Hayatım Bir Film Olsaydı, Müziği Ne Olurdu?

markus-spiske-78531-unsplash

Bu hafta biliyorsunuz müzikle yatıp müzikle kalkıyorum. Son yıllarda hep aynı şeyleri dinlediğimden, ufkumu açmak açısından benim için çok yararlı bir hafta oldu. Ama kitapta belirtildiği gibi bu yeni müzikler dinleme ve kendime en uygun müzikleri bulma işini de bir alışkanlık haline getirmeye kararlıyım.

Yapmak istediklerimden biri de, dönüp dönüp dinlediğim şarkılardan kendime bir liste yapmaktı. Eğer hayatım bir film olsaydı, soundtrack’i ne olurdu diye düşündüm . Hayatımda büyük etkisi olan şarkılardan bir karışık kaset yaptim, buyrunuz. Ayıklamak biraz zor oldu ama içime sindi. Aynısını yapmaya sizi de davet ediyorum. 🙂

A Yüzü

Toto- Africa

Dünyanın en sacma klibine sahip (gerçi 80lerde hangi klip saçma değil) bu şarkıyı hep Koray’la arabada dinlerdik. Sonra nikah şarkımız da bu oldu.

Dido- Life For Rent

Dido’nun çoğu şarkısını çok sevsem de Life For Rent sözlerinden dolayı bu listeyi hak ediyor.

“Aldığımdam fazlasını hak etmiyorum,

Çünkü zaten sahip olduğum hiçbir şey, gerçekten benim değil.”

Tanita Tikaram: Twist in My Sobriety

Universitede karışık CDlerimin ilk şarkısı genellikle bu olurdu, dinlemekten de hiç bıkmadım. Doğduğum yılın şarkısı (wow, 30 yıllık yani 🙂 ) ama gunümüzde içinde olduğumuz ikiyüzlülüğü de çok güzel anlatıyor. Biz rahat yataklarımızda uyuyor, kitap okuyup haber seyrederek vicdanlarımızı rahatlatıyoruz. Aslında bizim rahat hayatımızın bedelini başkaları ödemek zorunda. Bunu düşünmek biraz acı veriyor ama arada hatırlatılmamız gerekiyor.

Beatles- Within You Without You

George Harrison’in yazmış olduğu bu şarkı neredeyse her dinlediğimde gözlerimi dolduruyor. Bunu yazdığı zaman “sessiz Beatle” olarak da bilinen Harrison, Beatles’tan ve şöhretten artik sıkılmış, yeni deneyimler yasamak istiyordu. Hindistan seyahatinde Hint spiritualizminden ve müziğinden o derece etkilenmiş ki bunu bu şarkıda yoğunlukla görebiliyoruz. Bu şarkı bende “aydınlanma deneyimi” dedikleri şeyi çağrıştırıyor.

Diyor ki ” Anlamaya calis, her sey senin icinde, kimse seni değiştiremez . Ve görmeye calis, o kadar küçüksün ki, hayat senin icinde, ve dışında akmaya devam ediyor.”

Depeche Mode- Enjoy the Silence

Depeche Mode benim icin lise yıllarım. Lisede daha sessiz ve asosyaldim. Belki de o yuzden bu şarkıyı bu kadar sevmistim. Ama hala sıkça dinlediğim şarkılar arasında. Şarkının sonundaki sessizlik de en sevdiğim kısımlarından biri.

“Kelimeler çok gereksiz, sadece zarar verebilirler.”

The Smiths: Bigmouth Strikes Again

Sessizlik lise yıllarımsa cok konuşmak da üniversite yıllarım olmalı. Üniversitede sonunda gerçekten”dost” diyebileceğim insanları bulunca, epey bir kafalarını ütüledim.

Bu şarkıyı ben şöyle yorumluyorum, Morrissey birine soylememesi gereken seyler soylemis (baya da agir seyler tabii, dislerin kirilasica, bayilana kadar sopa yiyesice gibi), sonra da bosbogazligindan gem vuruyor bu sarkida. Hatta insan irkindan olmamaliyim bile diyor, o kadar abartmamak lazim tabii ama bu sarki muzikalitesinin yaninda bana kendi bosbogazligimi da hatirlattigi icin seviyorum.

