Otuz Yaş ve Yetişkin Olmak

Dün otuz yaşımı doldurdum.

Ben ne ara otuz oldum şoku var bir yandan, bir yandan da otuz yaş’ın beklentileri.

Cahit Sıtkı, yaş otuz beş için yolun yarısı diyordu, ben yaş otuz için yolun başı gibi bile hissetmiyorum.

Sanki bu yaşa gelene kadar yapmam gereken bazı şeyler vardı ve atladım gibi hissediyorum.

Yetişkin olmak gibi.

Sahi, yetişkin olmak ne demek?

Üşenmedim, google’ladım. Gerçekten çok değişik tanımlar çıktı karşıma.

İlk göze çarpan tanım iş gücüne katılmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak. On dokuz yaşından beri para kazanıyorum, dört senedir evliyim, evet çocuğum henüz yok ama yine de kendimi yetişkin gibi hissetmiyorum.

Gençliğin getirdiği uçarı kararları bırakıp daha ağırbaşlı olmak. Ben ne zaman uçarıydım doğrusu hatırlamıyorum. Önünü ardını düşünmeden karar verdiğim zordur, ama kararsız da değilim. Verdiğim kararın sonuna kadar arkasında olurum, hiç pişmanlık yaşamam. Ama yine de yetişkin gibi hissetmiyorum. Ağırbaşlı olmaksa, pek değilim. Hala ofiste yüksek sesle konuştuğum ve güldüğüm için uyarı alabiliyorum (daha dün oldu 🙂 ).

Yalan söyleyebilmek, insanların arkasından iş çevirebilmek, fesat olmak. Evet bu da çok popüler bir algı imiş meğerse. Değil yalan söylemek, bir şeyler sakladığımda bile ses tonum değiştiğine, ufaktan anksiyete atağı yaşadığıma göre, o zaman hiçbir zaman yetişkin olamayacağım!

Dünyaya, insanlara karşı kendini sorumlu hissetmek. O zaman kendimi bildim bileli yetişkin olabilirim!

Yalnızlaşmak. Evet bu çok fazla yazılmış bu konuya kafa yoranlar tarafından. Oysa ki benim için ergenlik dönemi yalnızlıktı. On sekiz yaş ve sonrasında etrafımda hep sevdiğim, güvendiğim dostlarım oldu. Sosyal fobilerimi aştım, daha kolay arkadaş edinir oldum.

Çocuklukta sandığımız gibi her şeye gücümüzün yetemeyeceğini anlamak, diye yazmış birisi de. Benim için de tam tersi bu. Küçükken çok daha güvensiz ve korkaktım. Ailemden bir şey isterken bile kırk kere düşünürdüm. Oysa ki şimdi kendimi çok daha güçlü ve güvenli hissediyorum.

Yoksa bu yüzden mi yetişkin gibi hissetmiyorum? Kendime, hayata olan güvenimi yitirmediğim için? Yaptığım hatalara, insanların yaptığı hatalara, oldu bir kere, deyip geçebildiğim için? Ki kime göre hata? Evrende hata yoktur.

Diyebilirsiniz ki, hayat sana kötü yönünü göstermemiş. Tabii ki gösterdi. Kiminden az, kiminden fazla. Hepsi insan olmanın bir parçası.

Belki de kötü olaylar, zorluklar deyip geçtiğimiz şeyleri yaşadığım için bugün güçlüyüm, kendime güveniyorum. Geçmişte yaşadığım her şeye, tüm deneyimlerime şükran duyuyorum.

Bazı arkadaşlarım da çocuk sahibi olmadığım için tam bir yetişkin gibi hissetmediğimi söylüyorlar. Hayattaki en büyük sınav, çocuk sahibi olmak diyorlar. Bedenin bile geri dönmeyecek şekilde değişecek, diyorlar. Belki de. Eğer ileride çocuğum olursa, şimdiki hislerimle karşılaştırabilirim.

Eğer yetişkin olmak gözlerindeki ışığı kaybetmek, dalga geçme yetini yitirmek, empati kurmadan insanları yargılama hakkını kendinde bulmak, arkadaşlarınla sadece sıkıcı konuları konuşmaksa, almayayım. Fakat eğer kendim ve dünya hakkında sorumluluk almaksa, zaten hep yetişkinmişim. Belki de o yüzden farklı hissetmem gerektiğini düşünsem de aynı hissediyorum.

Siz ne dersiniz? Sizce ne demek yetişkinlik?