Makyaj yapma, kendin ol, böyle çok daha güzelsin!

Makyaj yapmayı hiçbir zaman sevmedim.

Hiçbir zaman.

İlk makyaj deneyimim lisede, okul gezisi için gittiğimiz  İstanbul’da idi. Kaldığımız Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi’nin yatakhanesinde, kızlar birbirlerine göz kalemi çekiyorlar, ben de uzaktan seyrediyordum. Bana da çekeceklerini söylediler, tamam dedim. Ama pek başarılı olamadılar, çünkü gözüm yabancı maddeye hemen tepki vermişti, sürekli kırpıyordum gözlerimi.

Niyeyse sonrasında anlaştığım tek makyaj malzemesi göz kalemi oldu. Üniversitede giysilerime göre mor, mavi, yeşil, siyah göz kalemi kullandım, şimdi yalnızca siyah var.

İlk fondöten ve rimelimi, üniversite son sınıfta, staj için bir liseye gittiğimizde almıştım (İlk kumaş pantolonumu da). Sanki yirmi yaşında olmak suçmuş, ve ben makyajla daha büyük görünmek zorundaymışım gibi kendimi kamufle ediyordum. Öğretmenliğe başladığımda da kamufle durumu değişmedi, küçüktüm, öğrencilerin saygı duymadığını hissediyordum. O zaman da basıyordum fondöteni, allığı, rimeli. Sivilcelerimden de utanıyordum hem, lise öğrencisi gibi, yirmisinden sonra insanın sivilcesi mi çıkar diyordum. İlaçlara, tedavilere rağmen hala bir ergen suratına sahip olmak güvenimi kırıyordu. Hem makyaj yapmayan öğretmen mi olur? Her daim şık şıkırdım olmalısın.

Böyle hissediyordum öğretmenliğin ilk yıllarında. Ama kendime güvenim arttıkça artık makyaj yapmak çok saçma gelmeye başladı. Hem sonra onu temizlemeye hep üşendiğimden sivilcelerim daha da kötü bir hale geliyordu. Radikal bir biçimde değil de, yavaş yavaş azalttım, Makyaj Mezarlığım adlı yazımda ilk kurtuluşumdan bahsetmiştim. Ve şimdi bana bir yüz kremi, bir göz kalemi yetiyor. Bazı günler göz kalemi bile sürmüyorum ama ondan hala vazgeçmiş değilim. Bazı günler de renkli BB krem sürüyorum, özellikle sivilcelerim rahatsızlık derecesinde cildimi işgal ettiğinde, ya da düğün derneğe gidildiğinde. Fakat artık şu rahatlığa sahibim: Bu sabah uyandığımda yalnızca yüzümü yıkayıp dışarı çıkabilirim, ve bu beni hiç mi hiç rahatsız etmez! Dışarı çıkmak için maskeye ihtiyacım yok, insanları etkilemek için ise hiç yok! Hem zaten en çok acı çekenler kendinden uzaklaşmaya çalışanlar değil mi?

Alicia Keys Celebrates Upcoming New Album "HERE" With Special Show in Times Square

Şekil A.1: Makyajsız Alicia Keys

Cilt bakımı konusunda da epey bir ilerleme kaydettim. Elimdeki ürünleri bitirince Yves Rocher’den devam etmeye karar verdim. Ticari bir marka olsa da öncelikle hayvanlar üzerinde test edilmemesi, sonra da paraben ve sülfat içermemeleri bu markayı tercih sebebim.

img_0942

Şekil A-2: Bu kadarı valla yetiyor.

İşte tüm saç-cilt bakımım ve kozmetiğim bu kadar! Lipbalm tarzı şeyleri eklemeyi unutmuşum, dudaklarım çok kuruduğu için olmazsa olmazım: artisan yapım bir balmumu kremim var ki dillere destan.

