Less is More Aslında Ne Demek?

Az Çoktur- Aslında Ne Demek?

IMG_4899
Kozak

Kozak Yaylası’ndan arabayla geçiyorduk. Önce zeytinlerin, sonra çamların kokusunu içimize çekelim diye tüm camlar açık, rüzgârın sesinden konuşulanları duymak zorlaşıyordu. Öndeki yolcu koltuğunda oturan, o gün tanıştığım 84 yaşındaki Tevfik Amca bana döndü:

“Biliyor musun, eski bir meslektaşım ‘Less is more’ demişti. Bu benim hayat felsefem oldu. Hep böyle yaşamaya çalıştım,” dedi ve sonra önüne döndü. Ben de öyle şaşkınlığa uğradım ki soru bile soramadım ona.

O zaman Tevfik Amca’nın zamanının önde gelen mimarlarından olduğunu, bir inat yüzünden profesör olmak üzereyken akademiden ayrıldığını, spiritüelizm ve tasavvufla derinden ilgili olduğunu, şimdilerde ise tek başına memleketi olan Gelibolu’nun köylerinden birinde yaşadığını bilmiyordum.

Less is more, yani az çoktur deyimini bilmesine hayret etmiştim ama belki de Kozak Yaylası’nın havası çarptı, ben Tevfik Amca’ya bunu nereden bildiğini sormayı unuttum.

unnamed

Geçenlerde internette gezinirken karşıma çıktı yeniden deyim. Altında da söyleyen kişinin adı yazılıydı: Ludwig Mies van der Rohe. Meğer Tevfik Amca’nın meslektaşım derken kastettiği, kendinden yaklaşık yüz yıl önce yaşamış, modern mimarinin önemli figürlerinden Mies imiş.

Mies bu sözü hayatı boyunca tasarladığı tüm yapıtlara yansıtmış. En ünlü yapıtlarından biri Barcelona Pavilion, bakınca insana hakikaten de az çoktur duygusunu yaşatıyor. Hem çok basit gibi geliyor insana hem de sonsuzluğu çağrıştırıyor. Şüphe yok ki Mies hem 20. hem de 21. yüzyılı en çok etkileyen mimarlardan biri.

less is more ne demek
Barcelona Pavilion

Savaşların, fetihlerin, hep daha çok olsunların dünyasında yaşamış Mies. Öyle ki onun Pavilion’u tasarladığı yıllarda Almanya’da enflasyon almış başını gitmiş, ekmek almak için bile parayı çuvalla taşır olmuş insanlar. Ama o yine de azı savunmaya devam etmiş.

para müzesi
2014 yılında Stockholm Para Müzesinde fotoğrafını çektiğim bu banknotlar 1922-1924 arasına ait. İki yılda 50 marktan milyon ve milyarlara gelinmiş.

‘Az çoktur’ deyimini hep sevmişimdir, ama arkasındaki felsefeyi öğrenince, daha da benimsedim. Umarım Tevfik Amca gibi ben de bunu hayat felsefem haline getirebilirim.

Less is More’un anlamından daha ayrıntılı bahsettiğim videomu aşağıdan seyredebilirsiniz 🙂

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz. Youtube kanalım da burada.

İstemenin Gücü

Facebook’ta dolmakalem, mürekkep, güzel yazı ile ilgilenenlerden oluşan, www.banasikcayaz.com adlı blogun sahibi Zeynep Hanım’ın kurduğu Bana Sıkça Yaz adlı bir grubumuz var. Hala günlük olarak Facebook’u ziyaret etmenin birkaç sebebinden biri kendileri. Gruptaki herkes birbirini cesaretlendirir, arka çıkar, destek olur. Grup üyelerinin birçoğu ile yüzyüze tanışmasam da hepsi arkadaşım gibidir.

Blogum için el yazısı ile bir header yazmak istedim ama denedikçe daha da kötüleşti. Aklıma arkadaşım Hülya’nın paylaştığı bir TED konuşması geldi, sevgili Amanda Palmer’ın, The Art of Asking- İsteme Sanatı adlı konuşması. (Türkçe altyazı mevcut, sağ alt köşeden settings-subtitles-turkish seçebilirsiniz)

Hülya bu konuşmadan etkilenerek bir blog bile tutmaya başlamıştı (the blog of asking). İnsanlardan bir şey rica etmek, istemek hep ne zor geliyor bize. Kendimizi kasıyoruz da kasıyoruz her şeyi tek başımıza halletmek için. Kendi kendime olmayacağını anlayınca bu işin, ben de istemeye karar verdim. Facebook grubundaki arkadaşlardan benim için “minimalist günlük” yazmalarını ve benimle paylaşmalarını istedim. Sonuçlar öyle güzel oldu ki, hangisini header yapacağım şaşırdım. İçtenliğin, ve bazen istemenin ne kadar güzel olduğunun ispatıdır kanımca bu güzel tasarımlar. Size şöyle güzel bir kaligrafi turu attırayım. 🙂

IMG-5369
İbrahim Başol’dan…

image1
Abdullah Acar’dan… harfler adeta dans ediyor 🙂

deneme
Yazısına en özendiklerimden, Rıfat Esmer’den…

IMG_3368
Rıfat Esmer’den…

 

fpaillogo
Aydan İlkbahar, nam-ı diğer Fp Ail’den…

 

nor
Sinan Onur Altınuç’tan…

IMG-5370
Ramazan Geçeli’den…

IMG-5371
Yaratıcılıkta sınır tanımayan Yalçın Güven’den…

IMG-5372
Yalçın Güven’den… Gerçekten takdire şayan. Logo falan olur mu ki bu 🙂

Hepsi birbirinden güzel ve yaratıcı, kendim böyle tasarımları hayal bile edememişken hele öyle değerli ki… Bir insanın, sadece sanal ortamda bile tanısa yardım elini uzatması ise ayrı bir incelik. Amanda Palmer’ın dediği gibi, istemek gerçekten de mucizeler yaratabiliyor. Arada bir siz de deneyin. 🙂

dipnot1.  Aydan Bey’in tasarımı yeni header’ım oldu. Gerek rengi gerek tasarımı olsun tam içime sindi gerçekten. Bir yandan da ölçü olarak en uygunu, daha doğrusu benim sınırlı resim kesme biçme becerimle en yapılabileni de oydu. Diğerlerini de başka projeler için bekletiyorum şimdilik.

dipnot2. dolmakalem, mürekkep ve bilimum kırtasiye severleri, ya da yalnızca güzel yazıya bakmayı sevenleri Zeynep’in blogu Bana Sıkça Yaz’a ve facebook grubuna bekleriz. 🙂