52 Küçük Değişiklik: Önyargılarda Minimalist Ol

Bu haftanın yeni videosunda önyargılarımızda minimalizmden konuşmak istedim. Hayat kalitemizi yükseltecek ve bakış açımızı değiştirecek en güzel şeylerden biri önyargılarımızı azaltmak. Umarım bu haftadan başlayarak siz de bu küçük değişikliği hayatınıza katarsınız.

Bu konuda blogda daha önce yazdığım yazıları okumak isterseniz:

Önyargılarda Minimalizm

Polyanna Ol

Bu haftanın yeni videosu:

Siz hayatınızda bu küçük değişikliği nasıl uygulayabilirsiniz? Yorumlarınızı bekliyorum.

52 Küçük Değişiklik- Liste İnsanı Ol

Bu haftaki videoda liste insanı olmanın faydalarından bahsedecek ve etkili listeler yapmak için beş ipucu paylaşacağım.

Bu haftanın küçük değişikliği geçen haftakiyle de doğrudan bağlantılı, onu da buradan izleyebilirsiniz:

Siz listeler yapmayı sever misiniz? Yorumlarda benimle paylaşın.

52 Küçük Değişiklik’in diğer videolarına buradan ulaşabilirsiniz.
Bu videonun yazısını okumak isterseniz o da burada.

Bir Rahibin Ev ve Zihin Temizliği Rehberi-2

2018’de okuduğum bu güzel kitabın incelemesinin ilk kısmını iki yıl önce yapmıştım, ama kalanını özetlemek bu güne nasipmiş. İlk kısmı okumadıysanız ya da tekrar okumak isterseniz sizi böyle alalım, çünkü ilk kısım olmadan aşağıda yazdıklarım pek anlam ifade etmeyebilir.

Kitabın incelemesini bu videodan da izleyebilirsiniz:

Yerler

Japon tapınaklarında yerler her gün silinirmiş, yerin kirli olup olmamasına bakmadan. Yazar diyor ki, yerleri silin ve görün. Bulduğunuz her leke sizin içinizdeki bir lekeyi size yansıtıyor. Bir kere bunu anladığınız zaman, bu tersten uygulayabilirsiniz, yani içinizdeki lekeleri temizlemek için evimizi temizlemeyi kullanabiliriz.

Yerleri silerken sadece su kullanıp, bezi iyice sıkıp bez çok az nemliyken siliyorlarmış. Bunu yaparken, sadece temizliğe odaklanıp, diğer tüm düşünceleri aklımızdan çıkarmayı öneriyor yazar.

Lambalar

Lambalar yüksekte ve ulaşması zor yerlerde olduğu için, tapınaklarda bile bu objelerin temizliği belli periyotlarda yapılıyormuş. Bunları temizlemeyi unutmak çok kolay olduğu için, bir plan dahilinde bunları temizlemek iyi bir fikir. 3 ya da 6 aylık bir plan olabilir örneğin. Lambaların temizliğiyle ilgili Matsumoto şöyle diyor:

Işık kaynaklarınızı tozdan uzak ve temiz tutarsanız bilgeliğin ışığının eve dolmasına izin verirsiniz, dertli zihninizi berraklaştırırsınız.

Giysiler

Tabii rahipler hep aynı takım giysiyi giydiği için, giysileriyle olan ilişkileri bizden biraz farklı. Örneğin mevsimlere göre giydikleri takımı değiştiriyorlar ve bunu da bir seremoni ile yapıyorlar. Yeni takıma geçtiklerinde eski takımı kaldırmadan önce tamir ediyorlar, bu bizim uygulayacağımız bir nokta olabilir.

Lekeli çamaşırlar konusunda ise çok ilginç bir şey söylüyor: Giysinizde bir leke varsa, onunla ilginene kadar aklınız orada kalır. Eğer kalmıyorsa bu yüreğinizin bulanık olduğunu gösterir.

Leke çıkarmak için ise önerisi lekelenen yeri ıslatıp sabunla yıkamak, eğer geçmezse karbonat veya doğal bir leke çıkarıcı kullanmak. Sirkeyi ise çamaşır yumuşatıcı olarak tavsiye ediyor.