Dediğim gibi saç ve cilt bakımı için Yves Rocher mutlu etti beni, güneş kremi ve göz kaleminde ise Missha. Missha da hayvan testlerine karşı, Koreli bir kozmetik markası. Keşke BB kremleri de benim cildime uygun olsaydı da Nivea’ya kalmasaydım. Ama şu ana kadar denediğim beş-altı BB krem içinde cildime en uyumlusu, en sivilce çıkarmayanı Nivea, o yüzden şimdilik ondan devam ediyorum. BB kremi tamamen hayatımdan çıkardığımda ona da bay bay diyeceğim. 🙂

Sağ alt köşede gördüğünüz ise Edremitten alınmış zeytinyağı sabunu. Eşim sağolsun, duş jelini hiç sevmez, beni o alıştırdı sabuna. Aslında bu kadar alerjik bünyesi olan ben senelerce neden duş jeli kullandım onu da anlamıyorum, mis gibi sabun varken. Evde varsa zeytinyağı sabunu, yoksa da kalıp banyo sabunlarından kullanıyoruz (duru’nun gliserinli zeytinyağlı sabunu ve hacı şakir’in hamam sabunu süper kokuyor laf aramızda, ama doğal zeytinyağı sabunu bulunabiliyorsa baş tacı tabii ki!)

Son birkaç senedir, hayatımda ilk defa, yüzüme bakıyor ve aynaya yansıyan bu yüzü seviyorum. Ergenlik döneminde, hiç sevmiyordum dış görünüşümü, sivilceli ve gözlüklü olarak bir ezik klişesini yerine getirdiğimi düşünüyordum. Şimdi de sivilceli ve gözlüklüyüm, ama güveniyorum artık kendime. O yüzden artık maskelere de ihtiyacım yok. Ne güzelmiş kendin olmak!

“Tükettiğini Üretiyor Musun?”

Azra Kohen’in “Aeden” isimli kitabı beni son günlerde öyle içine aldı ki, sanki kitabın karakterleri Sonje ve Numi’yle yaşıyorum. Sanki beni sorguluyorlar her hareketimde, yargılamıyorlar ama, anlamaya çalışıyorlar neyi neden yaptığımı. Kitaptaki kadın karakter Numi’ye, kendinden çok daha gelişmiş bir varlık tarafından bu soru soruluyor:

Tükettiğini üretiyor musun?

O da safça ve özgüvenle, tükettiği besinlerin yerine her baharda tohum ektiğini, giysilerini nasıl ürettiğini anlatıyor.

Bana da soruyorlar sanki o soruyu.

Tükettiğimi üretiyor muyum?

Neredeyse hiç! Belki öğretmenlik mesleğimden kaynaklı, bilgi üretiyorum, paylaşıyorum evet, ya da bir kaç değersiz şey yazıp çiziyorum. Onun dışında hiçbir üretim yaptığım yok!

Buna rağmen yaşayıp gidiyorum, keyfime diyecek yok. Ama bu işte bir gariplik var. Ben ürettiğimden çok tüketiyorsam, bir yerde birileri ürettiğinin kat kat azını tüketiyor olmalı dengenin sağlanması için. Ve bir yerde de birileri , hiiç düşünmeden, zerre üretmeden safi tüketiyor bunun da farkındayım. Ne adaletsiz bir dünya! Yaşamayı en çok hak edenlerimiz en diplerinde dolanıyor bu spektrumun. Hayata en çok tanıklık edenler, onu deneyimleme fırsatı olmadan başkalarına teslim ediyorlar.

Bu dünyada neyi en iyi yapıyorsan onu yap, diyor Azra Kohen. Herkes öyle diyor, o ilk değil. Buna cesaretimiz var mı? Belki o zaman gidişata bir çomak sokup, tükettiğimiz kadar üretip, daha doyumlu hayatlar yaşayabiliriz. Şansımız varsa, biraz da evrimleşir miyiz?

Sevgililer Gününde Hediye Almasak?

Hatta hiçbir özel günde hediye almasak? Sadece içten bir öpücük, bir sarılma yetse? Ya da yaptığımız, elimizin emeği olan bir şey hediye etsek? Tüketim kültürüne bir de sevgililer günü diye aldanmasak, indirimlere kanmasak ne güzel olurdu..

Kısa Saçı Tercih Etmek için 5 Neden

Sadece saçlarını kestirmek bile insanın günlük akışının değişmesine sebep olabiliyor. Ben kısa saçı çok seviyorum ve bazen omuzlara kadar uzatsam da genellikle kısa saçı tercih ediyorum. İşte 5 maddede nedenleri:

crkqtgqgqx0-tamarcus-brown

1. Kısa saç pratiktir.

Kısa saça şekil vermek için ihtiyacınız olan zaman ve efor çok azdır. Benimkisi gibi ok inatçı saçlarınız olsa bile az miktarda köpük ya da 5 dakika düzleştirmeyle şekil verebilirsiniz. Eğer şanslıysanız, sadece yıkayıp çıkmak paha biçilemez. 🙂

