The Road Not Taken


It cannot be a coincidence that both Koray and I love the poem “The Road Not Taken”. I’ve always loved the things that aren’t that popular,  stayed away from best-sellers even though I felt they were good, and always had the urge to try unfamiliar things. Now I can’t say that I’m a courageous person, but when it comes to taking the road not taken, you can count me in. Part of the reason for this, I believe, is that the crowds disgust me. I can’t stand being in a place where there are too many people. And, when traveling in Japan, we of course wanted to see the attractions, and avoid the crowds at the same time. That is a difficult task, as in some attractions there were thousands of people. Going by our instincts, we found the roads less traveled by, and that made the whole difference.

Fushimi Inari Shrine ve Mt. Inari, Kyoto

We arrived at Fushimi Inari station by using JR Nara line, and it was just two stops away from Kyoto Station. Fushimi Inari is the #1 tourist attraction in Kyoto, and it’s not hard to understand why. The shrine which was built in 852 AD, gained fame when the emperor’s wish for rain and abundance was granted. Since then, thousands of people donated a Torii gate when their wishes were granted, so Mt. Inari was soon full of corridors made up by orange-red Torii gates.

IMG_2008
The entrance and the biggest Torii gate.

The biggest gate is at the entrance, donated by a leader who wished for his mother to recover.

So the corridors of Torii gates offer a magnificent, almost intoxifying experience walking through them. The gates go all the way up to the top of the mountain.

When tourists come here they take photos like these: (source: http://jpninfo.com/11830)

Fushimi-Inari-Taisha-Shrine-3

Fushimi-Inari-Taisha-Shrine1
isn’t it pretty awesome?

When we arrived at the shrine and started walking through the Torii gates, the situation was exactly the same: the people were trying to take the best photos, without anyone in the background, while keeping hundreds of people waiting. And most of them probably couldn’t take the plunge to go all the way up, so they turned back after the first hundred meters or so. At this point, disgusted by the crowds, we saw a signpost saying if we turn right, there are two shrines 50 and 100 meters away. So we decided to get some air and visit them, and maybe come back and continue walking through the gates again. I’m glad we did! At first we weren’t keen to climb all the way up (233 metre high and 4 km long- sometimes very steep path, which took around two hours), but if we climbed along with the others our only experience was walking through a thousand red gates. But on the road we took, a forest with huge bamboo trees were waiting for us!

IMG_2673

It turns out the shrine 50 metres away, was actually 50 metres above, so it took us half an hour to get there.

IMG_2708
The bold lines are the main road, and the one on the right is our path. The writings with kanji indicate the small shrines.

When we saw this map, we decided it would be a waste to go back, so we kept climbing to the top. Two hours later, we had climbed 233 metres. As tiring as it was, it was the highlight of my Japan trip and one of the best experiences ever.

IMG_2729

There were lots of moments we felt eerie and freaked out. The only noise was our footsteps, rain and the birds’ singing. All of the shrines and graveyards we passed by looked abandoned except for one, but the candles kept on burning despite the rain. And a cat followed us for a while, which scared Koray as I had told him before that spirits can take the shape of animals like foxes or cats. 🙂 And in Japan it’s not common to see stray cats,  especially on a mountain. It was probably a monk’s pet or something, but as there was nobody around, I admit it was a bit scary.

IMG_2725.JPG

I really like hiking, but as I’m not very good at sports, I always felt I’d be left behind if I join a hiking or a mountaineering group. But here, among birds and giant bamboos, in the eerie silence of shrines, I made the best hiking ever.

IMG_2740
And happy ending!
IMG_2752
Behind me is the main road where people usually take to climb to the top.

On our way back, we took the main road and we got really happy we didn’t take it while going up. Aside from an observatory terrace and thousands of gates, there wasn’t really much to look at. And as it was all stone stairs, I imagine it was harder to go up.

Mt. Inari, without a doubt, one of the most exciting places for me in Japan.

 

Click here for all blog posts about Japan.

Gidilmemiş Yol-1: Fushimi Inari

IMG_4513.JPG

Robert Frost’un “The Road Not Taken” adlı şiirinin Koray ve benim en sevdiğimiz şiirlerden olması tesadüf olmasa gerek. Küçüklüğümden beri kenarda köşede kalmış şeylere hep merakım oldu. İnsanların sevmediğini sevmek, sırf popüler diye bazı kitapları okumamak, daha az aşınmış yollardan gitmek… Çok cesur bir insan olmasam da gidilmemiş yollardan gitmek bana her zaman heyecan verdi. Biraz da kalabalıkların midemi bulandırması bunun sebebi olmalı. Hem bir ülkeye gidince “olmazsa olmaz” denen, turistlerin akın ettiği bir yere gideceksin, hem de kalabalıklar mideni bulandıracak. İşim biraz zordu. Ve bazı yerlerde binlerce insan vardı. Biraz da içgüdülerimizle davranarak, gidilmeyen yollardan gittik biz de. Ve bütün farkı yaratan bu oldu.