Koca bir yığın çamaşırı yıkayıp çamaşır günü olarak ilan etmektense yazarın tavsiyesi bekletmeden neredeyse her gün çamaşırları yıkamak. Başta yorucu gibi gözükse de aslında minimalizme de çok uygun bir alışkanlık, çünkü çok fazla kıyafete ihtiyacınız olmuyor. Benim de şu anda yaşadığım evde çamaşır makinem küçük olduğundan daha sık çamaşır yıkıyorum ve başa çıkması aslında daha kolay oluyor.

Ütü konusunda ise Zen rahiplerinin tavsiyesini dinleyelim: Ütü yaparken çamaşırdaki değil, yüreğinizdeki kırışıklıkları düzlüyorsunuz gibi düşünün 🙂

Tamir etmek

Seri üretimle bile gitgide azalan alışkanlıklardan biri de tamir etme alışkanlığı. Bir şey eskidiğinde ya da bozulduğunda yenisini almaya hevesleniyoruz hemen. Matsumoto diyor ki, eğer böyle devam ederseniz insanla olan ilişkiniz de eşyayla olan ilişkinize benzer. Bu da kalbinizi yorar. Bu Budistler kalpten, yürekten ne çok bahsediyor değil mi 🙂

Bitmek bilmeden yeni şeylerin peşinden koşanlar özgürlüğünü dünyevi arzulara teslim etmişlerdir. Sadece limitli kaynaklarla hayal gücünü kullanarak bir şeyler yaratanlar gerçek özgürlüğü bilebilir.
Hangisi olmak istiyorsunuz?

Zihin ve Beden Temizliği

Nefes

Hayatımızın bağlı olduğu, ama çok az kıymet verdiğimiz bir şey nefes. Bilinçli farkındalık pratiklerinin de, meditasyonun da, yoganın da tek amacı nefesimizi fark etmek ve ona kıymet vermek. Fakat nefesimizin ne kıymetli olduğunu anlamak ve şükretmek için illa bu pratiklerden birini yapmamız gerekmiyor. Her gün farkında olarak birkaç nefes alalım, o bile yeterli.

Yüz yıkamak

Eski bir Zen inancına göre, yüzünü yıkamadan güne başlarsan tüm işlerin özensiz ve gelişigüzel olurmuş. Her gün otomatik modda yüzümüzü yıkasak da, bunu daha bilinçli yapmayı deneyelim mi?

Yemek

Yemek duası alışkanlığınız var mı? Benim dedem yemeklerden sonra yapar mesela, Hristiyanlarda yemekten önce yapılır. Budist tapınaklarında ise hem yemekten önce, hem de yemekten sonra dua ederlermiş, böyle çevrilebilir:

Yemekten önce: Birçok hayat ve sıkı çalışma, bu yemeğin sofraya gelmesinde büyük rol oynadı. Takdirimi ve şükranımı bu yemeği zevkle yiyerek göstereceğim.
Yemekten sonra: Bu harika yemek için saygıyla ve şükranla teşekkürler.

Uyku

Tapınakta çok erken kalkılır ve geç olmadan yatılırmış. Çok geçe kalmadıktan sonra, gün içerisinde fiziksel olarak aktif oldukları için uykuda hiç zorluk yaşamıyorlarmış. Her sabah da, zorlanmadan, doğal olarak uyanıyorlarmış.

Bu arada Buda’nın, uyanmış kişi demek olduğunu biliyor muydunuz?

Yazarın uyku konusundaki tavsiyesi, her zaman bir uyku düzenine sahip olmak ve asla gerektiğinden fazla uyumamak.

Aslında kitapta anlatılacak daha çok şey var ama ben bizim kültürümüzde uygulanabilecekleri anlatmaya çalıştım. Ben şahsen bu kitaptan çok şey öğrendim ve hayatıma geçirmeye çalışıyorum yavaş yavaş. Siz en çok hangi yaklaşımı beğendiniz?

Minimalist Oldun. Peki Ya Şimdi?

Bu haftanın videosunda aslında uzun zamandır konuşmak istediğim, ama neresinden başlasam bilemediğim bir konuya değiniyorum. “The Minimalists” Joshua ve Ryan sağolsunlar ilham oldular bana.