k_4a59mzzty-binh-ly

2. Saç bakım ürünlerine ihtiyacınız azdır.

Saçlarım uzadıkça, dökülmeye başlıyor ve başa çıkması çok zor hale geliyor. Her kadın gibi benim de kendimi kozmetik dükkanında bulup saç dökülmesine, dolaşan saçlara vs. özel ürünlere bakarken bulduğum oluyor. Zamanında çok da aldım böyle ürünlerden, en pahalısından en doğalına. Maalesef çoğu ürün vaat ettiğinin çok altında. Fakat saçlarınız kısaysa, böyle dertler de azalıyor ve çoğunlukla sadece bir şampuan yeterli oluyor. Hele ki bu aralar yıllardır aradığım şampuanı bulduğum için keyfim epey yerinde.

hxctvxljrwi-aidan-meyer3. Aksesuarlara ihtiyacınız yok gibidir.

Tabii tel toka (ya da paravana, ya da firkete, nasıl diyorsanız) bulundurmak lazım, ama onun dışında saç lastikleri, tokalar vesaire dağınıklığına kısa saç ile son verdim. Saçlarım biraz omuz hizasına uzasın, hemen toplamak isteyenlerdenim. Bu da evde her şeyin altında ve üstünde toka bulan eşimi deli ediyor. O tokalara kaç yer belirlesem de yine koltuğun üzerinde, yatağın altında yer buluyorlar kendilerine. Kalıcı çözüm hiç toka kullanmamak.

4i7-mcm7xsy-jens-lindner

4. Saçlarınız daha az dökülür (ya da size öyle gelir!)

Eşim ya da ben birkaç ay kuaföre gitmeyelim, evin her yeri saçtan geçilmiyor. Bizim yaşadığımızı herkes yaşıyor mu diye internette bir küçük araştırma yapayım dedim. Görünen o ki saçları uzun olan çoğu kişi saç dökülmesinden şikayetçi, ama uzayan saçların daha çok döküldüğüne dair bir kanıt mevcut değil. Belki de normalde dökülen saçlar daha uzun olunca insanın gözüne batıyor. Belki de ortadan kopuyorlar, dipten değil, henüz bilmiyoruz. Ama bildiğimiz tek  şey kısa saçın dökülmesinin daha az sinir bozucu olduğu!

0b73d34bc373c1ee29654fd4aeba1be8

Şekil A-1

5. Kısa saç havalıdır!

Şekil A-1’de görülen Dolores yengenin sayesinde hangi 90lar ergeni saçlarını kısacık yapmak istemedi söyleyin! Tabii hepimiz onun kadar havalı olamasak da, kısa saçın hala çok havalı göründüğüne, özellikle bakımsız uzun saçlılarla karşılaştırınca epey bir önde olduğuna katılıyorum.

Ama tabii bir de Alanis Morissette var o yıllarımızdan. O ve onun gibiler uzun saçlarıyla güzel, sakın kestirmesinler! 😀

alanis-morissette-005

Umarım bu yazı bir daha kuaföre gittiğinizde daha kısa ve eğlenceli bir saç modeli denemeyi düşündürmüştür.
 Dolores ve Alanis harici tüm resimler, özgür kullanıma açık resimleri bulabileceğimiz unsplash.com’dan alınmıştır.

5 Reasons why Minimalists Prefer Short Hair

Even a very simple choice such as a haircut can change one’s daily routine greatly. Here are my top reasons why I prefer short hair.

crkqtgqgqx0-tamarcus-brown

1. It’s practical.

You need minimum time and effort when styling short hair. Even with very stubborn hair like mine, all I need is a straightener and it takes 5 minutes at most. But for most, it’s just wash and go.

k_4a59mzzty-binh-ly

2. You don’t need that many hair products.

When my hair gets longer, it tends to tangle and shed, which makes me worry and run to the drugstore like most women. But with a bob-style haircut, all I need is a small amount of shampoo. And now that I’ve found the right shampoo after many tries, I’m in heaven.

short hair portrait minimalist

3. You need less accessories.

Of course I need pins and stuff, but when my hair is long I tend to tie it, which means my husband will find hair bands everywhere in the house, and it drives him crazy. So less hair, less mess.

short hair blond minimalist

4. Less hair loss

Less hair, less mess again. When my husband or I skip going to the salon for a couple of months, our house is filled with hair! Gross, and I did a little bit googling about the fact. It turns out many people experience it, but there is little evidence to suggest that longer hair sheds more.