B Yuzu

Nazende Sevdigim- Figen Genc

Fazla soze ne hacet, bayiliyorum bu turkuye…

Kendine Zaman Ver

“Biraz uzaklaşınca anlaşılır eksikler

Biraz yakınlaşınca , görülür fazlalıklar…”

Bu şarkının sözleri bir harika dostum.

Zardan Adam: Hepsi Hepsi Hayat Nasil Olsa

Zardan Adam’i cok sever, cok dinlerdim üniversite yıllarında. Saçma grupların popüler olduğu Türk müzik piyasasında unutuldular ama ben hala severek dinliyorum.

Ezginin Günlüğü- Gelen Benim

Ezginin Günlüğü en fazla canlı dinlediğim grup olmalı. Hem müzikalite, hem anlamlı sözler… Bu şarkıyı sadece simgesel olarak seçtim, Ezginin Günlüğü direk hayatımın soundtrack’i olarak kullanılabilir 🙂.

Candan Erçetin-Arada Bir

“Arada bir bir yanım, kaçsam diyor uzağa,

Katsam diyor önüme, canımı yorganımı.”

Candan Erçetin de çok istememe rağmen canlı dinleme fırsatı bulamadığım bir sanatçı. Bu kadının tavrına, duruşuna, müziğine hastayım. Babam ilk “Elbette” albümünü almıştı da öyle tanımıştım. O kaset kaç bin defa dinlenmiştir bilmiyorum. Bu şarkı da daha çocukluğumdan beri beni çok etkilemiştir.

Athena: Ses Etme

Koray’la en sevdiğimiz şarkılardan biriyle başlamıştım, diğeriyle bitireyim. Athena’yı lisede cok severdim ama son albümlerinden uzaktım. Koray’ın bu şarkıyı arabada yüzlerce defa, bağıra bağıra dinlemesi sonucu ben de sevdim. Ses Etme, bana yeni sattığımız, benim araba kullanmayı öğrendiğim Mazda’mızı, ve 2017’nin baharında gittiğimiz Athena konserini, yağmura ragmen tepine tepine dans etmemizi hatırlatacak hep.

52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

52 Küçük Değişiklik 2. Hafta: Müziğin Sesini Aç

alice-moore-192521-unsplash
yazidak’ tum fotograflar, telif hakki olmayan ozgur gorsellerin bulundugu unsplash’ten.

Okumakta olduğum “52 Small Changes for the Mind” kitabı sayesinde 52 haftalık bir değişim programına başlamıştım hatırlarsanız. İlk haftanın konusu günlük tutmaktı. Ben onaltı yaşıma kadar düzenli günlük tutuyordum ama son on üç yıldır çeşitli defterler tutmama rağmen günlüğümün yüzünü çok nadir açıyordum. Geçen haftadan başlayarak günlük tutmayı bir alışkanlık haline getirmeye çalışıyorum. İnstagramdaki ve buradaki yorumlardan da biliyorum ki sizlerden de başlayanlar oldu. 🙂 Umarım sizin için de benim kadar verimli geçmiştir.

 

İkinci haftanın konusu: Müziğin Sesini Aç.

Tesadüfen ilk iki konu da benim ergenlik yıllarında çok ilgilendiğim ama özellikle üniversiteden mezun olup çalışmaya başladıktan sonra tabiri caizse salladığım konular. Hâlâ ergenlikten kalma müziklerimi dinliyorum (bkz. the Cranberries, Dido, the Smiths vs.) (hatta bkz. her gün dinlediğim spotify listem). Yeni müzikler bulup deneyimleme konusunda biraz kötüyüm, yazı yazarken genelde Chopin, ama onun dışında bu listeyi dinliyorum çoğu zaman. En son ne zaman yeni bir albümü baştan sona dinlediğimi hatırlamıyorum bile. Ama bu hafta bunu kıracağım. 🙂

Birçoğumuz işe, okula giderken, alışveriş merkezlerinde, cafelerde müzik dinliyoruz ama ne kadarının farkındayız? Ruh halimizi nasıl etkilediğini görüyor muyuz? 80li yıllarda Dr. Van de Carr tarafından yapılan bir araştırmaya göre, müziğin etkisi daha anne rahminde başlıyor. O andan itibaren sesler ve müzik beynimizi şekillendirmeye devam ediyor.