Son soru-cevap videolarında minimalist olma hedefini gerçekleştirmiş, ama sonrasında gelen boşluk duygusuyla baş edememiş bir dinleyicinin sorusunu yanıtlıyorlardı. Bence bu çok anlaşılır ve doğal bir duygu, hatta minimalist hayatı denemek isteyenlerin bir korkusu da aynı zamanda.

“Ya bu eşyalar benim için sandığımdan daha önemliyse? Ya onları kaybedince bana dair bir şeyler de kaybolursa?” Bu korkular çok haklı korkular. Videoda bunlardan ve minimalizmin bir amaç mı, yoksa hedeflerimizi gerçekleştirmek için bir araç mı olduğundan bahsediyorum.

Bu arada Joshua ve Ryan’ın yaptığı gibi sizin de sorularınız olursa bir sonraki videoda cevaplayabilirim. Videonun altına ya da bu sorunun altına yorum olarak bırakabilirsiniz.

Minimalizm Herkese Uygun Mu? Farklı Kişilik Tipleri ve Minimalizm

Ekim ayında çok güzel bir kitap okudum: Anne Bogel’dan Reading People.

İnsanları anlamak için önce kendimizi anlamak gerek, bu kitap da kendimizi tanımak için yıllar içinde kabul görmüş araçları özetlemiş. Günümüzde başkalarını tanımaya çalışıp etiketler koymak çok moda, ama Delfi tapınağındaki o sözlere ve felsefenin doğuşuna geri dönmek gerek belki de: “Kendini Tanı”. Bu araçların çoğunu ben bilsem de, yeniden hatırlamak ve Bogel’in kendi yaşamından ve ailesinden tecrübeleri dinlemek çok hoştu. Kitabın Türkçesi çıkar mı bilmem ama tavsiye ederim.
Kitapta bahsedilen kendimizi anlama araçları bunlar:
✨İçedönüklük- dışadönüklük
✨Aşırı hassas insanlar (highly sensitive people)
✨5 Sevgi Dili
✨Keirsey’s Temparaments ve Myers-Briggs Kişilik Tipleri
✨Clifton Güçlüyanbulucu (Strengthsfinder)
✨Enneagram

Bu kavramlar içinde daha önce üzerine düşünmediğim, okumadığım iki kavram aşırı hassas insanlar ve Enneagram’dı. Özellikle Enneagram’ı çok ilginç buldum ve üzerine iki kitap daha okudum: Personality Types (Don Richard Riso) ve The Road Back to You (Ian Morgan Cron).

Enneagram gerçekten çok enteresan bir konu, derine indikçe insan doğası hakkında çok şey öğreniyorum. Bir yandan da kişilik tiplerimizin eşyayla ilişkisi ve minimalizme etkileri hakkında düşünüyorum. Yeni videomda bu konuya değindim, aşağıdan izleyebilirsiniz:

Alışveriş Yapmadığım Yıl- Kitap İncelemesi

Dijital Minimalizm kitabından bahsederken, minimalizm ya da genel olarak kişisel gelişim üzerine yazan yazarlarının ikiye ayrıldığından bahsetmiştim. Dijital Minimalizm‘in yazarı Newport zaten minimalist yaşayıp kendi yaşam tarzını bizimle paylaşan yazarlardandı. Fakat Alışveriş Yapmadığım Yıl kitabının yazarı Flanders ise tamamen umutsuz durumda olup çareyi minimalizmde bulanlardan.

Cait Flanders kitaba kendi çocukluğu ve alkolizm anıları ile başlıyor. Bu kısım aslında benim çok ilgimi çekmedi ama sonrasında neden bu kadar uzun uzun anlattığını anladım. Alkolizmi bırakmanın yaşattığı yoksunluk duygusunun bir benzerini de alışveriş bağımlılığını çözmeye çalışırken yaşamış.

Alışveriş bağımlılığının aslında sandığımızdan çok daha yaygın olduğunu çok güzel bir örnekle açıklamış Flanders. Alışveriş bağımlısı denince gözümüzün önüne filmlerde olduğu gibi, topuklu ayakkabı giyen, elinde havalı alışveriş torbalarıyla dolaşan bir kadın geliyor. Aynı şekilde alkolik denince de, burnu kızarmış, üstü başı yırtık, Levent Kırca’nın tiplemesini yaptığı gibi bir karikatürize örnek canlanıyor gözümüzde. Halbuki ikisi de doğru değil. Bu iki bozukluk da, her gün işine gidip gelen, normal bir sosyal hayatı olan insanlar tarafından deneyimlenebilir. O yüzden tiplemelerin dışına çıkmamız önemli kendimizi değerlendirirken. Sırf alışveriş merkezine her gittiğimizde kendimizi kaybetmiyoruz diye kolayca sıyrılamayız alışveriş bağımlılığından.

Videoda da kitabın beni nasıl etkilediğini anlattım, spoiler vermemeye çalışarak. İzleyiniz efendim 🙂

Eğer anı tarzı kitaplar okumayı seviyorsanız bu kitabı çok seveceğinize eminim. Flanders anladığım kadarıyla şimdi 30lu yaşlarda ve kitabı yazdığında da 27-28 yaşındaymış. Bu yüzden yaşı büyük bazı okurlara onun dertleri anlamsız ve yüzeysel gelmiş, ama bu yaşlardaysanız siz de onu anlayacağınıza eminim.

Kitaplarda Minimalizm

Kitap okumayı çok seven biri olarak, ilk zamanlarda kitap konusunda minimalizm mi olur canım, derdim hep. Her konuda minimalist olunur, ama kitaplarda olunmaz diye düşünürdüm. Fakat minimalizmi uygulamaya başladığım dört yıl içinde, özellikle de yurtdışından taşındıktan sonra alışkanlıklarım yavaş yavaş değişmeye başladı.

Bu arada, küçüklüğümden beri kitap okumak benim bir parçam gibiydi. Bazen eğlence, bazen sığınak, bazen de yeni şeyler öğrenmek için hep kitap okurdum. Aslında üniversiteye gelene kadar çok fazla kitaba erişimim yoktu, ama kütüphaneler olsun, arkadaşlar ve kuzenlerle değiş tokuş olsun, bu dönemde de çok kitap okudum.

Çalışmaya başlayınca da kitaplığım büyüdükçe büyüdü. Ama son yıllarda anladım ki, kitaplığım ne kadar minimalist olursa, ben o kadar çok kitap okuyorum.

Hikayemi videoda anlattım. Aşağıda izleyebilirsiniz.

Videoda kitap paylaşabileceğimiz bazı yöntemler paylaştım. Sizin de kitap paylaşımı ile ilgili önerileriniz var mı?

Less is More Aslında Ne Demek?

Az Çoktur- Aslında Ne Demek?

IMG_4899
Kozak

Kozak Yaylası’ndan arabayla geçiyorduk. Önce zeytinlerin, sonra çamların kokusunu içimize çekelim diye tüm camlar açık, rüzgârın sesinden konuşulanları duymak zorlaşıyordu. Öndeki yolcu koltuğunda oturan, o gün tanıştığım 84 yaşındaki Tevfik Amca bana döndü:

“Biliyor musun, eski bir meslektaşım ‘Less is more’ demişti. Bu benim hayat felsefem oldu. Hep böyle yaşamaya çalıştım,” dedi ve sonra önüne döndü. Ben de öyle şaşkınlığa uğradım ki soru bile soramadım ona.

O zaman Tevfik Amca’nın zamanının önde gelen mimarlarından olduğunu, bir inat yüzünden profesör olmak üzereyken akademiden ayrıldığını, spiritüelizm ve tasavvufla derinden ilgili olduğunu, şimdilerde ise tek başına memleketi olan Gelibolu’nun köylerinden birinde yaşadığını bilmiyordum.

Less is more, yani az çoktur deyimini bilmesine hayret etmiştim ama belki de Kozak Yaylası’nın havası çarptı, ben Tevfik Amca’ya bunu nereden bildiğini sormayı unuttum.

unnamed

Geçenlerde internette gezinirken karşıma çıktı yeniden deyim. Altında da söyleyen kişinin adı yazılıydı: Ludwig Mies van der Rohe. Meğer Tevfik Amca’nın meslektaşım derken kastettiği, kendinden yaklaşık yüz yıl önce yaşamış, modern mimarinin önemli figürlerinden Mies imiş.

Mies bu sözü hayatı boyunca tasarladığı tüm yapıtlara yansıtmış. En ünlü yapıtlarından biri Barcelona Pavilion, bakınca insana hakikaten de az çoktur duygusunu yaşatıyor. Hem çok basit gibi geliyor insana hem de sonsuzluğu çağrıştırıyor. Şüphe yok ki Mies hem 20. hem de 21. yüzyılı en çok etkileyen mimarlardan biri.

less is more ne demek
Barcelona Pavilion

Savaşların, fetihlerin, hep daha çok olsunların dünyasında yaşamış Mies. Öyle ki onun Pavilion’u tasarladığı yıllarda Almanya’da enflasyon almış başını gitmiş, ekmek almak için bile parayı çuvalla taşır olmuş insanlar. Ama o yine de azı savunmaya devam etmiş.

para müzesi
2014 yılında Stockholm Para Müzesinde fotoğrafını çektiğim bu banknotlar 1922-1924 arasına ait. İki yılda 50 marktan milyon ve milyarlara gelinmiş.

‘Az çoktur’ deyimini hep sevmişimdir, ama arkasındaki felsefeyi öğrenince, daha da benimsedim. Umarım Tevfik Amca gibi ben de bunu hayat felsefem haline getirebilirim.

Less is More’un anlamından daha ayrıntılı bahsettiğim videomu aşağıdan seyredebilirsiniz 🙂

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz. Youtube kanalım da burada.

Bir Minimalistin Gözünden, Para Biriktirmek

Bu haftanın videosu para biriktirmek üzerine. Para biriktirmek ve varsa borçlarınızı kapatmak üzerine etkili beş yöntem paylaşıyorum sizlerle.

Minimalist yaşamak, benim için hem kaliteli hem de tutumlu yaşamak anlamına geliyor. Kaliteli derken, hem zamanı kaliteli geçirmek, hem de kaliteli ürünlere para harcamayı kast ediyorum. Eğer paramızı neye harcayacağımızı bilirsek, önceliklerimizi doğru belirlersek, çok az para da kazansak, o para bereketlenir, çoğalır.

Umarım bu videodaki ipuçları size de yardımcı olur 🙂 Yazı olarak okumak ya da not almak isterseniz de Para Biriktirmek İçin Beş İpucu adlı yazıma göz atabilirsiniz.

Videodaki yöntemlerden birini halihazırda uyguluyor musunuz? Peki sizin para biriktirme yöntemleriniz neler? Yorumlarınızı bekliyorum.

Koleksiyonlar, İstifçilik ve Minimalizm

Bu aralar koleksiyonlar ve istifçilik üzerine epey okudum, sohbet ettim, soruşturdum 🙂 Hala beni düşündüren çok nokta var ama, bizim koleksiyon anlayışımız ile, küratörlerin koleksiyon anlayışı arasındaki farkları, ve negatif boşluk olayını öğrenmek bakış açımı çok değiştirdi.

Öğrendiklerimi yeni videoda anlattım. Buyrunuz:

Sevgiler 🙂

İsveç Ölüm Temizliği ve İsveç’te Minimalizm [Video]

Herkese merhaba!
Bu videoda, “The Gentle Art of Swedish Death Cleaning” adlı kitabı inceledim. İsveç seyahatimizden ve İsveç’teki minimalizm anlayışından da bahsettim biraz.

İsveç ölüm temizliği ile ilgili daha önce de yazmıştım, buradan okuyabilirsiniz.

Ayrıca yine bir İsveç konsepti olan Lagom’dan da bu yazıda bahsettim.

Minimalist Günlük’ü instagram’da takip etmek isterseniz de böyle alalım: https://www.instagram.com/minimalistgunluk/

Sevgiler,
Pelin

Önyargılarda Minimalizm

Önyargılarımızda da minimalist olabilir miyiz?

Bu hafta başıma gelen küçük ama önemli bir olay bana şunu öğretti: Önyargılarımızdan kurtulmak için önyargımız olduğunu fark etmemiz gerekli!

Böyle söyleyince kolay gibi geliyor ama bu “uyanış”ı çoğu kişi yaşamıyor. Yani fark etmediğimiz için hiç önyargımız yok sanıyoruz.

