara ve Türkiye’de geri dönüşüm eğitimleri yapılsa ve toplumda yaygınlaşsa. Çünkü çöp kutuma baktığımda genelde yarıdan fazlası geri dönüşebilecek atıklar oluyor. Maalesef ki Ankara’da çözümü ben cam, karton ve plastiği ayrı bir poşete koymakta bulmuştum. Umudum geri dönüşüm işçilerinin en azından daha az uğraşarak ulaşmasıydı aradıkları geri dönüşebilir atıklara.

İleri Dönüşüm:

6a00d8341e223753ef013487720e78970c-800wi

İleri dönüşüm (upcycling) bence geri dönüşümden daha umut verici. Çünkü aynı zamanda eve yeni ve ambalajlanmış, fişi kesilmiş ürün girişini azaltıyor. Derya Baykal’ın yaptıklarıyla bazen dalga geçiyoruz ama aslında hem ev ekonomisi hem de atığımızı azaltma anlamında güzel projeler bunlar. Tabii yapmış olmak için ihtiyacımız olmayan bir şeyi de yapmamak lazım ama, dediğim gibi, bir şeye ihtiyacımız olduğunda, evdeki şeyleri gözden geçirip, evdeki herhangi bir eşyayı dönüştürerek kullanabiliyor muyuz bakmak lazım.

Ben Atıksız Yaşam Konusunda Neler Yapıyorum?

Tabii ki daha başlangıç aşamasındayım ama atılacak her adım bizi daha iyiye taşıyor diye düşünüyorum.

Öncelikle alacağım şeyi sorguluyorum. Genelde alışverişe ihtiyaçtan ötürü çıkıyorum, ve ne alacağımı bildiğim için sadece o mağazalara girip işi hızlıca çözmeye çalışıyorum. Daha önce aklıma gelmemiş, o anda görüp beğendiğim şeylerle arama mesafe koyuyorum.

Poşetler:

Bez poşetleri küçücük katlayıp çantama koyuyorum, bir şey aldığımda poşet istemiyorum. Büyük market alışverişlerinde bu daha zor oluyor, o zaman annelerimizin pazar çantası vardı, hatırlarsınız, onun gibi büyük bir ikea torbası götürüyoruz.

Daha önceki alışverişlerimizde kullandığımız plastik poşetleri de yırtılana kadar, en az yedi-sekiz sefer kullanabiliyoruz markette.

frakta-shopping-bag-large-blue__79087_PE202617_S4
akarı kokarı yok, çok memnunuz.

Tabii bu çabalarımız bile eve poşet girişini tamamen engellemiyor. Benim de aklıma bu poşetleri değerlendirmek geldi. Eğer #plarn (plastic yarn) diye ararsanız, plastik poşetleri şeritler halinde keserek nasıl örgü yapılacağını bulabilirsiniz. Ben bir sürü deneme yaptım, en çok işime yarayanlar, bulaşık süngeri/ lavabo silme bezi oldu.

Aynı zamanda dışarıda kağıt havlu kullanımını azaltmak için diktiğim mendile minik bir kılıf ördüm:

Su Şişesi ve Kahve Kupası

samule-sun-471854-unsplash

Her daim su şişemi yanımda taşıyıp dışarıdan su almamaya gayret ediyorum. Singapur’un bir güzel yanı da şişemizi doldurmak için toplu alanlarda, parklarda, iş yerlerinde çeşme bulunması. Evdeki su da güvenli diyorlar ama Ankara’dan sonra korktuğumuz için çay kahve hariç şişede alıyoruz suyu hala. O şişeleri de içine toprak koyup mini saksılara ya da su doldurup mini vazolara çeviriyorum. Marketten alıp suda köklendirdiğim adaçayını daha büyük bir saksıya ihtiyaç duyana kadar bu mini saksıda yetiştireceğim.

İş yerinde,okulda ve kahvecilerde karton bardaklar yerine kahve kupamızı getirmek de çok önemli. Çünkü içilmiş bir karton bardak asla geri dönüşmüyor. Köpüğe hiç girmiyorum bile, onun geri dönüşümü zaten imkansız, ayrıca sıcak içeceklerle kullanımı sağlığa zararlı. Starbucks vb. yerlerde, eğer orada içecekseniz karton bardak yerine kupa isteyebilirsiniz. Karton ve plastikten kahve içmek bence çok zevksiz zaten. Ayrıca kendi kupanızı götürüp doldurmalarını da rica edebilirsiniz.

Yemek Artıkları:

Demlenmiş kahve telvesi ve çay yapraklarını atmıyor, bitki dibine doğrudan gömüyorum. Geçen hafta da bu çay kahve artıklarını muz kabukları, yumurta kabukları gibi organik atıklarla karıştırıp kompost yapmaya başladım, bakalım nasıl gidecek… (aylar sonra gelen ekleme: Evet komposta dönüştü ama aylar sonra :))

Keşke bir bahçem olsa da büyük bir kompost kutusu oluştursam, ama balkonda ancak bu kadar. Apartmanda kompost yapma deneyiminiz olduysa dinlemek isterim.

Marul ve taze soğan gibi bitkilerin köklerini çöpe atmadan bir iki hafta suda bekletip bir tur daha yeşillenmelerini sağlıyorum. Bu hafta bir taze soğanı minik bir plastik şişe saksıma ektim, bakalım burada daha mı mutlu olacak 🙂

IMG_8128
suda bu kadar hızlı büyümüyordu, toprakta birkaç günde bu kadar büyüdü. Plastik şişeyi kestikten sonra ucunu çakmakla yakıyorum ki ele batmasın.