Maybe it’s because they just break in the middle, or they stand out as they are longer. It may also because of tying the hair, which I do a lot. But when I have a bob haircut, I almost never shed any hair.

Dolores O'Riordan

5. It looks cool!

Some people worry that they won’t look beautiful without long hair. You never know, most people who have the guts to have their hair cut look much younger and cooler in my opinion.

As my teenage role model was Dolores O’riordan, I always thought short hair was much beautiful and interesting than long, except for Alanis Morissette of course. She should never cut her hair! 😀

alanis-morissette-005

I hope this inspired you to try out a new hairstyle next time you go to the salon!

all images except Dolores and Alanis are taken from unsplash.com, a place for free photos.

 

If you liked this article, you can pin it for later and spread the word! 🙂

2017’nin Kelimesi: Yaz

unnamed2016 yazında, biraz boşluktan, biraz yalnızlıktan, kendimi dinlemeye epey vaktim oldu. Ve bir anda kendimi yazı ile ilgili bir maceranın içinde buldum.

Birincisi, bu blog’u açtım ve yıllardır o ya da bu şekilde yaptığım günlük tutma işini bu bloga yönlendirmiş oldum. İkincisi, el yazımı güzelleştirme ve kaligrafi işine girdim ki bu başlı başına bir derya. Ben daha ancak ayak parmaklarımı suya sokmuş vaziyetteyim.

Üçüncüsü ise yaratıcı yazarlık oldu. FutureLearn adlı üniversitelerin açık dersler verdiği sitede “Kurgu Yazmaya Başlangıç/ Start Writing Fiction” adlı dersi aldım, ve benim için yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Küçüklüğümden beri hevesli olduğum kurgu yazma işini artık daha da ciddiye almaya karar verdim, ve Aralık ayında da gerçek bir yaratıcı yazarlık kursuna başladım. Benim için 2017, öyle ya da böyle yazı yazmak hakkında olacağa benzer. Umarım hep güzel şeyler olur da, melankolik olaylar sadece kurguda kalır. Hala umudum var.

17 Before 2017- and thoughts on 2016

Earlier in September, I set seventeen goals for myself to accomplish before 2017 starts. Here is what it looked like:

 

img_0728

November and December was crazy at work, so I can’t say I was great at making all of these goals come true. Let’s see how it went:

Goals 1 to 4: Minimalism

These were the goals related to my minimalism journey. Although my kitchen and vanity are quite compact as they are, I wanted to declutter them once again. However, apart from giving away empty jars and throwing away unused make-up, I haven’t been quite successful in these.

And again, although I know what to wear pretty much every day, I couldn’t set a time to organize my wardrobe just for work. I do love my winter sweaters, though!

My fourth goal was to finish 7 skincare and make-up products before 2017. I finished 2 of them, threw away 2, and working on the other 3.

 

Goals 5-9: Mind Goals

These are goals related mostly with mind. I started a novel about 4 years ago but never touched it for 3 years until I went back this year. But I am not sure if I like it anymore. I am like 5000 words in, and I’ll maybe go on, maybe not. Anyway, I would like to write an independent short story no matter what happens in my novel journey.

This is what I set out on. I’m proud to say that I wrote more than one story, in fact, I wrote 3 stories and I’m working on the 4th one. Plus, I registered for a creative writing course, which has been my highlight of the year.

FutureLearn: I managed to finish three courses at FutureLearn, which has been so great and informative. The courses are: Nutrition and Well-being, Start Writing Fiction and Mindfulness for Well-being and Peak Performance. These courses are given every two or three months, they are entirely free and given by professors all around the world, and are interactive so you get to participate in a lot of discussions. I strongly recommend the platform and these courses in particular.

In addition to writing, I wanted to read 50 books, but I could only finish 29. This is pretty big for me, I had set a rather impossible goal anyways.

And for my blog:

My blog of course is among my goals. Keeping a record here really helps me put things in perspective. Right now I have 100 followers, I want to double it by the end of the year.

I couldn’t spare much time on blogging since October, so I am a bit disappointed with myself. I have only 53 posts and 134 followers at the moment, which isn’t much progress since September. I hope I can work more on it in 2017.

Goal 10: Job

I started my new job on January 6th, and towards the New Year the committee will decide whether I will be permanent or not. Fingers crossed!

I have my final examination on Wednesday, so still fingers crossed!

