Çocukluğumun Çiçekleri

Çocukluk başlı başına bir memlekettir, hatta sılasıdır insanın. Büyüdükçe sıla özlemimiz artar, hayat giderek gurbetleşir. Sanki ne yaşarsak yaşayalım hep gurbetteyizdir. Büyümek, gurbete çıkmaktır. Bir çocuğun yaşamla ilişkisini, doğayla olan ilişkisine benzetirler. Başlangıçta doğanın, çocuk için bir gerilim unsuru olmadığı, insanın doğayla kendisi arasındaki gerilimi büyüdükçe kazandığı söylenir. Çocukken zaten doğanın bir parçasıymış gibi yaşarız. Sonra parçalanma başlar, kendi içinde ve her şeyle… Belki de bunun için herkes çocukluğunu anlatmak ister birilerine. Bir zamanlar bizim olan bir sılayı, bir zamanlar parçası olduğumuz doğayı, suyun içinde yaşayıp da deryanın farkına varmayan balık örneğinde olduğu gibi, bir zamanlar som bir bütünlük içinde yaşadığımız için ayrı bir ad verme gereği bile duymadığımız o saf hayatı “anlatarak” yeniden ele geçirmek isteriz. Anlatmak ikinci hayattır.

Murathan Mungan, Harita Metod Defteri

Yaklaşık üç ay önce suluboya yapmaya başladım, instagram’dan takip ediyorsanız bu yolculuğun siz de tanığı olmuşsunuzdur. Hatta instagram hesabım minimalizm’den çok amatör suluboya hesabı gibi görünüyor olabilir bu günlerde.

9 Şubat’ta yaptığım ilk resim, lavantalar.

Bu sene kendimi geliştirmek adına aslında başka hedeflerim vardı ama Şubat ayından beri çiçek çizmek ve boyamak beni öyle içine ediyor, öyle mutlu ediyor ki… Başka bir şeyle ilgilenmek istemiyorum, bütün gün resim yapmak istiyorum. Bu arada YouTube’da, instagram’da, değişik sitelerde bulduğum ders anlatımlarını izliyorum, tekniği öğrenmeye, kendi stilimi bulmaya çalışıyorum. Sadece bir şeyden çok eminim, ben çiçek çizmeyi ve boyamayı çok seviyorum.

Çizdiğim çiçekler bazen yukarıdaki lavanta gibi hayatımda öneme sahip çiçekler oluyor, ama bazen de belki gerçek hayatta hiç görmediğim çiçekleri, sırf tekniği öğrenebilmek için yapıyorum, aşağıdaki dağ lalesi gibi.

Bu resimleri yaparken bana en çok neşe veren çiçeklerin çocukluğumda aşina olduğum çiçekler olduğunu fark ettim. Akşam sefaları, leylaklar, gelincikler… Bunlar bana yetişkinliğimde rastladığım tropik ve egzotik çiçeklerden çok daha eğlenceli ve anlamlı geliyor, çünkü hepsinin ardında bir hikaye var… Ortaokul döneminde sitenin bahçesinde açan ve avuç avuç tohumlarını toplayıp sitenin başka yerlerine attığımız akşam sefaları var mesela… Annemle boş bir arazide gelincik toplayıp sonra da arazinin sahibinin bizi kovalayışı var. Benim ilk çiçeğim olan ve günlüğüme kaç tane çiçek açtığını bile yazdığım, adını Beyaz Gölge koyduğum Cezayir menekşem var. Hafızamı biraz yoklarsam bulacağım daha kimbilir neler var…

Akşam sefaları, 10 Mayıs

Ben de gerçekten oturup mesai harcayıp, küçüklüğümün tüm çiçeklerini bir araya toplamaya ve onlarla ilgili anılarımı yazmaya karar verdim. Murathan Mungan’ın da dediği gibi, çocukluğumuz daimi memleketimiz, daimi sılamız hatta. Çocukluğumuzu anlatmak da bir çeşit terapi gibi. Günlüğüme bu anıları yazmak, ve hatta resimlerini yapmak bana çok iyi geldi. İçimdeki çocukla bir oldum, bu anıları yeniden yaşadım.

Aslında düşününce, çocukluğumun geçtiği mahalle bir çimento fabrikasının arka sokağında, havası oldukça kirli, gri, sevimsiz bir mahalleydi. Ama çocukluğumu hatırlamaya başladıkça doğaya dair bu küçük detaylar canlanmaya başladı zihnimde. Şehrin doğaya en uzak yerinde gibi gözükse de, çocukluğun doğayla bütün oluşundan belki de, yine de bakınca doğayla, çiçeklerle ve ağaçlarla bir arada yaşamışım. Bunun için defalarca minnettar oldum.

Sizin de çocukluğunuzdan doğayla iç içe olduğunuz zamanlardan anılarınız var mı? Naçizane tavsiyem, oturup kendinize yazın bu değerli anları. Fark edeceksiniz ki sizin hatırlamadığınız ne anılar varmış, yazıldıkça ortaya çıkmayı bekleyen.. Belki de çocukluğunuzla ilgili yanlış inançlarınızı düzeltmenizi sağlayacak, belki de daha affedici olacaksınız kendinize ve ailenize karşı.

Öyle iyileştirici ve sağaltıcı olduğunu göreceksiniz ki…

52 Küçük Değişiklik: Gülümse

Bu hafta çok çok sevdiğim ama birkaç haftadır ertelediğim bir konudan bahsedeceğim: Gülümsemek!

Mutlu olduğunuz için mi gülümsersiniz, yoksa gülümsediğiniz için mi mutlu olursunuz? Cevabı videoda 🙂

52 Küçük Değişiklik’in diğer videolarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu haftanın yazısını okumak isterseniz o da burada.


Yeni videolardan haberdar olmak için buraya tıklayarak abone olabilirsiniz:

Beni instagramda https://instagram.com/minimalistgunluk adresinde bulabilirsiniz.

Sevgiler,
Pelin

52 Küçük Değişiklik- Liste İnsanı Ol

Bu haftaki videoda liste insanı olmanın faydalarından bahsedecek ve etkili listeler yapmak için beş ipucu paylaşacağım.

Bu haftanın küçük değişikliği geçen haftakiyle de doğrudan bağlantılı, onu da buradan izleyebilirsiniz:

Siz listeler yapmayı sever misiniz? Yorumlarda benimle paylaşın.

52 Küçük Değişiklik’in diğer videolarına buradan ulaşabilirsiniz.
Bu videonun yazısını okumak isterseniz o da burada.

52 Küçük Değişiklik 4. Hafta: Uyku

Bildiğiniz gibi 52 Küçük Değişiklik serisine bu sefer YouTube videolarıyla yeniden başladım. Bu sefer ilk uyguladığım sıradan biraz değişik bir sıralama uyguluyorum, içinde bulunduğumuz olağanüstü durumları düşünerek ona göre değişikliklerden konuşmaya çalışıyorum.

İlk üç haftayı kaçırdıysanız:

  1. Hafta- Günlük Tut yazı | video
  2. Hafta – Müziğin Sesini Aç yazı | video
  3. Hafta- Stres Gideren Ritüeller yazı | video

Bu haftanın küçük değişikliği, aslında epey büyük bir değişiklik; çünkü beden ve zihin sağlığımızı doğrudan etkiliyor.

Uykunuz ne kadar kaliteli? Daha iyi uyumak ve uykuya rahat dalmak için neler yapılabilir? Bu hafta bunlar üzerine konuşacak ve uygulamaya çalışacağız.

Sorularınızı ve daha iyi uyumak için sizin neler yaptığınızı da yorumlarda bekliyor olacağım. Videoyu aşağıdan izleyebilir, yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Rahibin Ev ve Zihin Temizliği Rehberi-2

2018’de okuduğum bu güzel kitabın incelemesinin ilk kısmını iki yıl önce yapmıştım, ama kalanını özetlemek bu güne nasipmiş. İlk kısmı okumadıysanız ya da tekrar okumak isterseniz sizi böyle alalım, çünkü ilk kısım olmadan aşağıda yazdıklarım pek anlam ifade etmeyebilir.

Kitabın incelemesini bu videodan da izleyebilirsiniz:

Yerler

Japon tapınaklarında yerler her gün silinirmiş, yerin kirli olup olmamasına bakmadan. Yazar diyor ki, yerleri silin ve görün. Bulduğunuz her leke sizin içinizdeki bir lekeyi size yansıtıyor. Bir kere bunu anladığınız zaman, bu tersten uygulayabilirsiniz, yani içinizdeki lekeleri temizlemek için evimizi temizlemeyi kullanabiliriz.

Yerleri silerken sadece su kullanıp, bezi iyice sıkıp bez çok az nemliyken siliyorlarmış. Bunu yaparken, sadece temizliğe odaklanıp, diğer tüm düşünceleri aklımızdan çıkarmayı öneriyor yazar.

Lambalar

Lambalar yüksekte ve ulaşması zor yerlerde olduğu için, tapınaklarda bile bu objelerin temizliği belli periyotlarda yapılıyormuş. Bunları temizlemeyi unutmak çok kolay olduğu için, bir plan dahilinde bunları temizlemek iyi bir fikir. 3 ya da 6 aylık bir plan olabilir örneğin. Lambaların temizliğiyle ilgili Matsumoto şöyle diyor:

Işık kaynaklarınızı tozdan uzak ve temiz tutarsanız bilgeliğin ışığının eve dolmasına izin verirsiniz, dertli zihninizi berraklaştırırsınız.

Giysiler

Tabii rahipler hep aynı takım giysiyi giydiği için, giysileriyle olan ilişkileri bizden biraz farklı. Örneğin mevsimlere göre giydikleri takımı değiştiriyorlar ve bunu da bir seremoni ile yapıyorlar. Yeni takıma geçtiklerinde eski takımı kaldırmadan önce tamir ediyorlar, bu bizim uygulayacağımız bir nokta olabilir.

Lekeli çamaşırlar konusunda ise çok ilginç bir şey söylüyor: Giysinizde bir leke varsa, onunla ilginene kadar aklınız orada kalır. Eğer kalmıyorsa bu yüreğinizin bulanık olduğunu gösterir.

Leke çıkarmak için ise önerisi lekelenen yeri ıslatıp sabunla yıkamak, eğer geçmezse karbonat veya doğal bir leke çıkarıcı kullanmak. Sirkeyi ise çamaşır yumuşatıcı olarak tavsiye ediyor.

Koca bir yığın çamaşırı yıkayıp çamaşır günü olarak ilan etmektense yazarın tavsiyesi bekletmeden neredeyse her gün çamaşırları yıkamak. Başta yorucu gibi gözükse de aslında minimalizme de çok uygun bir alışkanlık, çünkü çok fazla kıyafete ihtiyacınız olmuyor. Benim de şu anda yaşadığım evde çamaşır makinem küçük olduğundan daha sık çamaşır yıkıyorum ve başa çıkması aslında daha kolay oluyor.

Ütü konusunda ise Zen rahiplerinin tavsiyesini dinleyelim: Ütü yaparken çamaşırdaki değil, yüreğinizdeki kırışıklıkları düzlüyorsunuz gibi düşünün 🙂

Tamir etmek

Seri üretimle bile gitgide azalan alışkanlıklardan biri de tamir etme alışkanlığı. Bir şey eskidiğinde ya da bozulduğunda yenisini almaya hevesleniyoruz hemen. Matsumoto diyor ki, eğer böyle devam ederseniz insanla olan ilişkiniz de eşyayla olan ilişkinize benzer. Bu da kalbinizi yorar. Bu Budistler kalpten, yürekten ne çok bahsediyor değil mi 🙂

Bitmek bilmeden yeni şeylerin peşinden koşanlar özgürlüğünü dünyevi arzulara teslim etmişlerdir. Sadece limitli kaynaklarla hayal gücünü kullanarak bir şeyler yaratanlar gerçek özgürlüğü bilebilir.
Hangisi olmak istiyorsunuz?

Zihin ve Beden Temizliği

Nefes

Hayatımızın bağlı olduğu, ama çok az kıymet verdiğimiz bir şey nefes. Bilinçli farkındalık pratiklerinin de, meditasyonun da, yoganın da tek amacı nefesimizi fark etmek ve ona kıymet vermek. Fakat nefesimizin ne kıymetli olduğunu anlamak ve şükretmek için illa bu pratiklerden birini yapmamız gerekmiyor. Her gün farkında olarak birkaç nefes alalım, o bile yeterli.

Yüz yıkamak

Eski bir Zen inancına göre, yüzünü yıkamadan güne başlarsan tüm işlerin özensiz ve gelişigüzel olurmuş. Her gün otomatik modda yüzümüzü yıkasak da, bunu daha bilinçli yapmayı deneyelim mi?

Yemek

Yemek duası alışkanlığınız var mı? Benim dedem yemeklerden sonra yapar mesela, Hristiyanlarda yemekten önce yapılır. Budist tapınaklarında ise hem yemekten önce, hem de yemekten sonra dua ederlermiş, böyle çevrilebilir:

Yemekten önce: Birçok hayat ve sıkı çalışma, bu yemeğin sofraya gelmesinde büyük rol oynadı. Takdirimi ve şükranımı bu yemeği zevkle yiyerek göstereceğim.
Yemekten sonra: Bu harika yemek için saygıyla ve şükranla teşekkürler.

Uyku

Tapınakta çok erken kalkılır ve geç olmadan yatılırmış. Çok geçe kalmadıktan sonra, gün içerisinde fiziksel olarak aktif oldukları için uykuda hiç zorluk yaşamıyorlarmış. Her sabah da, zorlanmadan, doğal olarak uyanıyorlarmış.

Bu arada Buda’nın, uyanmış kişi demek olduğunu biliyor muydunuz?

Yazarın uyku konusundaki tavsiyesi, her zaman bir uyku düzenine sahip olmak ve asla gerektiğinden fazla uyumamak.

Aslında kitapta anlatılacak daha çok şey var ama ben bizim kültürümüzde uygulanabilecekleri anlatmaya çalıştım. Ben şahsen bu kitaptan çok şey öğrendim ve hayatıma geçirmeye çalışıyorum yavaş yavaş. Siz en çok hangi yaklaşımı beğendiniz?

52 Küçük Değişiklik 38. Hafta: Stres Gideren Ritüeller

Bu haftanın küçük değişikliği için özellikle evde kaldığımız bu günlerde işimize yarayabilecek bir konudan bahsetmek istedim: Stres ve stres gideren ritüeller. Youtube’dan videoyu seyredebilir, aşağıdan yazının devamını okuyabilirsiniz.

minimalist günlük.

İster çalışalım, ister evde ev işi ve çocuklarla ilgilenelim, ister hem çocuk hem kariyer yapmış olalım… Stres hepimizin hayatının bir parçası. Ve kendimize ödüllendirici ve rahatlatıcı ritüeller belirlemek stresi büyük ölçüde azaltıyor.

stres gideren ritüeller

52 Küçük Değişiklik’in bu haftasında kendimize zamandan küçük cepler açıp 5-10 dakika da olsa, sadece kendimiz için ritüeller oluşturalım.

5 duyuyu harekete geçirme:

Evde (ya da belki bahçede, dışarıda, iş yerine yakın bir parkta vs) küçük bir alan yaratabiliriz, dışarıda ise ağaç altları ideal. Her gittiğim yerde bir ağacım olur benim, dertleştiğim, dokunduğum, topraklandığım…

Bu alanda 5 duyuyu nasıl harekete geçirelim? Öncelikle görme duyusu. Hoşumuza giden renkler, manzaralar, çiçek ve bitkiler olabilir.

Daha geçen hafta kokular ve aromaterapiden bahsetmiştik. Koku duyumuzu tütsü, mum ya da doğal bitki ve ağaçların kokularıyla harekete geçirebiliriz. Meyveler ve kahve, çay, yeşil çay benzeri içecekler hem tat hem koku duyumuza hitap eder (🍓, 🍉, 🍊 ve tabii ki favorim 🍅 ). Arada bir…

View original post 490 more words

52 Küçük Değişiklik-1. Hafta: Günlük Tut

minimalist günlük.

Belki hatırlarsınız, iki sene once bu seriye başlamıştım. Simdi, tam da evlere kapanmış ve motivasyona ihtiyacımız olduğu bu zamanlarda, 52 Küçük Değişiklik’e başından başlamaya ve bu sefer video olarak kaydetmeye karar verdim. Benimle birlikte siz de tekrar başlarsanız yorumlarda buluşalım.

Daha verimli ve daha tatminli bir hayat yaşamak için alışkanlıkların gerekliliğine kesinlikle inanıyorum, ama iş uygulamaya gelince çuvallayabiliyorum. Bu yüzden kitabı görünce içimde önlenemez bir okuma isteği doğdu 🙂. Daha önce böyle kitaplar okumuştum ama bu kitabın daha özel ve uygulanabilir olduğunu hissettim ilk sayfalardan. 52 Small Changes for the Mind (Zihin İçin 52 Değişiklik) kitabının yazarı Brett Blumenthal, her hafta hayatımızda küçük bir değişiklik yaparak bir yılda hafıza, üretkenlik ve yaratıcılığımızın gelişeceğini, stresimizin azalacağını ve mutluluğumuzun artacağını iddia ediyor. Mutluluk konusunda biraz şüpheliyim, her yer çiçek böcek gibi bir mutluluk peşinde değilim çünkü, daha çok anın farkında olma ve tüm duyguları hak ettiği gibi yaşama peşindeyim. Ama olsun, o…

View original post 500 more words

Bir Amaç İçin Yaşamak- Life on Purpose

Yeni evimden iş yerime yaklaşık yirmi dakikada yürüyorum, bu da bana yolda bir şeyler dinlemek için günde kırk dakika veriyor. Önceden olsa müzik dinlerdim, ama bu aralar kitap dinlemekten çok keyif alıyorum. Geçen hafta Dan Millman’ın “Dingin Savaşçı”sını, bu hafta da Victor Strecher’ın “Life on Purpose” (Bir Amaç İçin Yaşamak) adlı kitabını dinledim. Strecher Michigan Üniversitesi’nde bir profesör.

Konu yaşam amacını bulmaya gelince insanın aklına iki soru geliyor:

  1. Yaşam amacım ne? Nasıl bulacağım? Yoksa çoktan beni bulmuş mudur?
  2. Yaşam amacımı gerçekleştirmek için ne yapmalıyım?

Bu kitap bize birinci soru hakkında pek bir bilgi vermiyor; fakat ben bu konuya da değinmek istiyorum. Hayattaki amacımızı bulmak için şöyle bir yol izleyebiliriz:

i. Önce değerlerimizi bulalım. Hayatınızı hangi değerler yönetiyor? Bu sorunun doğru bir cevabı yok, ve herkes için çeşitlilik gösterir. Örneğin biri güce en üst sırayı ayırırken, bir diğeri için zevk veya güvenlik olabilir bu.

ii. Değerlerimizden yola çıkarak, bu hayatta misyonumuzun neler olabileceğini bulmaya çalışalım. Birden fazla amacımız olabilir.

Barrett Values Centre bu konuda Türkçe de dahil olmak üzere birçok dilde bir test hazırlamış, ücretsiz olarak buradan ulaşabilirsiniz.

Bu sadece kaynaklardan biri, ama Türkçede maalesef çok kaynak yok. Bu testten ve başka testlerden ve kendi gözlemlerimden hareketle, kendi değerlerimi şöyle özetleyebilirim örnek olması açısından:

aile, esenlik (fiziksel/ duygusal/ zihinsel/ ruhsal), güzelliği ve doğayı takdir etme, insanların içindeki iyiyi ortaya çıkarma, yaratıcılık, yeni bilgiler ve beceriler öğrenme (alfabetik sıra ile)

Sizin değerler listeniz benimkinden çok farklı olabilir. Listelerde yer alan diğer değerlerden örnek vermek gerekirse: bağımsızlık, özgürlük, sanat, başarı, güvenlik, zenginlik, evrensellik, gelenekler, arkadaşlık (ilişkiler), ebeveynlik, yardımseverlik, spor, eğlence, zevk… Daha büyük bir liste burada bulunabilir (İngilizce). Ya da aşağıdaki görselde değerlerin bir listesini görebilirsiniz (kaynak: Barrett Value Center). 1, 2 ve 3’te değerlerin yanında korkuların da olduğunu fark edeceksiniz. Kişisel gelişimin bu ilk aşamalarında, korku da bizim değerlerimizi belirleyici bir özellik, ama bireysel önceliklerden bütüne hizmete doğru geliştikçe, değerlerin korkuya dayalı olmadığı görülüyor.

Dediğim gibi burada doğru cevap yok, ve hayatın farklı dönemlerinde illa ki bazı değerleriniz değişecek. Ama kendine dürüst olmak önemli. Bu süreci aceleye de getirmeye gerek yok, kendinize birkaç hafta verin ve bu kelimeleri aklınızdan geçirin. Hangi değerler sizin hayatınızı yönetiyor? Bu soruya gerçekçi bir cevap bulduysanız hayat amacınızı anlamaya bir adım yaklaştınız demektir.

“the thing is to find a truth which is true for me, to find the idea for which I can live and die.”

Victor J. Strecher

Yazar yaşam amacını bulmayı bu şekilde tanımlıyor. Diyor ki, önemli olan benim için doğru olan bir gerçeklik bulmak, uğruna yaşayacağım ve öleceğim bir fikir bulmak.

Kendi yaşam amacımızı keşfetmeye çalışırken gelin tarihten ve günümüzden insanların yaşam amaçlarına da bakalım:

En sevdiğim Beatles üyesi George Harrison’ın yaşam amacı spiritüelizm. Kendisi şunları söylemiş:

Daha fazlasını istediğimi hatırlıyorum. Olay bu kadar değil. Hedefim ün değil. Para değil. Huzuru bulmak için, mutlu olmak için daha fazlasını bilmek, tesadüfen karşılaşabileceğiniz bir şey değil. Üzerine çalışmanız gerekli.”

Beatles’dan sonraki hayatında da görüyoruz ki kendini özellikle Hint felsefesi, mistisizm ve yardımseverliğe adamış.

Bir Hayalim Var adlı konuşmasıyla tanıdığımız Martin Luther King ise yaşam amacını şöyle özetlemiş:

İnsanları birleştirmek ve eşitliğe katkı sağlamak.

M. Luther King Jr

Amerikalı besteci Samuel Barber (1910-1981), yaşam amacını erken keşfedenlerden. Dokuz yaşında annesine yazdığı mektupta şöyle demiş:

Amacım bir besteci olmak. Ve olacağım eminim. Sakın bana bunu unut ve git futbol oyna deme. Lütfen.

Samuel Barber

Yazar taksi şoförlerine de bu soruyu sormuş ve aldığı cevaplardan ikisi şu şekilde:

Ölmek. Sadece yaşamak ve ölmek. Her gün taksi kullanıyorum, eve geliyorum, kızımı dışarı çıkarıyor, biraz okuma yapıyor ve arada balığa çıkıyorum. Ölüm geldiğinde hazır olacağım. Hayat hiçbir şey değil.

Jose Martinez

Bu ülkede (Amerika’da) çocuklarıma iyi bir gelecek vermek için günde 12 saat çalışıyorum. Ailemizde üniversiteye giden ilk çocuklar olacaklar.

Kitabın yazarının yaşam amacı ise şu şekilde:

Benim amacım insanların hayatlarında bir amaç yaratmalarına katkı sağlamak, tüm öğrencilerime kendi kızımmış gibi davranmak, ilgili bir baba ve eş olmak, ve sevgi ve güzellikten keyif almak.

black pencil on white printerpaper

Hepimizin değerleri farklı olduğu gibi, yaşam amacı da farklı olacak tabii. Ve hatta bence hayatımızın farklı dönemlerinde de değişmeye mahkum. Ama değişecek diye üzerinde hiç düşünmeyecek değiliz. Bence yaşam amacımız üzerine düşünmek kendimiz için yapacağımız en iyi yatırımlardan biri. Yazar dinlerden ve ilahi bir amacımız olduğundan pek bahsetmemiş ama, ben bu dünyaya bir amaç için geldiğimize inananlardanım. O yüzden yazarın dediği gibi yaşam amacımızı “yaratmak” değil de, “bulmak” ya da “keşfetmek” sözcükleri daha yakın geliyor bana.

Kitaptaki en beğendiğim bölüm ise “yaşam amacımızı bulduktan sonra onu nasıl hayatımızda mümkün ve devamlı kılabiliriz?” sorusunun cevabı oldu. SPACE şeklinde bir akronimle hatırlaması kolay hale gelmiş 5 yöntem paylaşmış bizimle.

S- Sleep: Uyku

P- PresenceBilinçli Farkındalık

A- ActivityBedensel ve Zihinsel olarak Aktif olmak

C- CreativityYaratıcılık

E- EatingSağlıklı Yeme Alışkanlıkları

Strecher diyor ki hayatınızın bu beş alanını düzene sokarsanız, yaşam amacınızla doğru orantılı bir şekilde yaşamanız kolaylaşır. Ben de kesinlikle katılıyorum. Hatta bahsettiği tüm alışkanlıklar da geçen sene bu zamanlarda bitirdiğim 52 Küçük Değişiklik yazı dizisinin bir parçasıydı, linklerini de sizinle paylaştım. Benim için de güzel bir hatırlatma oldu, hatta tekrar 52 küçük değişikliği baştan mı yapsam diye düşündüm, bu sefer video olarak. Ne dersiniz?

Umarım bu yazı sizi değerlerinizi ve yaşam amacınızı bulmak konusunda motive etmiştir. Yaşam amacınızı bir cümle olarak oluşturduysanız, yorumlarda bekliyorum.

Ben de önümüzdeki haftalarda kendi yaşam amacımı düşünüp bir cümle şeklinde ifade etmeye çalışacağım.

Minimalist Günlük’ün Facebook sayfasına buradan, instagram sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz. Youtube kanalım da burada.

Kaynaklar:

CMU Career & Professional Development Center. Values Exercise.
Benoni, Dan. How To Find Your Life Purpose (Before It’s Too Late!)
Strecher, Victor J. Life on Purpose: How Living for What Matters Most Changes Everything

Aromaterapi: Çay Ağacı Yağı Faydaları ve Kullanımı

Bu sene bir anda aromaterapiye ilgi duymaya başladım ve okuduğum kitaplar yetmeyince bir diploma kursuna da kaydoldum. Yıllarca amatörce evde bulundurduğum yağlar şimdi benim için daha derin bir anlam içermeye başladı. Öğrendikçe de paylaşmaya devam edeceğim, umarım size faydası dokunuyordur. Yazdığım her şeyi ilk kaynağa dayandırmaya özen gösteriyorum, çünkü maalesef internette bilgi kirliliği çok fazla ve çoğu yazıda kaynak verilmiyor. Bu yazıda da en sonda göreceğiniz kaynaklardan faydalandım.

Aromaterapi ve Yağların Çekici (ve kafa karıştıran) Dünyası

Lavanta Yağı Kullanımı ve Faydaları

Gelelim en sevdiğim ve en şifalı öz yağlardan birine: çay ağacı yağı (Melaleuca alternifolia)

Bu yağ ile Türkiye’de tanışsam da memleketinde yaşamak kısmetmiş. Aborijinler tarafından binlerce yıldır hem çay olarak hem de şifalı ot olarak kullanılan bir bitki Çay Ağacı: çay yaptıkları için adı bu, bizim içtiğimiz çay -camelia sinensis- ile akraba bir tür değil.

Fakat yağ olarak kullanımı 1930larda antiseptik etkisinin keşfedilmesi ile başlıyor. Hatta Avustralya’da öyle önemli oluyor ki, çay ağacı yağı fabrikasında çalışanlar askerden muaf oluyor. Ancak sentetik antiseptiklerin çıkmasıyla 1980lere kadar unutulsa da, Thursday Plantation adlı firma sayesinde yeniden popülerleşiyor.

Çay ağacı yağı günümüzde en çok kullanılan yağlardan biri, çünkü bakteri, virüs ve mantarın üçüne birden etkili! Seyreltmeye gerek olmadan direk cilde sürülebiliyor; bu nedenle de aromaterapi bilgisi gerekmeden güvenle kullanabilirsiniz (Böyle seyreltmeden kullanılabilen diğer yağ lavanta yağı, onun dışında tüm yağları seyreltmek şart, yoksa ciltte hasara yol açabilir).

Akne, mantar, alerji, böcek ısırması, kesik, yanık, yara, bit gibi durumlarda direkt cilde uygulanabiliyor. Bende akne hem beyaz noktalar şekilde, hem de hafif bir rosacea gibi kızarma şeklinde oluyor, ikisine de inanılmaz etkili. Keşke ergenliğimde tanışsaydım bu yağ ile 🙂 Siz ya da 6 yaşından büyük çocuğunuzda akne, alerji problemi varsa günde birkaç damla topikal olarak kullanabilirsiniz.

Geçenlerde Koray parmağını biraz derin bir şekilde kesti, günde birkaç defa uyguladık ve çok hızlı iyileşti.

Çay ağacı yağı ev yapımı deodorantımızın da baş tacı 😊

Buhar makinesinde kullanıldığında nezle, sinüzit ve bronşite karşı da etkili. 100 ml suya birkaç damla yeterli.

Saçları güçlendirdiği ve kepeği engellediği için durulama suyuna ekleyebilirsiniz.

Hamileler ve 6 yaşından küçük çocuklarda kullanımı ile ilgili kesin bir bilgi olmadığından bu konuda dikkatli olmanızı öneririm. Çoğunlukla güvenli olarak görülüyor ama hamilelikte durum farklı olabilir, uyarmış olayım 😊

Kaynaklar:
1. E.Oils for Beginners, Althea Press
2. E. Oils for Health and Beauty, Lydmila Anandieva
3. Aromatherapy, Jeanne Rose
4. The Healing Intelligence of Essential Oils, Kurt Schnaubelt
5. Thursday Plantation, https://www.thursdayplantation.com/about-us/our-brand-origins/

Aromaterapi: Lavanta Yağı Faydaları ve Kullanımı

Dünyanın en eski ve en çok kullanılan öz yağı: Lavanta Yağı.

Bir Akdeniz bitkisidir lavanta, ilk kullanımı da Antik Mısır ve Anadolu medeniyetlerine dayanıyor. Oradan Roma imparatorluğuyla Avrupa’ya geçmiş ve özellikle Fransız ve İngilizlerin de favorisi olmuş. Modern zamanlarda ise “aromaterapi” teriminin ortaya çıkmasında başrol oynamış: kimyacı Gattefosse; laboratuvarda elini yaktığında lavanta yağının yanığı hızla iyileştirdiğini görünce diğer bitkilerin yağlarıyla da ilgilenmeye başlamış.

Lavanta ve yağı ilk ne zaman hayatıma girdi hatırlamıyorum bile. Sanki hep vardı. Ergenlik döneminde sivilcelerime gece yatmadan birer damla sürerdim (bilgisizce uygulamam neyse ki zararsızmış, çünkü lavanta ve çay ağacı dışındaki tüm yağları seyreltmek gerekiyor. Bu iki yağı olduğu gibi kullanmak güvenli, ama sadece bir-iki damla olması şartıyla).
Yaz akşamları annemle parktan lavanta toplar, evin her yerini donatırdık. Sevmesi çok kolay bir arkadaş gibi lavanta 🙂


Bu özel çiçeğin öz yağını çıkartmak çok kolay, o yüzden çok yaygın ve görece uygun fiyatlı. Alırken mutlaka tıbbi adını (Lavandula Angustifolia), üretim yerini kontrol edin. Ülkemizde de üretiliyor lavanta yağı, ya da Fransa en çok üretilen yerlerden.


Gelelim kullanım alanlarına: Dediğim gibi yanık ve sivilce yanında yağlı cilt, ve saç derisi için, ve yaraların iyileşmesinde doğrudan ya da krem veya başka yağlarla uygulanabilir. Böcek kovucudur.

Anksiyete, uykusuzluk, alerji, astım, iştahsızlık durumlarında soluyarak, buğu yaparak ya da, buhar makinesine eklenerek kullanılabilir.


Güçlü bir adaptojendir, yeni durumlara alışmak için kullanılabilir.

Kendi yaptığınız ya da hazır aldığınız kremlere de ekleyebilirsiniz. Orana şöyle karar verebilirsiniz: Kaç ml ise onun yarısı kadar damla. Diyelim 30 ml, 15 damla.

Lavanta yağı üzerine kitaplar yazılan, derya gibi bir konu. Siz nasıl kullanıyorsunuz?

Kaynaklar:
Essential Oils for Beginners, Althea Press
Essential Oils for Health and Beauty, Lydmila Ananeiva
The Aromatherapy Book, Jeanne Rose
Lavender Oil, Julia Lawless

Düğünler, Abiyeler, İnsanlar Ne Derler

Bu haftanın videosunda abiyelerden, düğün ve nikah hazırlıklarından bahsettim. Bu alan birçok kişi için zor, çünkü başkalarının bizim hakkımızda konuşmasından, bize gönül koymasından, bize küsmesinden korkuyoruz.

Sizin abiye, gece kıyafetleri ve düğünlere bakış açınız nasıl? Burada ya da videonun altında yorumlarınızı bekliyorum.

Aromaterapi ve Yağların Çekici (ve kafa karıştıran) Dünyası

Öz yağlar hep ilgimi çekmiştir ama son bir yıldır daha da ilgi duymaya ve araştırmaya başladım. Eskiden aktara gidip hiç araştırmadan alırdım yağları, ama bilmiyordum ki onların çoğu aslında sentetik kokularmış. Şimdilerde biraz daha dikkatliyim, ama yine de bazı yağlar çok pahalı olduğu için bütçeme uyan yağları ve markaları alıyorum (gül ve yasemin yağları inanılmaz derecede pahalı örneğin, ya da bazı üst düzey markalar bütçemin dışında).

Özyağlar ciltten solunuma fiziksel problemlerde kullanıldığı kadar, psikolojik ve spiritüel iyiliğimiz için de kullanılıyor. Modern tıptan çook önce kullanılmaya başlamasıyla birlikte, modern tıbbın ve bütüncül tıbbın özyağları kullandığı alanlar da saymakla bitmiyor.

Özyağlarla hiç deneyiminiz yoksa lavanta ve çay ağacı ile başlayabilirsiniz, fakat internette kullanım alanlarını araştırırken lütfen kitap ve kaynak belirten sitelere, ya da aromaterapistlerin sitelerine danışın. (Tabii ki kitaplardan okumak daha iyi ama yazarların yetkinliğini de araştırın. Çok fazla bilgi kirliliği var). Baz yağlarla karıştırmadan kullanmayın, acillik olabilirsiniz.

En büyük bilgi kirliliği de baz ve öz yağlar arasında. Doğal yağlar konusunda çok yanlış anlaşılan, ve eğer evinizde bir şişe bile doğal yağ varsa bilmeniz gereken çook önemli bir şey var: baz yağ ve öz yağ arasındaki fark (farklı isimler, örnekler ve İngilizcelerini resimde görebilir, daha sonra kullanmak için ekran görüntüsü alabilirsiniz).

Baz yağ dediğimiz, çekirdeklerin soğuk sıkım ya da ezme yöntemleriyle çıkarılan yağı. Bunlar cildi ve saçları nemlendirmek için tek başına kullanılabilir. Kendi kokuları olsa da aromatik bir özellikleri yoktur. Çoğunlukla öz yağlardan daha büyük şişelerde satılır ve daha ucuzdurlar. Bitkinin özü değil, kendinden yağlı olan, hindistan cevizi gibi, zeytin gibi meyvelerin yağıdır. Çoğu yemeklerde de kullanılır. Sarı kantaron, kekik gibi otlardan da “sarı kantaron yağı” adında yağlar satılıyor. Fakat etiketine bakarsanız bunu “sarı kantaron çeşnili zeytinyağı” olduğunu görürsünüz. Baz yağlara, ülkemizde özellikle zeytinyağına, aromatik bitkileri infüze ederek çeşnili yağlar yapabiliriz. Çok da şifalılardır ama öz yağ değillerdir. Lavantada da bu hata çok yapılıyor. Lavantalı zeytinyağı ile lavanta öz yağı tamamen farklı şeyler.

Öz yağlara gelirsek, öz yağ bir çiçek, yaprak ya da ağaç kabuğunun (narenciyeler için narenciye kabuğunun) distilasyon yöntemiyle özünün ekstrakt edilmesi. Yani aslında öz yağ dediğimiz şey yağ bile değil, sıvı formda koku 😊 Bu nedenle bizim henüz anladığımızdan çok daha güçlüler, çok dikkatli kullanmamız lazım. Öz yağların birkaç istisna dışında asla tek başlarına kullanılmaması gerekiyor. Her zaman belli oranlarda baz yağlarla veya başka sıvılarla karıştırılmaları gerek. Güvenli bir ölçü 9’a 1 olabilir. Örneğin 9 damla kayısı çekirdeği yağı içine 1 damla çay ağacı yağı, cilt serumu olarak kullanılabilir.

Tek tek bildiğim yağları faydaları ve kullanım alanlarıyla anlatmaya devam edeceğim. Peki sizin günlük hayatta kullandığınız ve sevdiğiniz yağlar var mı?

Kaynaklar:

1. E.Oils for Beginners, Althea Press
2. E. Oils for Health and Beauty, Lydmila Anandieva
3. Aromatherapy, Jeanne Rose
4. The Healing Intelligence of Essential Oils, Kurt Schnaubelt