Çare İkinci El!

Bu haftanın yeni videosunda ikinci el deneyimlerimi paylaştım.

İkinci el neler neler almadım ki… Kıyafetten çantaya, ev eşyasından tencereye birçok ihtiyacımı giderirken öncelikle ikinci el almak mümkün mü diye bakıyorum. Hatta Singapur’dayken ev bitkilerimi bile ikinci el olarak almıştım!

Bence gerçekten tüketimde yavaşlamamızı, eşyanın değerini daha iyi anlamamızı sağlayan bir süreç ikinci el alışveriş (ve tabii kardeşi özgür dönüşüm). O nedenle bu tür oluşumları sonuna dek destekliyorum. Videoda da kendi maceralarımı ve ikinci el alışverişin hangi mecralarda yapılabileceğini anlattım. Sizin tecrübelerinizi de dinlemek isterim, yorumlarda benimle ve diğer okuyucularla paylaşabilirsiniz.

Özgür Dönüşüm ve İkinci El-Singapur

Daha önceki yazılarımdan birinde özgür dönüşüm ve ikinci eli ne çok sevdiğimi anlatmıştım. Ankara’da genelde benim için vermek üzerinden yürüyordu, otuzdan fazla kitabımı, saatlerimi ve sayısız kıyafet vermiştim. Fakat Singapur’a yalnızca bir bavul ile gelince tabii ki insanın bazı ihtiyaçları oluyor. Bu ihtiyaçların bir kısmını ikinci el olarak karşıladık.

Burada acayip bir Facebook dayanışması var. Dayanışma, alım-satım ve özgür dönüşüm ile ilgili bolca facebook grubu bulunuyor (facebook’un iyi yanları da var yani). Burada bir çalışma masası ve bir ayak uzatma taburesini özgür dönüşümden, tabak ve bardak, french press, saç kurutma makinesi, ütü, modem vb aklıma şimdi gelmeyen ıvır zıvırları ikinci el olarak aldık.

IMG_0909

Ama bence en iyi ikinci el deneyimim dün oldu. Ankara’da olduğu gibi burada da çiçek ve bitki yetiştirmek istiyordum ama çiçekçiler çok pahalıydı. Ben de şansımı sahibinden.com benzeri bir ikinci el sitesinde deneyeyim dedim. Oturduğum mahallede bitki yetiştirip uygun fiyatlara satan biri çıktı. Aloe vera, fesleğen ve ispanyol nanesi aldım. İleride de herhangi bir çiçek ya da bitki almak istersem çiçekçilere gitmek yerine o sevimli kadını ziyaret edeceğim. Evi ve apartman koridoru bir sera gibiydi. O bitkileri sevgiyle yetiştirdiği çok belliydi.

Peki Neden İkinci El?

  1. İlk olarak ekolojik açıdan bakmak istiyorum olaya. Alışveriş döngüsü – al, tüket/kullan, çöpe at, tekrar al –gezegenin gerçekten içine etmiş durumda. Kullanılmış eşyalar alarak ilk olarak ürettiğimiz çöpü azaltma, ambalajlamayı neredeyse sıfıra indirme, tüketimimiz üzerine yeniden düşünme imkanı yaratmış oluyoruz. Bu bazen giysi gibi küçük (görünen ama ardında pislik bir endüstri yatan) bir ürün olabiliyor, bazen araba gibi kocaman bir şey.
  2. İkinci el alım-satım ayrıca bireysellikten çıkıp toplumsal bir olma duygusunu yeniden yakalamamıza yardımcı oluyor. Normal çevrenizde tanışmanızın mümkün olmadığı yeni insanlarla tanışıyor, onların duygularını paylaşıyorsunuz. Örneğin Ankara’da buzdolabımı satarken yirmili yaşlarda bir rapçi ile tanışmıştım. Yeni evleniyordu ve benim verdiğim buzdolabı ve ufak tefek başka eşyalar onun evine gitmiş oldu. Önceki yazıda anlattığım saatimi verdiğim bir yüksek lisans öğrencisi de bana çay ısmarlamıştı. Ben o saati yan tarafları yırtık diye uzun zamandır takmıyordum. Fakat o öğrenci sınavlarda kullanmak için bir saate ne kadar ihtiyacı olduğunu, şu sıralar durumu ve vakti de olmadığından alamadığını, yırtığın da onu hiç rahatsız etmediğini söyledi bana, biraz utandım doğrusu. Utancım, o saati severek kullanacak birine daha önce verebilecekken 3 seneden fazla dolabımda tutmamdandı.
  3. Üçüncü sebep de ikinciyle biraz bağlantılı aslında. Paranın bize hükmetmesini azaltabilmek adına ikinci el ve özgür dönüşüm çok önemli. İkinci el, satanlar için hem evdeki eşyaları azaltma imkanı sağlıyor, hem de ek gelir kaynağı. Aynı zamanda belki de üzerinden para kazanmasa evden çıkartamayacağı ihtiyaç fazlası şeyleri elden çıkarmaya yarıyor (kitaplar, dergiler, eski elektronikler bunlara örnek). Özgür Dönüşüm de aynı şekilde, ama daha hızlı işliyor. Bir eşyanızı satmak için daha uzun beklemeniz gerekebilir, ama hem hızlıca elden çıkarmak hem de birilerini mutlu etmek istiyorsanız şehrinizdeki Özgür Dönüşüm gruplarını tavsiye ederim.

