Aromaterapi: Lavanta Yağı Faydaları ve Kullanımı

Dünyanın en eski ve en çok kullanılan öz yağı: Lavanta Yağı.

Bir Akdeniz bitkisidir lavanta, ilk kullanımı da Antik Mısır ve Anadolu medeniyetlerine dayanıyor. Oradan Roma imparatorluğuyla Avrupa’ya geçmiş ve özellikle Fransız ve İngilizlerin de favorisi olmuş. Modern zamanlarda ise “aromaterapi” teriminin ortaya çıkmasında başrol oynamış: kimyacı Gattefosse; laboratuvarda elini yaktığında lavanta yağının yanığı hızla iyileştirdiğini görünce diğer bitkilerin yağlarıyla da ilgilenmeye başlamış.

Lavanta ve yağı ilk ne zaman hayatıma girdi hatırlamıyorum bile. Sanki hep vardı. Ergenlik döneminde sivilcelerime gece yatmadan birer damla sürerdim (bilgisizce uygulamam neyse ki zararsızmış, çünkü lavanta ve çay ağacı dışındaki tüm yağları seyreltmek gerekiyor. Bu iki yağı olduğu gibi kullanmak güvenli).
Yaz akşamları annemle parktan lavanta toplar, evin her yerini donatırdık. Sevmesi çok kolay bir arkadaş gibi lavanta 🙂


Bu özel çiçeğin öz yağını çıkartmak çok kolay, o yüzden çok yaygın ve görece uygun fiyatlı. Alırken mutlaka tıbbi adını (Lavandula Angustifolia), üretim yerini kontrol edin. Ülkemizde de üretiliyor lavanta yağı, ya da Fransa en çok üretilen yerlerden.


Gelelim kullanım alanlarına: Dediğim gibi yanık ve sivilce yanında yağlı cilt, ve saç derisi için, ve yaraların iyileşmesinde doğrudan ya da krem veya başka yağlarla uygulanabilir. Böcek kovucudur. PMS ve hamilelikte baz yağlarla birlikte karın bölgesine masaj yapılabilir. PMS sendromlarını azalttığı görülmüş.

Anksiyete, uykusuzluk, alerji, astım, iştahsızlık durumlarında, ve doğum esnasında soluyarak, buğu yaparak ya da, buhar makinesine eklenerek kullanılabilir.

6. çakramızı, yani üçüncü gözümüzü uyarır.

Güçlü bir adaptojendir, yeni durumlara alışmak için kullanılabilir.

Kendi yaptığınız ya da hazır aldığınız kremlere de ekleyebilirsiniz. Orana şöyle karar verebilirsiniz: Kaç ml ise onun yarısı kadar damla. Diyelim 30 ml, 15 damla. Hamilelikte kullanımı güvenli olan bir yağ olsa da, bu oranı yarıya düşürmek öneriliyor.

Lavanta yağı üzerine kitaplar yazılan, derya gibi bir konu. Siz nasıl kullanıyorsunuz?

Kaynaklar:
Essential Oils for Beginners, Althea Press
Essential Oils for Health and Beauty, Lydmila Ananeiva
The Aromatherapy Book, Jeanne Rose
Lavender Oil, Julia Lawless

Aromaterapi ve Yağların Çekici (ve kafa karıştıran) Dünyası

Öz yağlar hep ilgimi çekmiştir ama son bir yıldır daha da ilgi duymaya ve araştırmaya başladım. Eskiden aktara gidip hiç araştırmadan alırdım yağları, ama bilmiyordum ki onların çoğu aslında sentetik kokularmış. Şimdilerde biraz daha dikkatliyim, ama yine de bazı yağlar çok pahalı olduğu için bütçeme uyan yağları ve markaları alıyorum (gül ve yasemin yağları inanılmaz derecede pahalı örneğin, ya da bazı üst düzey markalar bütçemin dışında).

