Dijital Minimalizm- Cal Newport [Kitap Özeti]

Geçen haftaki videomda dijital minimalizm denemelerimden bahsetmiş, aslında birçok dijital alışkanlığımızı tamamen bırakmak yerine azaltmanın daha verimli olacağını anlatmıştım.

Videoyu çektikten birkaç gün sonra, başka bir kitap için kütüphaneye gittim, ve daha kütüphanenin kapısından girer girmez Cal Newport’un Dijital Minimalizm kitabına rastladım. Hemen ödünç aldım tabii. Popüler de bir kitap olduğundan bir haftada geri vermem gerekiyordu, altı günde bitirdim :).

Merak edenler için kitap Türkçe’ye de çevrilmiş. İlgilenirseniz temin edip okuyabilirsiniz.

Ayrıntılı incelememi YouTube üzerinden de izleyebilirsiniz.

Şimdiye dek okuduğum minimalizm kitapları genellikle ikiye ayrılıyor: Ya tamamen umutsuz durumda olup çareyi minimalizmde bulanlar, ya da zaten minimalist yaşayıp kendi yaşam tarzını bizimle paylaşan yazarlar. Cal Newport ikinci grupta. Kendisi Bilgisayar Bilimi bölümünde çalışan bir profesör, ama bir dijital minimalist. Hiç sosyal medya hesabı olmamış, ama bir blogu var. Bu blog üzerinden de küçük olmasını planladığı, ama binlerce insanın katıldığı bir deney yapmış: Katılımcılarından hayatlarındaki “tercihe bağlı” teknolojilerden bir ay boyunca uzak durmalarını istemiş. Bu “tercihe bağlı teknolojiler” herkes için değişebilir, ama Newport bu kitapta kahve makinesi, bulaşık makinesi gibi gereçlerden değil de ekranlara bağımlılığımızdan kurtulmayı amaçlamış. O yüzden katılımcıları da sosyal medya, Netflix, video oyunları gibi teknolojileri hayatlarından çıkarmayı denemişler.

Katılımcıların bir kısmı yarıda bırakmış, bir kısmı bir ay “detox” gibi uygulamış ama ayın sonunda eski hayatına geri dönmüş, kimisi ise bir ayın sonunda alışkanlıklarını adamakıllı gözden geçirerek neyin anlamlı olduğuna karar vermiş. Aynısını bize de öneriyor yazar. En çok bağımlılığımızın nerede olduğunu, verimliliğimizi en çok azaltan dijital alışkanlığın ne olduğunu bulup bir ay boyunca ondan uzak durmayı öğütlüyor bize.

Peki bir ay süresince ve sonunda ne yapacağız bu teknolojiler olmadan? Onun için de güzel önerileri var. Kendi kendimize zaman geçirmenin çok önemli olduğunu anlatıyor yazar. Uzun, yavaş yürüyüşler yapmanın öneminden bahsediyor. Ama burada “solitude” yani tek başınalık kavramını kullanmış Newport. Bu kelimenin yalnızlıktan farkı, bunu bile isteye yapmamız hatta bunun için bir zaman ayırmamız gün içinde. Bir de, üzerine basa basa, bu zamanın “başka zihinlerden uzak” bir zaman olmasının önemini söylüyor. Yani müzik dinlemek, kitap okumak gibi uğraşlar da güzel ama başka zihinlerin etkisinden çıkıp kendimizi dinlememiz de çok önemli. Dijital çağın bizden alıp götürdüğü bir şey bu. Kulağımızda bir müzik, ekranlardan sürekli bize bakan ve bir şeyler anlatan yüzler, aslında düşününce çok yeni şeyler. Sessizliği kaybedeli yüz yıl bile olmadı, o yüzden buna aslında bedenlerimiz müsait değil. Sessizliği ve tek başınalığı kucaklamak, benim bu kitaptan aldığım en güzel tavsiye oldu.

“Beğen” tuşuna basmak, ya da küçük mesajlar, yorumlar yerine sevdiklerimize daha fazla vakit ayırmak ise bir başka tavsiyesi yazarın. Son olarak da üretici işler yapmanın (örgü, dikiş gibi el işleri, veya marangozluk, tamir gibi işler) bizi doğamızla daha çok bütünleştireceğine inanıyor.

Yazar bilim insanı olduğu için kitapta çok fazla akademik çalışmaya ve makaleye yer verilmiş. Ben açıkçası böyle kitaplardan çok hoşlanmıyorum, ama Newport’un anlatım tarzı güzeldi ve beni bir dijital detoks yapmaya ikna etti.

Kitabın sonu da gönlümü çeldi :). Kitap “Eskiden Bir İnsandım” adında bir makaleden alıntıyla başlıyor, ve teknolojinin insanlığımızı nasıl kaybettirdiğini anlatıyordu. Fakat kitap çok daha optimist bir şekilde bitti. Kendisi de teknolojiden ekmeğini yiyen bir profesör olarak şöyle bitirmiş Newport kitabını:

Şunu güvenle söyleyebilirim: “Teknoloji sayesinde, hiç olmadığım kadar iyi bir insanım.”

Cal Newport, Dijital Minimalizm

Eğer halihazırda sosyal medyada çok vakit geçiren biriyseniz, kitaptan kesinlikle çok faydalanacağınızı düşünüyorum. Ben kendi adıma kitap gözlerimi açtı, hiç bilmediğim şeyler öğretti diyemeyeceğim, çünkü zaten yazarın anlattığı yolu yürüyordum, beni ikna etmesine gerek yoktu. Ama birçok insanın çok faydalanacağını düşündüğüm bir kitap.

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.
Youtube kanalım da burada.