Belki bir dahaki sefere bir şey almadan ya da çöpe atmadan önce siz de benim yaptığım gibi öncelikle ikinci el ve özgür dönüşüm sayfalarını kontrol edersiniz. Hem kendinize, hem başkalarına, hem de dünyaya küçük bir iyilik yapmış olursunuz.

Bu hafta Veda Ettiklerim

Bu hafta benim için manevi değeri olan, ama artık kullanılmayan gitarıma veda ettim. Yıllardır İzmir’de, ailemin evinde duruyordu. Yaklaşık 7 yıldır hiç kullanılmıyordu. Halbuki ilk aldığım dandik gitarımı, büyük heveslerle ne çok çalmıştım bir altı yıl kadar… Sonra para biriktirip bu Yamaha gitarı almıştım. Nedense bu kaliteli gitarı aldıktan sonra soğumaya başladım çalmaktan, halbuki en doğru düzgün kurslara da o zaman gisn853792ttim. Yaklaşık bir sene klasik müzik, bir sene de flamenko çaldım bu gitarla. Ama sonunda şunu anladım: Ben gitar çalmak için doğmadım. Günde yarım saat pratik bile beni sıkıyordu. Ama iş yazmaya gelince örneğin, saatlerce yazabilirim, elde ya da bilgisayarda. Saatlerce yemek yapabilirim, olmasın, baştan deneyebilirim. Gitar konusunda ya bir yerde cesaretim kırıldı ya da dediğim gibi baştan beri zorluyordum belki de. Azaltarak bıraktım gitarı. Bu fotoğraf da çaldığım son zamanlardan, 2009 civarı.

Müzisyen bir arkadaşıma bu hafta başında bu gitarı ne yapabileceğimi sordum, severek alabileceğini söyledi. Hatta gitar koleksiyonunda bir tek klasik gitar eksikmiş. Sembolik bir miktara sattım kendisine. Zaten benim için önemli olan da birinin alıp severek kullanmasıydı onu, hatta mümkünse benden daha fazla. Bu nedenle çok, çok mutluyum gitarım bu arkadaşımda yaşamaya devam edeceği için.

İkinci veda ettiğiimg_0997m şey ise sekiz adet kitap oldu. Ara Dünya ve Devlete Karşı Toplum’u daha okumak istemediğime karar verdim. Macbeth ve Uğultulu Tepeler’in İngilizcesi kitaplığımda var. Vadideki Zambak, Doğa Tarihi ve Yatak Odasında Felsefe’yi zaten hiç sevememiştim. Kumarbaz’ı ise bir daha okumak istesem de bu çeviriyi beğenmedim. Daha önce Özgür Dönüşüm yazımda bahsettiğim, çalıştığım üniversitenin grubuna verilik olarak koydum ve bir dakika geçmeden hepsine talip çıkmıştı. Yıllarca kitaplığımda durup, okunmayan bu kitapları şimdi birilerinin severek okuyacak olması da çok, çok mutlu etti beni (Geçen ay da yedi-sekiz ders kitabımı benim bölümümde okuyan bir öğrenciye vermiştim. Sanki bir daha bakacakmışım gibi yıllarca sakladığım kitaplar. Marie Kondo- bu kadın hakkında artık bir yazı yazmam lazım- en çok da bu ders kitaplarından direk kurtulmayı öneriyor).

Bu arada kitaplardan söz etmişken hoş bir tesadüften bahsedeyim. Çok sevdiğim bir dostum okulsuz eğitime merak saldı, doğum günü de geliyordu, ben de ona kitaplığımdan “Okulsuz Toplum” kitabını alıp götürdüm. Diğer aldığım hediyelerden çok buna sevindi. Birkaç hafta sonra da, bitkilerden ilaç ve merhem yapımıyla ilgili bir kitaptan yanlışlıkla iki tane sipariş vermiş, birini bana gönderdi. Çok hoş ve tesadüfi bir takas oldu aramızda. 🙂

Evimizi dolduran eşyaları “ya gerekirse” diye yıllarca saklıyoruz. Benim durumumda örneğin, o gitar ne kadar kullanılmazsa o kadar değersizleşecekti, artık yeni bir sahibi olmasına en çok da kullanılacağı için  mutluyum. Kitaplardan kurtulmak da bir hayli zor. Ancak yıllar sonra torunlarımız bizden kalan birkaç kitapla mutlu olacaklarsa da sanırım 400-500 kitap kalırsa elemek zorunda kalacaklar. Bu yüzden önemi olanlara gözümüz gibi bakıp, önemsiz olanları da hediye ya da takas ederek elden çıkarmak en mantıklısı geliyor bana.

Yaşasın Özgür Dönüşüm! Yaşasın İkinci El!

İnsan bazen aksesuar gibi küçük şeylerin evde nasıl da biriktiğini anlamıyor. Ve ne kadar yeni eşya alırsak alalım, eskilerinden vazgeçmek kolay olmuyor.

Bu hafta iki tane saatime elveda dedim.

Benim için kıyafetlerden kurtulmak kolay, ucuz ve kararmış aksesuarları ise direk çöpe atabiliyorum, ama saat gibi kıymetli bir şeyi, hele de duygusal bir değeri varsa, atmak zor oluyor.

Bu saatlerden birini 4 yıl birini de 6 yıl kullandım. İkisi de epeyce eskidi, ama biri babamın biri ise kardeşimin hediyesi olduğu için onlardan vazgeçemiyordum. Yaklaşık bir yıldır ikisini de takmamıştım ve biten pillerini değiştirme gibi bir niyetim de yoktu. Neden bu saatlerim başka birinin kolunda hayat bulmasındı?

 

Aslında bunu yapmaya beni teşvik eden kişi eşim oldu. Benim ona geçen sene hediye aldığım, başta çok severek kullandığı ama sonra bileğini rahatsız eden saati satmaya karar verdi. Yepyeni ve oldukça pahalı olduğu için vermektense satmak daha mantıklı oldu tabii. Sonra da 10 yıl taktığı güneş gözlüğünü üniversitenin sayfasına koymamı önerdi. Pek alıcı çıkacağından emin değildi ama çöpe atmaktan iyidir diye düşündü. Ben de bu cesaretle kendi saatlerimi de koydum gruba. Yıpranmış olduklarını özellikle belirtmeme rağmen, beş dakika içinde onlarca istek geldi, hatta gözlük için para önerenler bile oldu!

 

adsiz

Öğrencilere birazcık bile bu şekilde katkıda bulunabilmek bana çok iyi hissettirdi. Keşke daha önce verseymişim dedim, benim dolabımda sessiz sakin oturacaklarına birilerinin bileğinde tik-tak tik-tak çalışacaklar artık.

Eğer sizin de böyle yıllardır kullanmadığınız, ve kullanılmayacağını bildiğiniz eşyalarınız varsa çöpe atmadan önce yapılacaklar çok.

Üzerinden para kazanmak isterseniz, son zamanlarda popülerleşen uygulamaları ya da sahibinden.com gibi siteleri kullanabilirsiniz. Ben facebook gruplarını da bu konuda çok başarılı buluyorum, daha önce buzdolabı ve dolap satmıştım ankara 2. el eşya paylaşımı grubunda. Bu saatleri de Odtülü’den adlı gruba koydum, aslında bu da bir 2. el satış platformu, diğer üniversitelerin var mı bilmiyorum, ama bu gruptaki dayanışma hakikaten muhteşem.

Evdeki fazla giysilerim sayesinde indirim kazanayım derseniz de H&M bir torba dolusu kıyafet veya bez getirene 50 TL lik alışverişte 10 TL indirim yapıyor. Bence bu da gayet iyi bir seçenek, biz H&M’i ailecek sevdiğimiz için oradan bir şey alacağımız zaman özellikle bakıyoruz evde verebilecek ne var diye. Bu hem dolaptakileri sorgulamayı sağlıyor, hem de çıkan parça çok, giren bir oluyor. Bu arada H&M bu kıyafetleri ne yapıyor merak ettik. Giyilebilecek durumda olanları 2. el olarak pazarlıyor, giyilemeyecek durumda olanları ise geri dönüştürüyormuş.

Satmayıp vereyim, faydam dokunsun derseniz yine Facebook’ta “Özgür Dönüşüm Ankara” grubunu tavsiye edeceğim. Yalnızca birkaç ayda harika bir dayanışma oluştu burada. Kuzine soba bile verildiğini gördüm 🙂 Bu Ankaralılar bir harika dostum 🙂

Aynı zamanda Kızılay da eski giysileri kabul ediyor. İzmirde yaşayan annem genellikle Kızılay’ın kumbarasına bırakıyor eski giysileri. Ankara’da da Çiğdem Mahallesi’ndeki Çiğdemim Derneği‘ne bırakıyorum ben, bu derneğin yaptıkları da takdire şayan.

Yaşasın özgür dönüşüm! Yaşasın ikinci el!