Deodoranta Elveda.

Yıllardır kullandığım deodorantlar beni sürekli rahatsız etmekteydi. Kimi etkisiz, kiminin kokusu parfümü bastıracak kadar ağır, kimi yapış yapış…

Antiperspirantlara-terlemeyi önleyici deodorantlara- oldum olası şüpheli yaklaşırdım, içeriğindeki alüminyum klorid ve türevlerinden dolayı. Bu madde vücuda alındığında kanser ve alzheimer oluşumuna ortam hazırladığından bahseden tıbbi çalışmalar mevcut, fakat günümüz dünyasında öyle değişik yerlerden öyle değişik maddelere maruz kalıyoruz ki, vücuttaki alüminyumun yalnız deodoranttan geldiğini söylemek güç. Aynı şekilde başka bir araştırmada da meme kanserine yakalanmış hastaların çoğu antiperspirant kullanmış çıkıyor. Ama yine de sadece bu yüzden kanser oluşmuş diyemeyiz, çok fazla değişken var bu yönde karar vermemizi engelleyen.  Nihayetinde insan bedeni hakkında bildiklerimiz henüz çok, çok az.

Yani aslında antiperspirant kullanıp kullanmamak tamamen kişisel bir tercih, ki konuda da bilimsel bir dayanağımız yok. Fakat benim kendimde gözlemlediğim, hangi marka olursa olsun, içinde alüminyum olan, olmayan, kristal, taş, ya da “doğal” deodorant, kullandığım istisnasız tüm deodorantlar bende iritasyon ve kuruluk oluşturuyor. Her gün kullanıp bir gün kullanmadığımda ağır ve utanç verici bir koku olabiliyor. Ve bazı günler tüm vaatlere rağmen ne terlemeyi ne de kokuyu engelliyorlar. Para verdiğinle kalıyorsun.

1) Esansiyel Yağlar

Bir arkadaşım deodorant niyetine limon kullandığını söylemişti. Ben ona cesaret edemedim, gittim limon yağı aldım. Sonuçta kaybedecek bir şeyim yoktu, risksiz bir deney. Kokusuna da bayılırım zaten limonun 😊 🍋.


Yazın en sıcaklarında, Ağustos 2016’da başladım her gün bir iki damla limon yağı kullanmaya ve bir buçuk yıl kullandım. Vücudum ilk haftada hemen alıştı. Terlemem kısa süre sonra azaldı, artık çok daha az terliyorum. 20 ml’lik şişe neredeyse bir yıl gidiyor. Yani benim için hem güvenli hem de ekonomik bir seçim oldu limon yağı.

menekşe yağı deodorant kendin yap violet essential oilBunun yanında menekşe yağını da denemek istedim. Parfüm gibi bir şey bu menekşe yağı, kokusu çok baskın. Alırken de dikkat etmek lazım, bazı markalar yapraktan, bazıları çiçeğinden yapmış yağı ve ikisinin kokuları çok farklı. Bendeki çiçekten yapılmış (Yapraktan olanı daha odunsu ve erkeksi).Özellikle çok sıcak günlerde fena olmuyor, ama çiçeksi kokuları sevmiyorsanız hiç önermem. Limonun kokusu sürdükten bir iki dakika sonra neredeyse hiç hissedilmiyor ama menekşeyi gün sonunda bile duyabilirsiniz.

 Bir gün bir arkadaşım odanın öbür ucundan yaklaşıp “Parfümün ne kadar güzel! demişti. Aslında o parfüm değil menekşe yağıydı! 😊

2) Hindistan Cevizi- Karbonat

My Post

Türkiye’de limon ve menekşe yağı beni çoğu durumda idare ederken, Singapur’un aşırı nemli iklimine hiç fayda etmediler. Ben de son sekiz aydır hindistan cevizi yağı, nişasta ve karbonat karışımını kullanıyorum. Eğer böyle bir şeyin varlığını bilseydim, hiç deodorant almazdım sanırım. Gün sonuna kadar kokuyu mükemmel engelliyor. Karbonatın koku engelleyici özelliği var, hindistan cevizi yağı ise antibakteriyel özelliği sayesinde koku yapan bakterileri hallediyor. Böylece akşama kadar, hatta ertesi gün de güvende oluyorsunuz. 🙂

Hatta eşim de kullanmaya başladı, çünkü onun yıllardır kullandığı alüminyumlu-alüminyumsuz deodorantlar da hiç mi hiç etkili değil burada.

Verdiğim tarif en küçük miktarlar, bunu denedikten sonra vücudunuzun tepkilerine göre değişiklik yapabilirsiniz. Deodorantınızı kendiniz yapmanızın en güzel avantajı da bu. Eğer tahriş gibi bir durum olursa karbonatı azaltın ya da tamamen çıkarın. Eğer hala fazla terliyorsanız karbonatı arttırabilirsiniz. Ben kendime daha az karbonatlı yapıyorum mesela, eşiminkine daha çok ekliyorum.

Deodorant Tarifi:

2 tatlı kaşığı karbonat

2 tatlı kaşığı nişasta (türü fark etmez, nem emiciliğini kullanıyoruz)

2 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı

Yapılışı:

Kuru malzemeleri küçük bir kaseye ekleyip karıştırdıktan sonra, eğer donmuşsa benmari üsulu erittiğiniz hindistan cevizi yağını azar azar ekleyerek karıştırın. Küçük bir kavanoz ya da kaba aktarın. Eğer kullanırken yağı azalırsa (yağ üste çıktığı için) sonradan yağ ekleyebilirsiniz.

diy deodorant coconut oil baking soda kendin yap

İşte kendi deodorantınızı yapmak bu kadar basit. Küçük olduğu için çantanızda da taşıyabilir,ticari deodorantların aksine  uçağa binerken  bile yanınıza alabilirsiniz.

Makyaj yapma, kendin ol, böyle çok daha güzelsin!

Makyaj yapmayı hiçbir zaman sevmedim.

Hiçbir zaman.

İlk makyaj deneyimim lisede, okul gezisi için gittiğimiz  İstanbul’da idi. Kaldığımız Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi’nin yatakhanesinde, kızlar birbirlerine göz kalemi çekiyorlar, ben de uzaktan seyrediyordum. Bana da çekeceklerini söylediler, tamam dedim. Ama pek başarılı olamadılar, çünkü gözüm yabancı maddeye hemen tepki vermişti, sürekli kırpıyordum gözlerimi.

Niyeyse sonrasında anlaştığım tek makyaj malzemesi göz kalemi oldu. Üniversitede giysilerime göre mor, mavi, yeşil, siyah göz kalemi kullandım, şimdi yalnızca siyah var.

İlk fondöten ve rimelimi, üniversite son sınıfta, staj için bir liseye gittiğimizde almıştım (İlk kumaş pantolonumu da). Sanki yirmi yaşında olmak suçmuş, ve ben makyajla daha büyük görünmek zorundaymışım gibi kendimi kamufle ediyordum. Öğretmenliğe başladığımda da kamufle durumu değişmedi, küçüktüm, öğrencilerin saygı duymadığını hissediyordum. O zaman da basıyordum fondöteni, allığı, rimeli. Sivilcelerimden de utanıyordum hem, lise öğrencisi gibi, yirmisinden sonra insanın sivilcesi mi çıkar diyordum. İlaçlara, tedavilere rağmen hala bir ergen suratına sahip olmak güvenimi kırıyordu. Hem makyaj yapmayan öğretmen mi olur? Her daim şık şıkırdım olmalısın.

Böyle hissediyordum öğretmenliğin ilk yıllarında. Ama kendime güvenim arttıkça artık makyaj yapmak çok saçma gelmeye başladı. Hem sonra onu temizlemeye hep üşendiğimden sivilcelerim daha da kötü bir hale geliyordu. Radikal bir biçimde değil de, yavaş yavaş azalttım, Makyaj Mezarlığım adlı yazımda ilk kurtuluşumdan bahsetmiştim. Ve şimdi bana bir yüz kremi, bir göz kalemi yetiyor. Bazı günler göz kalemi bile sürmüyorum ama ondan hala vazgeçmiş değilim. Bazı günler de renkli BB krem sürüyorum, özellikle sivilcelerim rahatsızlık derecesinde cildimi işgal ettiğinde, ya da düğün derneğe gidildiğinde. Fakat artık şu rahatlığa sahibim: Bu sabah uyandığımda yalnızca yüzümü yıkayıp dışarı çıkabilirim, ve bu beni hiç mi hiç rahatsız etmez! Dışarı çıkmak için maskeye ihtiyacım yok, insanları etkilemek için ise hiç yok! Hem zaten en çok acı çekenler kendinden uzaklaşmaya çalışanlar değil mi?

Alicia Keys Celebrates Upcoming New Album "HERE" With Special Show in Times Square

Şekil A.1: Makyajsız Alicia Keys

Cilt bakımı konusunda da epey bir ilerleme kaydettim. Elimdeki ürünleri bitirince Yves Rocher’den devam etmeye karar verdim. Ticari bir marka olsa da öncelikle hayvanlar üzerinde test edilmemesi, sonra da paraben ve sülfat içermemeleri bu markayı tercih sebebim.

img_0942

Şekil A-2: Bu kadarı valla yetiyor.

İşte tüm saç-cilt bakımım ve kozmetiğim bu kadar! Lipbalm tarzı şeyleri eklemeyi unutmuşum, dudaklarım çok kuruduğu için olmazsa olmazım: artisan yapım bir balmumu kremim var ki dillere destan.

Dediğim gibi saç ve cilt bakımı için Yves Rocher mutlu etti beni, güneş kremi ve göz kaleminde ise Missha. Missha da hayvan testlerine karşı, Koreli bir kozmetik markası. Keşke BB kremleri de benim cildime uygun olsaydı da Nivea’ya kalmasaydım. Ama şu ana kadar denediğim beş-altı BB krem içinde cildime en uyumlusu, en sivilce çıkarmayanı Nivea, o yüzden şimdilik ondan devam ediyorum. BB kremi tamamen hayatımdan çıkardığımda ona da bay bay diyeceğim. 🙂

Sağ alt köşede gördüğünüz ise Edremitten alınmış zeytinyağı sabunu. Eşim sağolsun, duş jelini hiç sevmez, beni o alıştırdı sabuna. Aslında bu kadar alerjik bünyesi olan ben senelerce neden duş jeli kullandım onu da anlamıyorum, mis gibi sabun varken. Evde varsa zeytinyağı sabunu, yoksa da kalıp banyo sabunlarından kullanıyoruz (duru’nun gliserinli zeytinyağlı sabunu ve hacı şakir’in hamam sabunu süper kokuyor laf aramızda, ama doğal zeytinyağı sabunu bulunabiliyorsa baş tacı tabii ki!)

Son birkaç senedir, hayatımda ilk defa, yüzüme bakıyor ve aynaya yansıyan bu yüzü seviyorum. Ergenlik döneminde, hiç sevmiyordum dış görünüşümü, sivilceli ve gözlüklü olarak bir ezik klişesini yerine getirdiğimi düşünüyordum. Şimdi de sivilceli ve gözlüklüyüm, ama güveniyorum artık kendime. O yüzden artık maskelere de ihtiyacım yok. Ne güzelmiş kendin olmak!