52 Küçük Değişiklik- Liste İnsanı Ol

Bu haftaki videoda liste insanı olmanın faydalarından bahsedecek ve etkili listeler yapmak için beş ipucu paylaşacağım.

Bu haftanın küçük değişikliği geçen haftakiyle de doğrudan bağlantılı, onu da buradan izleyebilirsiniz:

Siz listeler yapmayı sever misiniz? Yorumlarda benimle paylaşın.

52 Küçük Değişiklik’in diğer videolarına buradan ulaşabilirsiniz.
Bu videonun yazısını okumak isterseniz o da burada.

2020’nin Kelimesi: Derin

Son 3 yıldır kendi kendime oynadığım bir oyun var: O senenin kelimesini belirliyorum. Böylece hem sene içinde bu kelimenin odağım olduğunu hatırlayıp kendime bir yol haritası çizebiliyorum; hem de bir senedeki gelişimime bu kelime açısından bir bakma imkanım oluyor. Karanlık sulardaki kişisel deniz fenerim gibi oluyor bu kelime.

2017 için kelimem “Yaz” dı, 2017 yılında el yazısı ve dolmakalemler olsun, yaratıcı yazarlık ve blog olsun yazının her türlüsünde kendimi geliştirdim gerçekten.

2018’in kelimesi “Yaşa” oldu, 2018’de Singapur’a taşındık, her yeni deneyimimde, yargılamaktan çok yaşamaya özen göstermeye çalıştım. Sanırım 2018 yılı hayatımda en değişik deneyimleri yaşadığım yıllardan biri olarak kalacak. İş hayatım epey stresliydi Singapur’da, ama buna rağmen dolu dolu bir yıl geçirdim.

2019’un kelimesi ise (aslında iki kelime de idare edin :)) “Cesur Ol” du. Bu sene gerçekten de cesur olmamı gerektirecek bir dolu deneyim yaşadım ve bu iki kelimeden çok güç aldım. Avustralya’ya taşındık, Singapur’dakinden çok daha farklı bir deneyim oldu burası. Singapur’da iş ve arkadaş bulma konusunda çok da sıkıntı yaşamamışken burada yaşadım. Başlangıçları hep benim yapmam gerekti, hep korkularımla yüzleşmem gerekti. Avustralya’da geçen bir yılımı da uzun uzun yazmam gerek aslında, Singapur’a dair çok yazdım ama burasıyla ilgili sadece bir yazım var. İlk senenin heyecanları ve hatalarını unutmadan yazmalı. 🙂

Bu senenin bitmesine on gün kala aslında bir korkumla daha yüzleşeceğim: kamp yapma ve şnorkelle yüzme. Yüzmeyle ilgili küçüklüğümden beri aşamadığım bir korkum var, kamp da gözümü korkutmuyor değil. Benim için önümüzdeki günler heyecanlı ve de tam bu senenin mottosuna uygun olacak 🙂

Aralık ayının başından beri de acaba bu senenin kelimesi ne olsa diye ara ara düşünüyorum. Hatta bulamadım da hiçbir şey, her kelime vasat geldi, özenti geldi. Sonunda geçen gün dişlerimi fırçalarken buldu beni 2020’nin kelimesi: Derin.

Bu haftanın videosunda Enneagram’dan bahsetmiştim, ben tam bir Dokuz olduğumu fark ediyorum Enneagram’ı araştırdıkça. Kısaca anlatmam gerekirse bu teori insanları dokuza ayırıyor. Doğduğumuz andan itibaren hepimizin bu gruplardan birine dahil olduğumuzu, ve hayatımız boyunca bunun değişmediğini, ve bizim kişiliğimizi oluşturduğunu varsayıyor. İlginç yanı ise hiçbir grup öbüründen iyi ya da kötü değil, ama her grubun Sağlıklı-Vasat-Sağlıksız yönleri var. Kendimizi tanıdıkça Sağlıksız yöne doğru kayan alışkanlıklarımızı görebilir, ona göre tedbir alabilir ve daha sağlıklı yöne geçebiliriz.

Enneagram şeklinin tepesinde yer alan Dokuz’un en önemli özelliklerinden biri diğer tüm kişiliklere kuşbakışı bakması. Hepsinden biraz iyi yön alması, ama eğer çaba göstermezse her şeyde başlangıç seviyesinde kalma tehlikesi var. Yargısızlık, başkalarının kararlarına uyum sağlama, herkeste haklı bir yan bulma da bu “peacemaker” (arabulucu) denen tipin olağan hareketleri. Yine çoğu zaman iyi özellikler gibi gözükürken, aslında bu yüzden insanlara “belli bir kişiliği olmayan”, “tanıması, anlaması zor” insanlar olarak gözükebiliyor Dokuz.