Goals 11-14: Health

 

Oh I feel so guilty about this! I haven’t had my check-up, nor did I practice much yoga.

Goal 15: Crafts

I did finish the table cloth I started! Here is a close-up:

humming

Goals 16-17: Spirit

I’m still working on making meditation a daily habit. I think my main problem is that my days can be unpredictable, so it can be difficult to set a routine. But I am hopeful 2017 will be a better year for me to practice more mindfulness.

And last but not least, finishing the year in gratitude is so important to me. This year has been both challenging and rewarding for me. I got into a new job, and I went through a very interesting training process. Some parts of it I loved (like getting to know yourself first and being more mindful), while some parts I couldn’t really make sense. Serenity was my key word last year, yet I was more stressed than ever. Still, it is very interesting for me to see that every passing year I am growing as a teacher and a person, and it feels like I am getting more self-confident. I make more conscious choices, and behave more responsibly. I guess I have become an adult without even realizing!

As I am writing these, I am worried as well as excited for 2017. It hasn’t been a good beginning in Turkey (mass shooting at a night club in İstanbul) and it seems we can’t escape terrorism: it’s in our daily lives now. It is very distressing to live with it and go to public places, as there has been 3 massive suicide bombings in Ankara, where I live. There has been students in my school who lost their lives at the age of 18. It is just hope sometimes that keeps you alive, so my wish for the new year is to never stop hoping.

Yapacak Bir Şey Yok!

gzhykeo_cbu-noah-silliman.jpg

İki üç gün önce fark ettim, bu cümleyi ne çok kullandığımı.

Neredeyse her cümlemin arkasına ekliyorum bu günlerde. Nereden geldiğini hatırlamaya çalıştım, bulamadım. Sonra fark ettim ki, eşim de çok kullanıyor. Acaba o mu benden aldı, ben mi ondan? Çıkamadım işin içinden. Nereden geldiğini anlayamayacağım.  Neden peki, her dakika yapacak bir şey olmadığını söylüyorum? Ülke, dünya ne halde? Tepki gösteremiyorum. Tepki gösterdiğim an, bir etiketim oluyor. Ben, Pelin olarak, barışı bile isteyemiyorum. Çünkü en çok barışı istenenler suçlanıyor. Susuyorum. En sonunda kelimeler kusmaya başlıyor. Umutsuzluğumu, çaresizliğimi böyle dile getirebiliyorum ancak.

Yemek tuzsuz olmuş, yapacak bir şey yok! Birinin yaptığına sinirlenmişim, yapacak bir şey yok! İnsanlar ölüyor, yapacak bir şey yok! İnsanlar aç, evleri başlarına yıkılmış, yine yapacak bir şey yok!

Halbuki yapacak şey öyle çok ki, öncelikle sessiz kalmamak, daha çok yazmak, etiketlenme pahasına da olsa susmamak. Bu toplumun başına ne geldiyse, susmaktan, bastırılmaktan gelmedi mi zaten? Yüksek sesle şarkı söylemeyi bile yasakladılar bize. Sevgimizi hep içimize gömdük. Güzel şeyler değil ama, nefret hep söylendi yüksek sesle.

Artık konuşma zamanıdır, yapacak şeyler var, hem de çok! Önce kelimelerimizden başlayıp, sonra hareketlerimize yansımalı. Barışı istemeli, sevgiyi istemeli her hareketimiz. Yoksa battıkça batacağız!

No-Spend November: Final Update

November was one busy and difficult month for me. I had so many responsibilities at work that I wasn’t surprised that sometimes I forgot about I wasn’t buying anything in November on some days. I wish that we had some sort of a winter break here in Turkey, but even New Year’s Eve falls on a Saturday. Here is a handwritten report on how November was:

15193475_10154188508411325_6851593492867023161_n

So, I made 5 purchases in total:

1. an iPhone 6S. I wasn’t sure about it, but it turns out I like my new iPhone a lot, but I have to agree I miss BlackBerry Hub and the awesome BlackBerry keyboard. I’m still not on good terms with iOS keyboard and autocorrect, especially when I  write half-Turkish half-English and don’t check what I wrote before posting. I did send some meaningless texts!

img_0844

2. A red block note for my mother-in-law. She loved it and was looking for a way to make it a permanent notebook by writing quotes or verses in it.

3. Teacher’s day gift for my teacher trainer: A journal and a nice pen in a box.

4. Rhodia pad (A6 size): I am so happy with this small notebook. The paper is the stuff dreams are made of!

img_0223

 

5. and finally, some cartridges for my Platinum Preppy.  (and in the photo you’ll see my beautiful Christmas plant that decided to blossom a month before Christmas)

When I set out, I had 5 criteria for things I won’t be buying this month and yeah, stationery was one of them. Apparently I spend much more money on stationery in a regular month, but although I was mindfully trying to keep out, I couldn’t. Even the two gifts I bought this month are notebooks and pens. I knew I liked paper and pen and ink all right, but this challenge helped me see that this is my weak spot.

Awareness is the key, after all.

You go girl!

15032097_10157905518130393_2204106549265326375_n.png

Oyuncu Shailene Woodley diyor ki: “Özellikle kullanılmış giysiler alıyorum. Ben bu gezegenin bir vatandaşı olacağım, ve sorumluluklarımı yerine getirip, doğayla sürekli savaşmaktansa onunla barışık yaşayacağım.”

Keşke Türkiye’de de ikinci el giyinme yaygınlaşsa!

No Spend November Update

photo-1444760134166-9b8f7d0fc038.jpgIt is mid-November, so I thought I might share my no-spend experiences with you.

In my original post, I especially wanted to avoid online shopping and shopping for clothes, so I completely managed that. It was no big deal because on weekdays, I get almost no stimulants about shopping. My typical day is driving from home to work, work to home.

I live in Ankara, the capital city of Turkey, which has no tourist attractions other than malls. Little shops are about to be history, so it is quite usual for some people to go to a mall every day. Although I hate malls, sometimes I just have to, so I went to the mall twice so far this month. In the first trip last week, I had almost forgotten that I was on no-spend because actually, I hadn’t spent any money on something other than food. So I ended up impulse-buying a gift for my mother-in-law. She loves notebooks and she loves small checks. She also loves the red color. When I saw this notebook which has all of them, I could not resist buying! Only after I got home, I realized I was on a no-spend challenge. If I’d remembered in the shop, I wouldn’t have gotten it. In my second trip to the mall, I was completely aware so I just went to the market for grocery shopping.

To be honest, the small notebook was nothing compared to my (well, my husband’s but we share the same budget) next purchase, an Iphone! I was getting really frustrated with my BlackBerry, which I loved but lately the news that the new BB phones will run on Android, and not BB10 really disappointed me. This also means that there will no longer be app designers for BlackBerry, and no updates, also recently they decided not to work with Whatsapp as of 2017. Not to mention they don’t run Facebook, WordPress or Instagram apps either, and the maps are terrible lately. Then what is the use of a smartphone, I thought. OK, it is a reliable phone, never crashes, and Hub is awesome but the disadvantages far outweigh the advantages.

img_0844

My husband, traveling to Dubai every month, offered to sell my BlackBerry Z30 and get me an Iphone there (which is much cheaper than in Turkey). Luckily, we sold my phone pretty quickly, and now I have a brand new 6S. I really resisted for years not to get a pricey phone, but I hate Android, BB10 is dead, and I had two options: Either go for a no-brain cellphone like Nokia 3310, or go for Apple. I hope I won’t be disappointed by my choice.

So that’s it. My one small and  one big purchase other than food, bills and gas. I hope I will keep it this way until the end of November. And yes, Black Friday is also a thing now in Turkey, but I have no plans in participating! 🙂

No Spend November. Can I do it? We’ll see.

This weekend I might have had a little of shopping spree, buying skincare products, a watch, a pair of sandals for next summer (big sale!), contact lenses, a bottle of ink (Diamine Oxblood, I’m in love) and finally four books. And my husband got a pair of sneakers for me from Dubai. How could I buy so many things? Every shop and shopping website I went to was screaming SALE. The biggest enemy of an aspiring minimalist.

The sales are quite tempting to admit. Although everything I bought was on my wishlist for a long time, I still felt some guilt over buying so many things at once. Then, when I was browsing the Internet today, I saw “No Buy November”. Basically, No Buy for me includes clothes, make-up, stationery and any online shopping.

img_0820
And what to buy is basically essentials: food, gas, toiletries, bills.

I’m sure everybody’s needs and weaknesses are different, so if you take up this challenge be sure to personalize this and make it realistic.

Can I do it? I don’t know. But I’m willing to try it out. I think trying this for a month will help me become more aware of my purchases. And during this month if I really want to buy something, say, a piece of clothing, I will wait until December. If one month does not change my decision, then I will go for it.