2017’nin Kelimesi: Yaz

unnamed2016 yazında, biraz boşluktan, biraz yalnızlıktan, kendimi dinlemeye epey vaktim oldu. Ve bir anda kendimi yazı ile ilgili bir maceranın içinde buldum.

Birincisi, bu blog’u açtım ve yıllardır o ya da bu şekilde yaptığım günlük tutma işini bu bloga yönlendirmiş oldum. İkincisi, el yazımı güzelleştirme ve kaligrafi işine girdim ki bu başlı başına bir derya. Ben daha ancak ayak parmaklarımı suya sokmuş vaziyetteyim.

Üçüncüsü ise yaratıcı yazarlık oldu. FutureLearn adlı üniversitelerin açık dersler verdiği sitede “Kurgu Yazmaya Başlangıç/ Start Writing Fiction” adlı dersi aldım, ve benim için yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Küçüklüğümden beri hevesli olduğum kurgu yazma işini artık daha da ciddiye almaya karar verdim, ve Aralık ayında da gerçek bir yaratıcı yazarlık kursuna başladım. Benim için 2017, öyle ya da böyle yazı yazmak hakkında olacağa benzer. Umarım hep güzel şeyler olur da, melankolik olaylar sadece kurguda kalır. Hala umudum var.

Yapacak Bir Şey Yok!

gzhykeo_cbu-noah-silliman.jpg

İki üç gün önce fark ettim, bu cümleyi ne çok kullandığımı.

Neredeyse her cümlemin arkasına ekliyorum bu günlerde. Nereden geldiğini hatırlamaya çalıştım, bulamadım. Sonra fark ettim ki, eşim de çok kullanıyor. Acaba o mu benden aldı, ben mi ondan? Çıkamadım işin içinden. Nereden geldiğini anlayamayacağım.  Neden peki, her dakika yapacak bir şey olmadığını söylüyorum? Ülke, dünya ne halde? Tepki gösteremiyorum. Tepki gösterdiğim an, bir etiketim oluyor. Ben, Pelin olarak, barışı bile isteyemiyorum. Çünkü en çok barışı istenenler suçlanıyor. Susuyorum. En sonunda kelimeler kusmaya başlıyor. Umutsuzluğumu, çaresizliğimi böyle dile getirebiliyorum ancak.

Yemek tuzsuz olmuş, yapacak bir şey yok! Birinin yaptığına sinirlenmişim, yapacak bir şey yok! İnsanlar ölüyor, yapacak bir şey yok! İnsanlar aç, evleri başlarına yıkılmış, yine yapacak bir şey yok!

Halbuki yapacak şey öyle çok ki, öncelikle sessiz kalmamak, daha çok yazmak, etiketlenme pahasına da olsa susmamak. Bu toplumun başına ne geldiyse, susmaktan, bastırılmaktan gelmedi mi zaten? Yüksek sesle şarkı söylemeyi bile yasakladılar bize. Sevgimizi hep içimize gömdük. Güzel şeyler değil ama, nefret hep söylendi yüksek sesle.

Artık konuşma zamanıdır, yapacak şeyler var, hem de çok! Önce kelimelerimizden başlayıp, sonra hareketlerimize yansımalı. Barışı istemeli, sevgiyi istemeli her hareketimiz. Yoksa battıkça batacağız!