İşte bunları düşünürken hep aklıma “derin” kelimesi geldi. Bunları çözmek için derine inmeliyim. Sadece sığ sularda yüzerek olmayacak bu iş. Ayrıca hayatımda o kadar çok başlatıp da gerisini getirmediğim şey var ki.. Yoga, meditasyon, ikinci yabancı dil (ler- Almanca, Japonca, Korece), yaratıcı yazarlık (yüzmeyi de buna ekleyeyim hatta, derinlerde yüzmekten korkma)… İlgimi çeken o kadar çok şey var ki hepsini öğrenme isteğinden hiçbirini ilerletemiyorum. Tam bir “jack of all trades, master of none” durumu maalesef.

O yüzden bu sene neyle ilgilenirsem ilgileneyim, sığ sularda, başlangıç seviyesinde kalmaktansa, derine inmeye çabalayacağım. Sadece bu kelimeyi yılın kelimesi bellemek bile, şimdiden beni motive etti. 🙂

Hadi siz de kendinize, 2020 için bir kelime seçsenize. Benim için en verimli ve gelişmeme yardımcı şeylerden biri oldu bu son yıllarda. Hangi kelimeyi seçtiğinizi yorumlarda bekliyor olacağım.

Commonplace Book- Her Şey Defteri Nedir?

Son zamanlarda bu “commonplace book” terimini çokça duymaya başladım, ısrarla takip ettiğim tek youtube kanalı olan Actualized.org da bu konuya değinince, ben de girişmeliyim bu işe diye düşündüm. Öncelikle ne demek bu “commonplace book”, ya da benim deyişimle her şey defteri/hayat defteri?

commonplace-books-dodgson2_nxlktv
Lewis Caroll’ın her şey defterinden

Her şey defteri, bulduğunuz, aklınıza gelen tüm fikirleri, alıntıları, hedeflerinizi, aklınıza takılan soruları yazabileceğiniz, çizimler yapabileceğiniz bir defter. Özellikle yaş aldıkça daha çok önem kazanacak olan bu defter/ler, yaşamınız boyunca nasıl bir yol aldığınızı görmenizde yardımcı oluyor. Önemli kararlar almadan önce başvurabilirsiniz bu deftere, özellikle yazı ve sanat gibi yaratıcı uğraşlarınız varsa, böyle bir defter size çok büyük fayda sağlayacaktır.

Her şey defteri fikri, neredeyse felsefeyle aynı anda başlamış bir alışkanlık. Tanıdığımız, fikirleri bugüne ulaşan neredeyse her filozof, yazar, devlet adamının bir her şey defteri var. Hatta Montaigne’in denemelerinin çoğunun bu hayat boyu tuttuğu defterlerden yararlanarak yazdığını biliyoruz. Bir yandan mucizevi bir şey, bir yandan da dünyanın en kolay işi böyle bir defter tutmak.

commonplace-books-bronte2_buypld
Patrick Branwell Brontë’nin her şey defterinden

Neden Her Şey Defteriniz Olmalı?

Öncelikle, yaratıcı bir uğraşınız varsa, böyle bir defter size maksimum fayda sağlayacaktır. Kendi yarattığınız bu kişisel ansiklopediden her daim ilham alabilirsiniz. Aynı şekilde girişimciler de her şey defterinde hedeflerini gözden geçirebilir, takip edebilir ve yazarak düşünme yöntemiyle hayal edemedikleri başarılara ulaşabilirler.

Fakat yaratıcı bir uğraşla ya da girişimcilikle uğraşmayan biri de her şey defteri tutmalı. Gün içinde aklınızdan gelip geçen fikirleri, filmlerden, kitaplardan alıntıları ve hedeflerinizi yazmak sizin için de uzun vadede çok çok faydalı olacaktır.

Her Şey Defteri Nasıl Tutulur?