Bu haftaki yazımda bir öğrencimi ve onunla kötü geçen bir dersimi anlatmıştım. Belki de dersin benim adıma kötü geçmesinin sebebinin benim bu tarz öğrencilere karşı olan önyargım olabileceğini yazmıştım.

O öğrencimle bugün yine buluştuk. Ben kendimi nötr tutmaya, ne pozitif ne de negatif bir yargıda bulunmamaya niyetlendim. Tek niyetim ona faydalı olabilmekti. Ders sonunda fark ettim ki, hiç de benim başta düşündüğüm gibi beni yargılamıyordu, söylediğim her şeyi can kulağıyla dinliyordu. Yargılamış olan bendim :). Bir dil okulunda küçük bir sınıfım olacağı için artık ona özel ders veremeyeceğimi söylediğimde çok üzüldü.

Ve sonra, tesadüf mü dersiniz, tevafuk mu, kız benim ders vereceğim okula sonraki dönem kayıt olmayı düşünüyormuş zaten 🙂. Brisbane’da o kadar çok dil okulu var ki, bu gerçekten güzel bir tesadüf, ya da “synchronicity” 🌸 oldu. Benim orada olacağımı duyduğunda da çok sevindi. Eğer kayıt olursa öğretmeni yine ben olacağım.

Bu kız hakkındaki önyargılarımı objektif düşüncelerimden ayırabilmek bana uygulamalı olarak yine ve yeniden gösterdi ki, yalnızca fark etmek bile şifalandırıyor. En büyük öğrenme, kitaplardan, başkalarından değil, kendi içimizden gelen öğrenme.

Diğer mecralarda Minimalist Günlüğü takip etmek isterseniz: 
YouTubeinstagramFacebook

Kanalıma Hoş Geldiniz :) Nedir Bu Minimalizm?

Geçen hafta Göçmen Anneler’le olan canlı yayınımızdan çok güzel geri dönüşler aldım, ve bu geri dönüşler daha çok video çekmek için beni yüreklendirdi. 2019 senesi mottom da, hazır cesur olmak iken, bir YouTube kanalı açmaya karar verdim.

Fakat ne zormuş arkadaş! Işığından sesine, kamerasına, şuncacık videoyu çekmek için ne kadar uğraştım anlatamam. Yazı yazması çok daha kolaymış, ama konuşmayı da ne kadar çok sevdiğimi beni tanıyanlar bilir. 🙂 Video yapmak da zor ama zevkli yani. Birkaç denemeden sonra daha iyi olacaktır eminim videoların kalitesi, o yüzden yorumlarınız benim için çok çok önemli. Yapıcı eleştirilerinizi bekliyorum.

Bu ilk videoda aslında blogda uzun zamandır konuşmadığım tüketim kültürü ve satın alma döngüsüne değindim. Geri dönüşümün ve azaltmanın arka sokaklarını paylaşmaya çalıştım. Konuşmamı istediğiniz konular varsa ve iletirseniz çok mutlu olurum.

Kanalıma hoş geldiniz, iyi seyirler 🙂

Göçmenlik ve Minimalizm- Göçmen Anneler ile Video İşbirliğimiz

Dün akşam Göçmen Anneler Facebook grubu ile canlı yayında bir video işbirliğimiz oldu.

Minimalizm nedir, ne değildir, adım adım minimalist yaşamaya nasıl başlayabiliriz, önceliklerimizi nasıl belirleyelim, bir ülkeden başka bir ülkeye göçünce eşyalar konusundaki algımız ve önceliklerimiz nasıl değişir, bunlardan bahsetmeye çalıştım, üyelerin sorularını cevapladım. Benim için çok keyifli bir süreç oldu, kamera karşısına geçmek konusunda biraz çekingendim aslında ama özellikle sondaki soru cevap kısmında çok keyif aldım. Eğer izlemek isterseniz YouTube videosunu aşağıya bırakıyorum 🙂

İlk video denemem olduğundan, ve canlı yayın olmasından dolayı illa ki sürç-i lisan etmişimdir, şimdiden affola. Bu arada her hafta video çekip yayınlayan kişileri tebrik ediyorum, yazı yazıp defalarca editlemek gibi değil, gerçekten çok zor bir işmiş 🙂

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.