Kayınvalidem de yediği çekirdekli yiyeceklerin çekirdeklerini atmayıp yıl boyu biriktiriyor. Ayvalığa giderken yol kenarında durup tarlalara savuruyor. Hem kuşlar hem de toprak nimetleniyor bu çekirdeklerden.

Limonu sıktıktan sonra kabuklarını hemen çöpe mi atıyorsunuz? Limon kabukları ile yapabileceğiniz o kadar çok şey var ki.

Kitaplar:

Ankara’da satın aldığımdan çok kütüphaneden aldığım ya da tablete indirdiğim kitapları okuyordum. Singapur’da ise her adım başı kütüphane var (hatta alışveriş merkezi ve metrolardan bağlantısı var), içinde gezmek, dışarı çıkarmadıkça kitap okumak ücretsiz. Fakat yıllık üyeliği 50 dolar. Şimdilik özellikle bulamadığım kitap olmadıkça üye olmayı erteledim, ama dışarının sıcağından bıkmışken içeride küçük bir mola verip öne çıkan yayınlardan okumak çok zevkli.

Geçenlerde üye olduğum fb gruplarından birinde taşınacak olan biri kitaplarını paylaşıyordu. İçinde özellikle okumak istediğim iki kitap (The Girl On The Train ve The Signature of All Things) vardı; ben de hemen atladım ve diğer kitapları da istedim. 🙂 Bitince de yeni sahiplerine ulaştıracağım ve döngüyü böyle devam ettireceğim.

IMG_8129

beni epey götürür bunlar.

Elektronikler:

Cep telefonu, aksesuarlar, bilgisayarlar, televizyonlar, piller… Aslında elektroniklerin içinde geri dönüşebilecek çok hammadde bulunuyor, alüminyum, demir, bakır gibi. Bunlar kağıt ve plastiğin aksine yüzde yüze yakın geri dönüşebiliyor. Bu yüzden elektronik atıklarınızı lütfen çöpe atmayın. Media Markt’lara götürebilirsiniz. Ben en son Ankara’daki Çiğdemim Derneği‘ne bırakmıştım, Çankaya tarafında oturuyorsanız kolay bir seçenek.

Giysiler:

Giysiler için en önemli şey başta kaliteli ürünler satın alıp al-istifle-at döngüsünden uzaklaşmak. Uzun yıllar giyebileceğimiz, zamansız moda tabir edilen giysileri tercih etmeliyiz. Eğer yırtıldıysa veya söküldüyse tamir etmeliyiz. Bu konularda son zamanlarda bulduğum eğlenceli bir instagram hesabı visible mend. Yama olayını başka bir boyuta taşımış.

Peçete ve Kağıt Havlu

Japonya’da hiçbir tuvalette kağıt havlu bulunmuyordu. Bizdeki gibi “bitti ve yerine yenisi takılmadı” gibi değil, Japonlar genel olarak umumi tuvaletlerde kağıt havlu kullanmıyorlardı. Hepsinin çantasında minik kumaş mendiller vardı, ben de oradayken bir tane aldım (özel mendilci dükkanları var çok tatlı, desen desen).

Hem nemli havada yüzünü silmek, hem de elleri yıkadıktan sonra kurulamak için bu mendilleri kullanıyorlar. Bu fikri çok sevdim, Singapur’a taşındıktan sonra daha da bir benimsemeye karar verdim çünkü hava öyle nemli ki, metroya yürüyene kadar bile insanın yüzü sırılsıklam oluyor. Kağıt havlu falan fayda etmiyor. Zaten buradaki tuvaletlerin büyük bölümünde de kağıt havlu yok, sadece kurutucu var.

Ben de artık çantamda minik kumaş mendilimi taşıyacağım. Sizin de küçüklükten kalma mendiliniz varsa ya da evde artık kumaşınız varsa peçeteleri siz de hayatınıza katabilirsiniz. Hatırladınız mı, küçükken hepimizin çantasında bu mendillerden olurdu. 🙂

FullSizeRender
Kyoto’dan aldığımız, Kyoto ruhuna yaraşır mendiller.

Peki sizin atıksız ve plastiksiz bir ev için önerileriniz neler? Yorumlarda benimle paylaşın, bilgiyi çoğaltalım.

Kaynaklar:

Konu hakkında daha çok okumak isteyenler için Türkçe ve İngilizce Kaynaklar:

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sıfır Atık El Kitabı: http://webdosya.csb.gov.tr/db/sifiratik/icerikler/k-tapc-k-2017-1-20180129130757.pdf

‘Life is so different here now’ – Inside Japan’s ‘zero-waste’ village: https://www.telegraph.co.uk/news/2018/03/04/life-different-now-inside-japans-zero-waste-village/

Zero-waste bloggers: the millennials who can fit a year’s worth of trash in a jar: https://www.theguardian.com/environment/2016/apr/22/zero-waste-millennial-bloggers-trash-greenhouse-gas-emissions

Shops offer discounts, free food, when you use your own bag, container: https://www.todayonline.com/singapore/get-discounts-free-food-top-ups-with-BYO-receptacles-at-220-shops

zero waste, sıfır atık