İsterseniz kendinizi tamamen özgür bırakın ve kurallar olmadan yazın içinizden geldiği gibi. Virginia Woolf böyle yapmış mesela, ve her yazar adayına, aklından geçen ne varsa yazmalarını tavsiye etmiş. Öte yandan bazılarının defteri de katalog gibi, dosyalar şeklinde. Hatta “kişisel vikipedi” de diyebiliriz buna, bazılarının kendilerine kişisel bir wiki sayfası oluşturduklarına da rastladım. OneNote ya da Evernote programlarını kullananlar da çok, özellikle organizasyona daha meraklı olan arkadaşlarımız bu kataloglama konusunda uzmanlaşmışlar.

photo-2
katalog yöntemi (thoughtcatalog.org)

Aslında uzun vadede, dijital kopya ve organizasyon daha makul görünse de, ben elimle yazdığım bilginin daha kalıcı olacağını düşünüyorum. Belki gelecekte bu defterleri dijital ortamlara geçirmem gerekebilir.

Benim yöntemim ise her konu için bir defter oluşturmakta. Defter merakım bunun en önemli sebebi, evde kullandığım ve kullanmak istediğim birçok defter var ve ne zaman yeni bir defter alsam o defter sebebini buluyor bir şekilde. Herkesin ihtiyaçları farklı olsa da bu defterlerden siz de kendi her şey defteriniz için fikir alabilirsiniz.

img_5772
Bir gün gelecek, ben de böyle pinterestte paylaşmaya değer güzel defterler koyacağım buralara… şaka şaka bendeki estetik ancak bu kadar, kimi siyah kimi turuncu kimi de saman rengi. renklerin uyumlu olması bile bence sadece firmaların bu renkleri çok üretmesinden 🙂

Günlük: Olmazsa olmaz. Yazmayı öğrendiğimden beri tutarlılıkla devam ettiğim yazı türü. 🙂 Bazen ayda yılda bir yazarım, bazen her gün; ama inanıyorum ki herkesin bir günlüğü olmalı. Günlüklerimi yeniden okumanın kendimi tanımada, hayatımda tekrarlanan olayları görmemde çok büyük etkisi olmuştur. Tüm büyük yazarların ve düşünürlerin de yine günlük tutmuş olması hiç tesadüf değil. Yine Virginia Woolf gibi bazıları her şey defterini günlüğüyle birleştirmiş, ayrı bir defter oluşturmaya gerek duymamış.

Alıntı Defteri: Alıntı defteri tutmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hayat felsefemizin oluşmasında tecrübelerimiz kadar okuduklarımız da etkili. Fakat yalnız bir kere okuyunca, hiç okumamışsın gibi oluyor bazen. Okuduğumuz kitaplardan, kitabın öz’üne dair sözleri alıp deftere kopyalamak, sonra bunlara zaman zaman geri dönmek kişisel gelişim için büyük bir ihtiyaç.

Fikir defteri: Günlükten farklı olarak, o an aklıma bir fikir gelir, saçma ya da değil, hemen yazarım. Bazen yalnızca bir iki kelime olabilir bu. Elimde defter yoksa, hemen bir kâğıda ya da telefona kaydedip sonra deftere geçiririm. İlhamdan yoksun olduğumda fikir defterinin çok faydası oluyor. Ayrıca yazdıkça insanın aklına başka fikirler de geliyor, yazma eylemi yaratıcılığı kesinlikle besliyor. Bu defteri daha çok yanımda taşıdığımdan, alıntı vb. bir şeyi önce buraya yazıp sonra başka defterlere geçirebiliyorum.

Diyaloglar defteri: Filmlerden, oyunlardan, ya da arkadaşlarla konuşmalardan aklımda kalanları yazdığım bir defter var. Özellikle öykü yazarken iyi fikirler veriyor bana, bir yandan da nostalji gibi oluyor bunları okumak.

Sözcük defteri: Okuduğum kitaplarda, ya da günlük yaşamda görüp bilmediğim sözcükleri kaydettiğim defter. Büyürse alfabetiğe dönebilir ama şimdilik buldukça yazıyorum.

Tarif defteri: Deneyip tutturduğum, ileride tekrarlamak istediğim tarifler. Büyüyünce kategorilere ayrılabilir bu da.

Yazarlık defteri: Yaratıcı yazarlık kursunda yazmaya başladığım, ama kurs dışında da yazarlıkla ilgili okuduğum kitaplardan, makalelerden alıntılar yaptığım defter.

Seyahat günlükleri: Gittiğim yere özel, oradayken yazdığım anı defterleri.

Seyahat alıntıları defteri: Alıntı defterim yetmeyince, bir de böyle bir defter oluştu. Yolda olmak, dağlar, aramak, seyyahlıkla ilgili neredeyse her yazarın bir söyleyeceği olduğunu düşünürsek, bu defter şimdiden yarıya geldi.