Fushimi Inari Mabedi ve Inari Dağı, Kyoto

JR Nara banliyö treni ile Kyoto İstasyonu’na iki durak uzakta olan Fushimi Inari Mabedi Kyoto’da en fazla turist çeken yerlerden biri. Bunu anlamak hiç de zor değil. 711 yılında, Inari Dağı’nın tepesinde inşa edilen bu mabed, 852 senesinde İmparator’un yağmur ve bereket dilekleri gerçekleşince bereket mabedi olarak ün kazanmış. Bizim de yağmurlu bir havada burayı ziyaret etmemiz güzel bir tesadüf oldu. 🙂

Bu olaydan sonra ülkenin her yerinden dilekleri olanlar, bu dağa bir Torii kapısı bağışlamış. Bunun sonucunda dağın üzerinde, içinden geçebileceğiniz, üzerinde dilekler yazılı binlerce kırmızı-turuncu renkte Torii kapısı bulunuyor. En büyüğü de 16. yüzyılda bir devlet büyüğünün annesinin sağlığına kavuşması şerefine adanmış. İnsanı büyüleyen bu atmosfer bin yıldan fazla bir süredir hem Japonları hem de turistleri kendine çekiyor.

IMG_2008
Mabedin girişi ve en büyük Torii kapısı.

Turistler buraya gittiğinde genelde Torii koridorlarından böyle fotoğraflar paylaşıyorlar: (kaynak: http://jpninfo.com/11830)

Fushimi-Inari-Taisha-Shrine-3

Fushimi-Inari-Taisha-Shrine1
baya da iyiymiş aslında 😀

Biz de mabede vardığımızda durum aynıydı. Koridorun ilk elli metresinde, herkes (arkada başka biri olmadan) fotoğraf çekilmeye çalışıyor, bu uğurda birbirini eziyor, insanları dakikalarca bekletiyordu. Muhtemelen bir elli metre sonra da çoğu geri dönüyorlardı. Bu noktada sağda 50 ve 100 metre ötede küçük mabedler olduğu yazılıydı. Biz de biraz nefes almak için kimsenin sapmadığı bu yola sapalım, sonra ana yola geri döneriz dedik. İyi ki de böyle yapmışız! Dağın tepesine çıkmaya başta hevesli değildik, ama eğer anayoldan çıksaydık yüzlerce turistle birlikte,  sürekli bu kapılardan geçerek tepeye varacaktık ve tek deneyimimiz bu olacaktı. Fakat saptığımız yolda bizi dev bambularla dolu bir orman bekliyordu!

IMG_2673

Meğer 50 metre dediği mabed, 50 metre yukarıdaymış, yani varmamız yirmi dakika kadar sürdü.

IMG_2708
Koyu yollar ana yol, sağdaki ise bizim rotamız. Yazı ile belirtilen yerler dağın içindeki küçük mabedler.

Yolda gördüğümüz haritadan, ana yoldan epey uzaklaştığımızı görünce bari devam edelim tepeye kadar dedik. Yaklaşık 2 saatte, 4 km tırmanarak 233 metre yüksekliğindeki dağın tepesine ulaştık. Oldukça yorucu olsa da, hayatımdaki en iyi deneyimlerden biriydi.

IMG_2729

Korktuğumuz yerler de çok oldu, dağın içinde birçok mabedden ve mezarlıktan geçtik, biri hariç hepsinin içi boştu, tüm dağda kuş seslerinden başka hiçbir ses yoktu, ama mabedlerin hepsinde yağmura rağmen sönmeyen mumlar yanıyordu. Bir mabedin içinden çıkan ve bizi bir süre takip eden kedi de ürkütmedi değil.

IMG_2725.JPG

Kondisyonum yetmez, beraber gittiğim insanlara yetişemem diye düşünerek bu güne kadar doğa yürüyüşü, dağcılık gibi aktivitelere katılmaktan çekinen ben; burada, kuşların ve dev bambu ağaçlarının içinde, mabedlerin ürkünç sessizliğinde hayatımın en güzel yürüyüşünü yaptım.

IMG_2740
Ve mutlu son!
IMG_2752
Arkamda, Torii kapılarından geçilerek gelinen ana yol.

Dönüşte ise ana yoldan döndük ve dönerken iyi ki bu yoldan çıkmamışız dedik. Bir gözetleme terası ve süregelen Torii kapıları dışında gerçekten hiçbir numarası yoktu, ayrıca sadece merdivenler olduğu için bizim yürüdüğümüz taş/toprak yoldan çok daha yorucu olduğunu tahmin ediyorum. İşte bu yüzden bir yerlere tur ile değil de kendi başına gitmek çok daha doyurucu bir deneyim.

Inari Dağı, Japonya gezimde beni en çok etkileyen yerlerden biriydi.

Yine ana yoldan sapıp güzelliklerle karşılaştığımız Kiyomizu-dera Tapınağı, Arashiyama ve Sosha Dağı’ndan da ileriki yazılarımda bahsedeceğim.

Diğer Japonya yazıları için tıklayınız.