Özyağlar ciltten solunuma fiziksel problemlerde kullanıldığı kadar, psikolojik ve spiritüel iyiliğimiz için de kullanılıyor. Modern tıptan çook önce kullanılmaya başlamasıyla birlikte, modern tıbbın ve bütüncül tıbbın özyağları kullandığı alanlar da saymakla bitmiyor.

Özyağlarla hiç deneyiminiz yoksa lavanta ve çay ağacı ile başlayabilirsiniz, fakat internette kullanım alanlarını araştırırken lütfen kitap ve kaynak belirten sitelere, ya da aromaterapistlerin sitelerine danışın. (Tabii ki kitaplardan okumak daha iyi ama yazarların yetkinliğini de araştırın. Çok fazla bilgi kirliliği var). Baz yağlarla karıştırmadan kullanmayın, acillik olabilirsiniz.

En büyük bilgi kirliliği de baz ve öz yağlar arasında. Doğal yağlar konusunda çok yanlış anlaşılan, ve eğer evinizde bir şişe bile doğal yağ varsa bilmeniz gereken çook önemli bir şey var: baz yağ ve öz yağ arasındaki fark (farklı isimler, örnekler ve İngilizcelerini resimde görebilir, daha sonra kullanmak için ekran görüntüsü alabilirsiniz).

Baz yağ dediğimiz, çekirdeklerin soğuk sıkım ya da ezme yöntemleriyle çıkarılan yağı. Bunlar cildi ve saçları nemlendirmek için tek başına kullanılabilir. Kendi kokuları olsa da aromatik bir özellikleri yoktur. Çoğunlukla öz yağlardan daha büyük şişelerde satılır ve daha ucuzdurlar. Bitkinin özü değil, kendinden yağlı olan, hindistan cevizi gibi, zeytin gibi meyvelerin yağıdır. Çoğu yemeklerde de kullanılır. Sarı kantaron, kekik gibi otlardan da “sarı kantaron yağı” adında yağlar satılıyor. Fakat etiketine bakarsanız bunu “sarı kantaron çeşnili zeytinyağı” olduğunu görürsünüz. Baz yağlara, ülkemizde özellikle zeytinyağına, aromatik bitkileri infüze ederek çeşnili yağlar yapabiliriz. Çok da şifalılardır ama öz yağ değillerdir. Lavantada da bu hata çok yapılıyor. Lavantalı zeytinyağı ile lavanta öz yağı tamamen farklı şeyler.

Öz yağlara gelirsek, öz yağ bir çiçek, yaprak ya da ağaç kabuğunun (narenciyeler için narenciye kabuğunun) distilasyon yöntemiyle özünün ekstrakt edilmesi. Yani aslında öz yağ dediğimiz şey yağ bile değil, sıvı formda koku 😊 Bu nedenle bizim henüz anladığımızdan çok daha güçlüler, çok dikkatli kullanmamız lazım. Öz yağların birkaç istisna dışında asla tek başlarına kullanılmaması gerekiyor. Her zaman belli oranlarda baz yağlarla veya başka sıvılarla karıştırılmaları gerek. Güvenli bir ölçü 9’a 1 olabilir. Örneğin 9 damla kayısı çekirdeği yağı içine 1 damla çay ağacı yağı, cilt serumu olarak kullanılabilir.

Tek tek bildiğim yağları faydaları ve kullanım alanlarıyla anlatmaya devam edeceğim. Peki sizin günlük hayatta kullandığınız ve sevdiğiniz yağlar var mı?

Kaynaklar:

1. E.Oils for Beginners, Althea Press
2. E. Oils for Health and Beauty, Lydmila Anandieva
3. Aromatherapy, Jeanne Rose
4. The Healing Intelligence of Essential Oils, Kurt Schnaubelt

52 Küçük Değişiklik 37. Hafta: Kokla

Kokuların üzerimizdeki etkisi şüphesiz çok büyük, fakat günlük hayatımızda ne az dikkat ediyoruz.

52 küçük format copy 3

Yazarlık atölyelerinde canım hocam Çiğdem Ülker hep bize beş duyumuzla yazmamızı öğütlerdi. Fakat yazarların çoğu koklama ve tat alma hislerini unutuyorlar.

Sadece yazarken değil, aslında yaşarken de unutuyoruz. Kimi insanlar kokulara karşı aşırı duyarlıyken, kimisi ise en dayanılmaz kokulara karşı bile tepkisiz olabiliyor. Ben ilk gruptanım, ve aslında Asya’da yaşamak bu anlamda bazen eziyet olabiliyor. Özellikle Çin ve Hint yemeklerinin pişirildiği sokaklar ve yemek merkezleri (food court’lar ya da Singapur İngilizcesi’nde hawker centre) gerçekten dayanılmaz kokuyor bazen. Koray benden de hassas, ve bu kokular iştahını kaçırabiliyor.

Peki kokuyu nasıl avantajımıza kullanabiliriz? Aromaterapi kelimesi çok ayağa düşse de, güzel kokuların sinir hücrelerini pozitif anlamda etkilediği birçok çalışmada bulunmuş. Zaten yüzyıllardır, neredeyse tüm eski kültürlerde lavanta, sandal ağacı, narenciye kokuları kullanılıyordu ama son yıllarda bilimsel olarak da faydası kanıtlanmış oldu. Hatta Alzheimer ve demans (bunama) için de kullanılıyor. İlginç bir şekilde de, koku hissinin kaybolması Alzheimer’ın habercisi.

Zihin İçin 52 Küçük Değişiklik kitabının yazarı Blumenthal, esansiyel yağları ve kullanabileceğimiz problemleri listelemiş:

untitled
source: Blumenthal, B. (2015). 52 small changes for the mind.

Esansiyel yağlar iyi güzel, ama aynı zamanda da çok pahalı. Türkiye’de uygun fiyatlı bulduklarımın gerçek olduğuna inanasım gelmiyor, fakat pahalı olanlara da elim gitmiyor :). Peki bunların gerçeğini koklasak olmaz mı diye düşünüyorum. Örneğin lavanta kesesi, küçük bir cezvede limon, portakal kabuğu kaynatma (evi 5 dk mükemmel bir koku sarıyor), kır çiçekleri toplama, ya da kokulu bir çiçek yetiştirme gibi. Pazara gidip meyve sebzeye burnumuzu sokma da olur.

Ya da çam dallarından annemle yaptığımız gibi temizlik sirkesi yapabilirsiniz:

Ev kokuları ve deterjanlar dahil sentetik kokular ise, öncelikle benim gibi alerjik bünyeler için, ama aslında kimse için, hiç söz konusu olmamalı. O kadar abartıyorlar ki, bazen mağazaya giremediğim, ya da girersem öksürük nöbetine tutulduğum oluyor.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da aslında fark etmek önemli. Eviniz hiçbir ürün kullanmadan nasıl kokuyor mesela? Banyonun, yatak odasının, bina girişinin kendine has bir kokusu var mı? Bu yazı kafamda oluşurken binanın girişinin sandal ağacı koktuğunu fark ettim mesela, daha önce fark etmemiştim. Sonra öğlen fırında ısıtmak için koyduğum böreği yaktım, evden kokunun ne kadar zamanda kaybolduğunu hesaplamaya çalıştım. Koray eve geldiğinde bana göre hala yanık kokusu vardı, ama o fark etmedi (ki dediğim gibi kötü kokuları algılamakta üstüne yoktur).

Daha önce fark etmediğimiz kokuları bilinç seviyesine getirdiğimizde, gözümüzün önünde onca zaman duran bir nesneyi yeni görmüşüz gibi oluyor. Bu hafta, aklımız burnumuzda olsun, bakalım ne kokular fark edeceğiz 🙂

52 Küçük Değişiklik serisinin diğer yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.

Kaynak:

Blumenthal, B. (2015). 52 small changes for the mind: Improve memory, minimize stress, increase productivity, boost happiness.