Bunlar dışında tutmak istediğim, sizin de şans verebileceğiniz defterler:

Deneyim defteri: Geçen sene bir Bilinçli Farkındalık dersi alıyordum internetten, oradaki hocanın önerisi her gün farkına vardığımız şeyleri yazmaktı. Ben tutturamadım ama fikir gerçekten çok hoşuma gitti. Aynı şekilde yoga, spor, kilo verme, sağlıklı beslenme gibi konularda da hedef ve deneyimleri kaydedeceğiniz bir defter hoş olabilir.

Morning Pages/ Sabah Sayfaları: Bu fikir Mucize Sabah kitabının yazarı Hal Elrod tarafından ortaya atılmış. Her sabah kalktığınızda, 3 sayfa yazın diyor Hal. Düşünmeyin, yazın gitsin. Ben henüz her sabah “evden nasıl 7:30’da çıkarım” düşüncesinden yarı panik bir halde hazırlanma modunda olduğumdan, böyle Zen, böyle tatlı bir sabah rutini oturtmuş değilim. Ah bir sabah altıda kalkabilsem 🙂

Hedefler/kendime mektuplar: Lisedeyken, 2002 ve 2004’te 10 yıl sonraki kendime mektuplar yazmıştım. Keşke devam ettirseydim, on yıl önceki hedeflerimi, o anki hayat anlayışımı görmek bana perspektif kazandırdı. Tavsiye ederim.  10 yıl aslında biraz fazla, mesela her doğum günü kendine bir yıl sonrasına bir mektup yazabilir insan, ertesi yıl açıp bir yıllık hedeflerine ulaştı mı, yaklaştı mı bi gözden geçirebilir. 🙂

Ne dersiniz, bu her şey defteri fikri kafanıza yattı mı? Dener misiniz, ya da benim gibi zaten böyle değişik konular için tuttuğunuz defterler var mıydı? Bunlardan farklı yazdığınız konular var mı? Veya dijitalcilerden misiniz?

Konuyla ilgili daha çok bilgi edinmek için kaynaklar

Actualized.org: How To Keep The Ultimate Journal (Commonplace Book)  (özellikle dijital için yarıdan sonrasını izleyebilirsiniz)

Bu Kadar Defterle Ne Yapıyoruz? (defter fikirleri)

Beautiful Commonplace Books By Lewis Carroll, Nancy Cunard and More (Photos) (ünlü yazarların her şey defterleri)

Thought Catalog: How And Why To Keep A “Commonplace Book”

What Is A Commonplace Book & Why You Need One

featured image credit

Continue reading Commonplace Book- Her Şey Defteri Nedir?

Ölmeden önce olman gereken 5 şey.

Bir yaratıcı yazarlık kitabında böyle bir tavsiye vardı, ölmeden önce yapman gereken beş şeyi yaz. Beş çok da büyük bir rakam değil, bu nedenle en büyük hayallerini koymalısın oraya. Ufak tefek şeyleri beş maddelik bir listeye koyamazsın. 

Listenin en başına “öykülerimin ya da bir romanımın basılması” yazdım. Sonra düşündüm, ya sonra? Yani bir romanım basılınca bu hayalim tamamlanmış mı olacak? Ya da yıllardır en büyük hayallerimden biri olan Japonya’ya gitmek. Gittiğimde, bu da tamamlanmış olacak. Sonrasında ise, öyle çok büyük hayaller bulamadım. Gitmek istediğim yerleri yazacaktım, ama ilk beşe hangi ülkeler girer? Bilemedim. Vizyonsuzlukla suçladım kendimi biraz; evet hayallerim çok, ama ilk beşe giremiyor hiçbiri.

Sanırım sorun bende değil, sorudaydı. Yapmak kelimesi, biten bir sürece işaret ediyordu. Ama mesela, olmak diye sorsaydık, yazacak şeyler hem anlamlı hem kapsamlı olacaktı. Hem de yaşadıkça var olacağından (eh, yani), hayallerin bir süreklilik, bir evrim içinde olacak ve son nefesine dek seninle olacaklar. Böyle bir düşünceyle olmak istediğim beş şey listemi hazırladım.

  1. Bir yazar olmak. Blog yazarı, roman yazarı, öykü yazarı, ve belki şimdi hayal bile edemediğim başka bir yazarlık.
  2. Bir seyyah olmak.
  3. Bir minimalist olarak yaşamak, nefsime hakim olmak.
  4. Kendimce belirlediğim ahlaki ilkeler doğrultusunda, tutarlı biri olmak.
  5. Yogada (ya da başka bir spor dalında) uzman olmak.

Bunlar içime sindi işte! 

Bonus: