Yaşam Alanını Düzenle: Ivır-zıvır

52 Küçük Değişiklik’te bu haftanın küçük değişikliği yaşam alanımızı düzenlemek.

Pazartesi günü mutfağı, Salı günü yatak odası ve giysileri düzenledim. Bugün sıra oturma odası ve ıvır zıvır, ya da Kondo’nun deyişiyle komonoyu düzenlemekte.

İlk olarak evde ne kadar ıvır zıvır varsa hepsini salondaki koltuğa koydum:

 

 

Defterler, kitaplar, kalemler, el işi malzemeleri, fişler ve dahası. İlk olarak fişleri hemen kontrol edip üzerinden 1 ay geçmiş olanları attım. Muhtelif dergi ve broşürler de geri dönüşümü boyladı.

Benim için en zor olan düzenledikten sonra nereye koyduğunu unutmak, bu yüzden bu sefer neyi nereye koyduysam yazdım. Mesela tırnak makası mavi çantanın içinde gibi.

Açık alanları mümkün olduğunca boş bırakmaya çalıştım, zaten anlamadan zamanla doluyor 😁

img_2446
Bütün ıvır zıvır bu çekmecelere giriyor.

 

 

İki çekmece bana, bir çekmece Koray’a. Koray’ın hep benimle dalga geçtiği gibi, evdeki asıl minimalist ben değilim 🙂

784dc9ce-e225-41de-b9df-57aadf9c88e9

img_2442
TV önünde minik oyuncaklarımız(ki bilen bilir Ankara’da koca bir koleksiyonumuz vardı), kol saatleri, mürekkep şişelerim ve oyun konsolu var.

 


Yatağın yanına aldığımız minik çekmece yatak odasına sığmayınca benim köşem oldu, kütüphane kitaplarım ve el işi malzemelerim burada.

img_2450
Evde hiç köşem yokmuşçasına, burası da benim köşem.

img_2440

Bazen o kadar üşeniyorum ki şu düzenleme işine, çekmeceler boşken tüm koltuk ıvır zıvırla doluyor. Umarım bu sefer düzen kalıcı olur.

Yarın da banyoya giriyoruz, takipte kalın 🙂

52 Küçük Değişiklik 41. Hafta: Yaşam Alanını Düzenle

Bu hafta minimalizmle yakından ilgili küçük değişikliğimiz: yaşam alanını düzenle!

Dört sene önce, minimalizme olan ilgim aslında düzensizliğimden kaynaklanmıştı. Takip ettiğim kitap sitelerinden biri, çok satan Marie Kondo’nun Japonca’dan İngilizce’ye çevrildiğine dair bir mail gönderdi gelen kutuma. Kitabın ismi beni gerçekten çok etkiledi: The Life Changing Magic of Tidying Up 🙂 Kitap Türkçe’ye sonradan “Derle Topla Rahatla” diye çevrilmiş de olsa, aslında “Evi Toplamanın Hayat Değiştiren Büyüsü” motamot çevirisi. Kitabın ismi beni o kadar heyecanlandırdı ki, hemen bilgisayara indirdim kitabı, birkaç günde bitirdim.

Marie Kondo’nun ana tezi beni çok gaza getirmişti: Düzensizliğin asıl sebebi fazla eşyaya sahip olmaktır.

Yani ilk çözüm, fazlalıklardan kurtulmak.

İkinci çözüm ise, her şeyin, ama her şeyin bir yeri olacak.

A-Place-for-Everything-And-Everything-in-Its-Place

Bence dört senelik deneme yanılma sürecinde fazlalıklardan kurtulma konusunda uzuun bir yol kat ettim. Fakat düzen konusunda, tabii eskisine göre kendimi çok geliştirmiş de olsam, henüz istediğim noktada değilim. Şu an evimde, atabilirim diyebileceğim neredeyse bir tek eşya bile yok ama neyi nereye koyduğum konusunda bocalıyorum hâlâ.

O yüzden bu hafta kendimi motive edip, her gün de bloga yazarak evimdeki 5 alanda düzenleme sağlayacağım. Özellikle belirli bir yeri olmayan ve her gün yerini değiştirdiğim objelere odaklanarak. Bakalım sürdürebilecek miyim?

Siz de benimle evinize yeniden göz atmak isterseniz sırayı bu şekilde yapacağım:

  1. Pazartesi: Mutfak
  2. Salı: Giysiler
  3. Çarşamba: Ivır-zıvır, hobi
  4. Perşembe: Banyo ve ecza dolabı
  5. Cuma: Kırtasiye, kalem, kitap

Bu arada çok yapmadığım bir şeyi de yapmaya çalışacağım: Evimin fotoğraflarını çekmek. Brisbane’da taşındığımız ev, 60 metrekare, kutu gibi bir daire. İlk defa bu kadar küçük bir evdeyiz, Ankara’daki evimiz de 2 oda ve bir açık mutfaklı salondan ibaretti ama bu ev Ankara’daki evin salonu kadar sadece. Eğer küçük bir evde nasıl rahat ve ferah yaşanır görmek isterseniz bu haftaki yazıları ve fotoğrafları bekleyin. 🙂

 

6 İlginç Katlama Tekniği- 6 Interesting Folding Techniques

İnternette dolanırken bolca olan “life hack” videolarından birine rastladım. İlk iki teknik özellikle hoşuma gitti, Konmari metoduyla katlanan kazak ve kotlarda tam verim sağlayamamıştım çünkü, yine mağaza modu katlamaya geri dönmüştüm. Denemeye değer.

Videoda kot pantolon katlama, kazak katlama ve gömlek katlamaya dair teknikleri izleyebilirsiniz.

While browsing the net I came across one of those “life hack” videos that teach you how to fold. I especially liked the first two, as I didn’t find Konmari method efficient in folding sweaters and jeans. Gotta give it a try.

A few tips on packing/ Bavul yapma üzerine birkaç ipucu

1. If you’re packing a sun hat, put it upside down and fill inside and the outer edges with soft clothes like t-shirts and socks. This ensures the hat will stay in shape.


1. Eğer bavulunuza bir hasır şapka koyacaksanız ilk önce ters olarak koyup, içini ve dışını tişört ya da çorap gibi yumuşak kıyafetlerle doldurabilirsiniz. Böylece şapkanın şekli bozulmayacaktır. Bunu öğrenene kadar bu şapkayı uçakta/otobüste elimde poşetle taşırdım. 😄

2. Fold the clothes so that they can stand up on their own, using the Konmari method ( vid below). That way you can take the clothes you need without messing the organisation of the suitcase.

Also, pack your shoes separately to make the best of the space.

2. Giysileri yukarıda görüldüğü gibi, dik duracak şekilde Konmari metoduna göre katlayın. Böylece içinden bir giysi almanız gerektiğinde diğerleri bozulmayacak ve her şeyi bir anda görebilirsiniz. Konmari metodu ile giysi katlama için aşağıdaki videoya bakabilirsiniz.

Diğer bir ipucu da ayakkabılar üzerine. Ayakkabılarınızı tek tek poşetleyin ki yer kaplamasın.

3. Last but not the least, don’t over pack. Only bring what you need. For me, for one month of visiting family and then going to the seaside, I packed 6 t-shirts, one pair of baggy trousers, one pair of jeans, swimsuits, one summer hat, a very light towel, one pair of sandals and one pair of sneakers. Besides clothes, toiletries and basic skin care products. For makeup, just a 10 ml bottle of foundation and an eyeliner. I guess this suitcase will weigh below 10 kilos it’ll be more than enough.

I hope this post helps you to pack lighter and in a more organised way. 🙂

The other half of the suitcase/ bavulun diğer yarısı

3. En önemlisi de, yalnızca ihtiyacınız kadar olanını alın bavulunuza. Bu herkese göre değişir, ben bir ay kadar ailemin yanına gidip sonra da deniz kenarına gideceğim. Bunun için altı tişört, bir şalvar pantolon ve bir kot pantalon, bir çift parmak arası terlik ve bir çift spor ayakkabı, banyo ve cilt bakımı malzemeleri aldım.  Mayoların yanında kurulanmak için bir peştemalim var ki hem hafif, hem de suyu kalın bir havludan daha fazla emiyor ve anında kuruyor.

Makyaj malzemesi olarak 10 ml lik bir fondöten ve bir göz kalemi yetti. Bana yetecek hatta artacak bu bavul tahminimce 10 kilodan az oldu.

Umarım bu yazı daha hafif ve düzenli bir bavul düzenlemenize yardımcı olmuştur. 🙂

Bugün Veda Ettiğim Küçük Şeyler.

image

İnsan farkında olmadan nasıl da eşya ile kaplanıveriyor etrafı. Bugün bana büyük gelen iki bluza, kullanma imkanım olmayan üç kutuya (niye baştan tutuyorum ki bunları, belki bir gün lazım olur diye, tüm ev istifleniyor) terliğimden kopup evin her yerinde dolaşan ponpona, kesilen kot pantolonumun paçalarına (hahaha,  “belki bir gün” bir proje yaparsam saklanan yine), ve olur olmaz birkaç kart ve broşüre veda ettim. Broşürlerden biri de müze broşürü. Hep, deneyimleri eşyalara tercih edin, denir ya, ben de anılarımı ve deneyimlerimi gittiğim bu güzel müzenin broşürüne tercih ettim. Yazayım ki unutulmasın, gittiğim bu güzel müze, Cunda Adası’nda, Taksiyarhis Kilisesi Müzesi ve ona bağlı Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi. Kilisede Koç ailesinin özellikle denizcilikle ilgili antika koleksiyonu bulunuyor, üst katta ise sürekli değişen koleksiyonda oyuncaklar sergileniyor. Gitmeyenler için yine Koç ailesine ait olan Ankara Ulus’taki müzeyi de öneririm, illa eşyalar saklanacaksa böyle saklanmalı dedirtecek cinsten. Evlerimizi müzeye çevirmenin alemi yok :).

Cunda’nın daha da tepesine yürümeyi göze alırsanız, 600 senelik bir yel değirmeninin şimdi kütüphaneye dönüşmüş halini ziyaret edebilirsiniz. Buranın bir Nostalji Kafe’si var ki, böyle güzel bir manzara gördünüz mü bilmem. Her yanın deniz, her yanın mavi, sessizlik.

Bu arada, bunu yazarken annem bluzların ikisine de talip oldu. Yıllarca dolapta bekleteceğime ona önceden sorsaydım keşke!