Hayatı Kolaylaştıran 5 Dijital Alışkanlık [Dijital Minimalizm]

80li yıllarda doğmuş biri olarak, hayatımın önemli bir bölümü ekranlar karşısında geçti, geçiyor diyebilirim. Ben büyüdükçe ekranlar da, ekranların hayatımızda kapladığı alan da gittikçe büyüdü. Ekranlara bağımlı değilim dersem yalan söylemiş olurum, hatta uyanık olduğum zamanlarda ekrana bakmadığım zaman dilimi çok çok az. Peki bu zamanı verimli hale getirmek ve ekran zamanımızı azaltmak için neler yapabiliriz?

1- Gereksiz Aboneliklerden Çık.

Hem epostada, hem mesajda, hem de sosyal medyada gereksiz aboneliklerden çıkmak, ya da bildirilerini sessize almak gerçekten çok büyük zaman kazandırıyor bize. Alışveriş sitelerinden gelen mesaj ve postalar da hem gelen kutumuzu dolduruyor, hem de bildirimleriyle dikkatimizi dağıtıyor. Bir de benim eski halim gibiyseniz, merak edip alışveriş sitesine tıklıyor, bir de orada zaman kaybediyorsunuz. Nasıl olsa siz bir şey almak istediğinizde o alışveriş sitesi orada hazır olacak. Sürekli rahatsız edilmenin bir faydası yok.

2- Epostaları Kategorile.

Hem kişisel, hem de iş epostamız çoğu zaman kontrolden çıkmış durumda. Epostaları geldiği andan kısa bir süre içerisinde, en kötü ihtimalle haftada bir yarım saat zaman ayırarak kategorilere göre düzenlemek, ileride gerçekten büyük bir kurtarıcı oluyor.

Gelen kutusunu her açtığımızda yüzlerce posta görmek yerine birkaç tane görmek bize büyük bir zaman kazandırıyor. Yukarıda paylaştığım videoda kendi eposta gelen kutumu nasıl düzenlediğimi görebilirsiniz.

3- Bildirimleri Sessize Al.

Iphone’larda “rahatsız etme” modu var örneğin, bunu çok kullanıyorum ben. Bir işe odaklandıysam kullanıyorum bir, bir de her gece otomatik olarak sessize alıyor kendini, böylece gereksiz mesajlarla uyanmamış oluyorum. Geçenlerde yüzbine yakın takipçisi olan birinin, instagramda bundan yakındığını gördüm. Takipçilerine gece mesaj göndermemelerini, mesaj sesine uyandığını yazmıştı. Halbuki sadece instagram’ı da sessize alabilir, ya da her şeyi sessize alıp sadece ailesinden gelen aramaların bildirimini açık tutabilir. Ayarları biraz kurcalarsanız yapması gerçekten çok kolay.

4- Sosyal Medyayı Sessize Al.

Bir önceki önerime benzemekle birlikte, ben bunu her zaman yapıyorum. Daha önce Facebook’tan tamamen çıkmayı denedim örneğin, ama yurtdışında yaşarken Facebook ve Instagram gibi mecraların çok önemli olduğunu anladım. Whatsapp’ın çalışmadığı zamanlar oluyor örneğin, ya da ulaşmak istediğin kişinin telefon numarası değişmiş oluyor. Sosyal medyadan insanlara ulaşılabilirliğin bu konuda hakkını teslim etmek gerek.

Ama böyle diyoruz diye de Facebook’ta ve Instagram’da paylaşılan her şeye hakim olmamız gerekmiyor. Benim için sosyal medya zamanımı azaltmanın en güzel yolu bildirimleri sessize almak oldu. Böylece sosyal medya hesaplarımı sadece ben istediğimde kullanıyorum.

Tabii aslında sosyal medya kullanımını minimuma indirmenin en güzel yolu az paylaşım yapmak. Çünkü sosyal medya sitelerinin asıl cazibesi kendi paylaşımlarımıza gelen tepkileri takip etmek. “minimalist günlük” hesabımda ortalama haftada 2 paylaşım yapsam da, kişisel hesaplarımda aylarca paylaşım yapmadığım oluyor. Aynı şekilde o hesaplara da uzun süreler girmiyorum. Gözden ırak olunca gönülden de ırak oluyor. O yüzden birden değil de, yavaş yavaş alışkanlığımızı azaltmak bence daha kolay.

5- Telefonundaki Uygulamaları Düzenle

Bu konuda android nasıl bilmiyorum ama, Iphone’da uygulamaları birbirinin üzerine sürükleyince klasör yapabiliyorsunuz kolaylıkla (videoda yine nasıl yapıldığını gösteriyorum). Benim telefonumda sadece bir ana sayfa var her şey o sayfadaki klasörlerde. İşime yaramayan hiçbir uygulamayı tutmuyorum telefonda. Sosyal medya uygulamalarını da özellikle klasörlerin arka sayfalarına koydum ki böylece gözüme batmasın, o uygulama beni dürtüyor ya da bana bildirim gönderiyor diye açmıyorum yani, ben istediğim için açıyorum. Böylece kullanım oto pilot modu‘ndan çıkıp bilinçli bir hale dönüşüyor.

Bunlara rağmen yine de dediğim gibi ekran bağımlılığım istediğimin çok çok üzerinde. Ama bu konuda da kendime şefkatli olmayı öğreniyor ve gerçekçi hedefler koymaya çalışıyorum.

Umarım bu ipuçlarının size de faydası olur. Anlattığım alışkanlıkları halihazırda uyguluyor musunuz? Ya da başka önerileriniz var mı? Yorumlarda benimle paylaşın.

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.