Müzik beynimizdeki nörokimyasalları harekete geçiriyor. Yani bir anlamda ne dinliyorsak öyle hissetmeye başlıyoruz. Rahatlatıcı müzikler melotonin salgılayıp uykumuzu düzenlemeye, dopamin salgılayıp mutlu hissetmemize yardımcı olurken, sevmediğimiz ve rahat hissetmediğimiz müzikler dinlediğimizde amigdala harekete geçiyor, adrenalin salgılıyor ve beynin kaç ya da savaş tepkisi vermesini sağlıyor. Bu da stres ve kaygıya yol açabiliyor.

eric-nopanen-208576-unsplash.jpg

Bu yüzden bu hafta, nasıl müziklerin bize hitap ettiğini, hangi şarkıların modumuzu değiştirdiğini, bize enerji verdiğini ya da odaklanmayı sağladığına dikkat edelim. Bizi üzen, melankolik havalara sokan müzikler yerine bize göre daha pozitif çağrışımları olan şarkılardan yana olsun seçimimiz bu hafta.

Müzik dinlemenin kanıtlanmış faydaları:

Modu yükseltmek, stresi azaltmak, uykuyu düzenlemek, hafızayı ve bilişsel becerileri geliştirmek.

Benim fark ettiğim önemli bir faydası da dil öğrenimine katkıda bulunması. 2000 yılında evimize giren kablolu TV ile yabancı müzikle tanışmam, işte Enrique Iglesias olsun Alanis Morissette olsun Eminem olsun (farkındayım bu üçü ne kadar farklı, ama hâlâ severim üçünü de) benim İngilizceyi öğrenmemi çok kolaylaştırdı. Üçünün de çoğu şarkı sözünü ezbere bilirim, hatta Eminem’in şarkılarını hızla söylemeye çalışmak da bence çok faydalı oldu. Oturur çevirirdim bi de ben bunları, o zamanki günlüğümde şarkı sözü çevirileri ve ayrıntılı video anlatımları falan mevcut. 🙂 O yüzden öğrencilerime de hep İngilizce müzik dinlemelerini ve sözlerini araştırıp öğrenmelerini tavsiye ediyorum.

Ben kendime bu hafta başlamak ve sonrasında devam ettirmek üzere üç hedef belirledim:

  1. Radyoyu açmak yerine kendi hazırladığım müzik listelerini dinlemek ve onları ara ara radyo dinleyerek güncellemek. Ütü ve bulaşık gibi ev işlerini daha eğlenceli hale getirmek için özel bir liste yapmak.
  2. Yeni bir müzik türüne odaklanıp o türden yeni müzisyenler keşfetmek. Bu hafta R&B dinlemek istiyorum nedense. Sevdiğiniz R&B’ciler, ya da herhangi bir türden az bilinen bir müzisyen varsa tüm tavsiyelere açığım.
  3. Halihazırda öğrenmeye devam ettiğim Almanca ve Japonca dillerinde yeni sanatçılar bulup takip etmek.

Bu hafta kaliteli müzik dinlemek için tavsiyelerim:

  • Dinlediğiniz müzikleri, eğer müzikçalarınız yoksa telefonunuza indirin ve mümkünse reklamsız uygulamaları tercih edin. Youtube tercih etmemeye çalışın, hem ses kalitesi hem reklamların rahatsız ediciliği açısından. Hem de boşu boşuna internetten yiyor dışarıda. 🙂
  • Ben hem Spotify’ın hem de Apple Music’in paralı versiyonlarını denedim. Apple Music birazcık daha ucuz diye yaklaşık 1 yıl onu kullandım ama bir türlü sevemedim. Şu anda ikisi de aynı fiyat olduğu için Spotify’a geri döndüm, yıllık aldım hatta her ay ödemeyle uğraşmamak için. Hem ses kalitesinden, hem yapay zekasından çok çok memnunum. Keşfet ve çalma listesi bittikten sonra çıkan radyo kısmı çoğu zaman çok iyi oluyor (bu özellik Apple Music’te yok, keşfet kısmı da çok sınırlı, hep aynı kişileri öneriyor). Böylece app üzerinden yeni müzikler de keşfedebiliyorsunuz. Açıkçası verdiğim parayı sonuna kadar hak ediyor bence Spotify. Özellikle müzik dinlerken reklam çıkması beni deli ediyor, bunun için bile değer. Eğer telefondan dinliyorsanız bence paralı versiyonuna şans vermelisiniz.
  • Farklı aktiviteler için farklı müzikler seçebilirsiniz. Benim yazı yazarken Chopin ile konsantre olmam gibi. Eğer klasik müzikle tanışıklığınız yoksa, piyanoyu severim diye düşünüyorsanız Chopin’den başlayabilirsiniz. Benim bu adama olan sevgim biraz saplantı seviyesinde ama sizin de seveceğinizi düşünüyorum. Bu haftanın pazar alıntısında paylaştığım sözleri ise ona olan sevgimi daha da pekiştirdi:IMG_8747.jpg
  • Eğer klasik müziğin klasikleriyle tanışma hevesiniz varsa, ki bence sadece genel kültür için bile olmalı, bu listeye bir göz atabilirsiniz. Zaten çoğuna kulak dolgunluğunuz olduğunu, ama isimlerini bilmediğinizi fark edeceksiniz.
  • Çocuklarınız için ve onlarla beraber dinleyebileceğiniz de çok seçenek var.  Muzik yardimiyla konsantre olmalarini ya da uyumalarini kolaylastirabilirsiniz. Ingilizce ogrenme konusunda da muzik cok yardimci çocuklara. Burada çocuklar için klasik müzik, ninniler, dans müzikleri vs albümleri var. Youtube’da da çok örnek mevcut.
  • Hayatın müziğini dinlemeye çalışın. Sokağın, gürültünün bir ritmi var mı? Bir şarkı gibi söylediği bir hikayesi var mı? Şehir trafiğinde on dakika, küfürlü bir rap şarkısına benzeyebilir örneğin, ya da dalga sesleri, tıpkı klasik müzik gibi rahatlatıcı bir etkiye sahip olabilir.
  • Canlı müziğin etkisi bir başka oluyor. Eğer şehrinizde konserler varsa, ya da siz veya aile bireyleriniz enstrüman çalabiliyorsa bunu mutlaka değerlendirin. Eğer sokak sanatçılarına rastlarsanız, en azından bir iki dakika vakit ayırın.

jacek-dylag-523026-unsplash.jpg

Hayatının soundtrack’i ne?

Hayatın bir film olsaydı soundtrack’i ne olurdu? Ben kendime, ilk 30 yılımın özeti gibi olacak, on iki şarkılık bir soundtrack yapmayı planlıyorum bu hafta, birkaç şarkı şimdiden aklımda ama on iki şarkı çok az görünüyor gözüme. Peki siz hangi şarkıları mutlaka eklerdiniz?

52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Sunday Quote #14 Pazar Alıntısı #14

IMG_8747.jpg

Basitlik en üst düzeydeki başarıdır. Devasa miktarda notayı çaldıktan ve çaldıktan sonra, sanatın baş tacının basitlik olduğu ortaya çıkıyor.

Frederic Chopin

Bu haftanın alıntısı benim için çok önem taşıyor. İlk olarak, büyük saygı duyduğum, dinlemekten bıkmadığım, normalde klasik müzik konusunda orta derecede bilgi sahibi olmama rağmen, onu çok fazla dinlediğim için icraları arasındaki farkı anlayabildiğim, ayrıca İdil Biret’in ellerinden de canlı olarak dinleme fırsatı bulduğum Chopin’in de basitliği üst amaç olarak görmesi beni çok ama çok mutlu etti (of ne kadar uzun bir cümle oldu bu).

İkinci olarak ise, yarın 52 küçük değişikliğin ikinci haftası başlıyor. Bu haftanın konusu müzik. Hem birkaç tavsiyede bulunacak hem de sizlerden tavsiye talebinde bulunacağım. Fakat bugünlük size  Brigitte Engerer’in nefis icrası ile Chopin’i sunayım. İyi Pazarlar.