Mini Röportaj : Practigal Blog

Daha önce çok sevdiğim iki blog olan Turk Isi Minimalizm ve Basit ve Mutlu Yasam ile röportaj yapıp sizlerden de güzel geri dönüşler almıştım. Bu sefer Amerikalı bir blogger ile yaptım mini röportajımı: Practigal Blog. Ben cevaplarından hem çok şey öğrendim, hem çok zevk aldım. Eminim sizin de hoşunuza gidecek, özellikle içe donuk biriyseniz ve minimalizme ilginiz varsa. Buyrunuz efendim 🙂  Röportajın İngilizce orijinalini buradan okuyabilirsiniz.

Untitled

Minimalizm yolculuğun nasıl başladı?

Aslinda minimalizm yolculuğum minimalizmin ne olduğunu bilmeden yıllar önce başlamıştı. Yasamaktan mutlu olduğum bir hayati yasamak istiyorsam, beni bundan alıkoyan her şeyi bırakmam gerektiğini fark ettim. 7 sene önce, stresli ve yorgun olduğum donemde, yavaş yavaş azaltma yapmaya başladım. Hem eşyalarımı, hem de yapacaklar listemi azaltiyordum. Zaman içinde, sahip olmak istediklerimin sayisi da azaldi. Azaltma hayatımda tekrarlayan bir surec haline geldi ve hala öyle.

Minimalizmi iki yıl önce keşfettim. Zaten yapmakta olduğum bir şeye isim vermek amacımı çok daha açık bir şekilde görmemi sağladı aslında. Diğer minimalistlerin hikayelerini okumak ve onlara ne kadar faydalı olduğunu görmek harikaydı. Doğru yolda olduğumu işte o zaman anladım.

Yani sen oyuna bir sıfır önde başlamıştın. Peki anne olmak hayat tarzını nasıl etkiledi?

Minimal bir hayat sürmeye çalışan bir anne olmak her zaman esnek ve anlayışlı olmayı öğretti bana. Yaklaşımımda daha yumuşak olmalıydım. Onlarda da minimalist anlayışın yerleşmesini istedim ve her şeyde olduğu gibi, bunu da zamana yaymaya çalıştım.  Benim için en önemlisi, çocuklardaki “daha fazlasına ihtiyacım var’ alışkanlığını “daha fazlasını istiyorum” a ve en sonunda “ihtiyacımdan fazlasına sahibim” e dönüştürmek oldu.

Üç çocuğumun her biri çok farklı ve bu nedenle tepkileri de farklı oldu. Yapmaya çalıştığım en önemli şey, onlara örnek olmak, ve minimal yaşamın artılarını benim gördüğüm gibi onların da görmesini sağlamak.  

Eşyaları atma ya da tutma konusundaki kriteriniz nedir?

Azaltmaya olan yaklaşımım hem o eşyanın hem maddi hem de kişisel değeri ile alakalı. Evdeki herhangi bir eşyaya baktığımda bende uyandırdığı hisse bakıyorum. Bu yaklaşım benim için azaltmada çok faydalı oldu, birçok eşyadan bu sayede kurtulabildim. Simdi ise hayatıma dürüst bir şekilde bakmaya çalışıyorum, ve sadece en sevdiğim ve en çok kullandığım eşyaları tutuyorum.

Eğer bir seyin varlığını unuttuysam, gidebilir.

Hep işlerimi zorlaştırıyorsa, gidebilir.

Bana yarardan çok stres getiriyorsa, gidebilir.

Meet Sheila

4. Azalttıktan sonra hayatında ne gibi değişiklikler yaşadın?

Daha basit bir hayat tarzını benimseyince, hayatımda sakinlik ve neşeye yer açtım! Hep stresli bir yaşamdan simdi neredeyse hiç stresi tatmadığım bir yaşama geçtim. Genellikle sakinimdir çünkü elimden gelenin fazlasını yapmaya kalkışmıyorum. Yapmayı sevmediğim, yemek yapmak ve temizlik gibi isler hayatımı ele geçirmiyor artık. Her şeyi olduğu kadar basit tutmaya çalışıyorum ki sevdiğim şeylere ve insanlara zaman ve enerjim kalsın. Ve bu nedenle de, anda kalmayı ve andan zevk almayı daha iyi başarıyorum.
Ayrıca, hayatıma nelerin girmesine izin vereceğim konusunda fikrim tamamen değişti. Artık alışveriş yaparken daha bilinçliyim, ve eskiye nazaran çok daha az alışveriş yapma ihtiyacı duyuyorum. Bir seyi yapacaklar listeme koymadan önce zaman ayırıp düşünüyorum: bu aktivite bana ya da aileme nasıl bir değer katacak? Eşyaların gerçek değerini de düşünmeye başladım.

Benzer bir şekilde yeme, yemek yapma ya da uyku alışkanlıklarında bir değişiklik oldu mu?

Genel olarak zamanımı daha verimli kullanıyorum. Eskisine nazaran kendime bakmaya daha çok vakit ayırmaya başladım ve bunu bir rutin haline getirdim. Artık bedenim de önceliklerimden biri; daha iyi yiyorum ve daha çok hareket ediyorum. Uyku konusuna gelirsek, artık her akşam aynı saatte yatağa girip aynı saatte kalkıyorum. Bu tutarlılık bana gün içinde çok daha fazla enerji veriyor!

You must practice self-care in order to be healthy and present your best self. Learn how to prioritize self-care, even when you are super busy. Plus, get 20 simple self-care ideas for the busy woman that you can easily add into your routine.
an article on how to practice self-care on practigal blog

Sanırım bu benim de yapmak istediğim şeylerden biri. Bir sonraki sorum aile hakkında. Aile üyelerin ve arkadaşların da bu değişimin bir parçası oldular mı?

Bu süreçte başlangıçta ailemden neredeyse hiç destek almadığımı söylemeliyim. Evdekiler beni anlamadılar çünkü çalışmanın amacının, daha fazla, daha büyük şeylere sahip olmak gerektiğini düşünüyorlardı. Zaman içinde, eşim yavaş yavaş anlamaya başladı. Sanırım ilk önce emin olması gerekiyordu. Evdeki ve benim ruh halimdeki değişikleri görünce o da bana katıldı.

Azaltma sürecinde en kolay ve en zor kurtulduğun şeyler nelerdi? Yeni başlayanlara ilk hangi kategoriyi önerirsin?

Benim için en kolayı mutfak eşyalarıyla vedalaşmaktı. Çok sık yemek yapıyorum, ama aslında hiç sevmiyorum, pek iyi de değilim zaten. Yani o kadar acayip küçük el aletlerine falan ihtiyacım yokmuş. Hiç kullanılmıyorlardı.
En zor ayrıldıklarım hediyeler oldu. Düğünde gelmiş, 4 yıldır kullanılmayan o kadar çok hediye vardı ki… Ama hepsi güzel şeylerdi ve kullanmalıyım diye düşünüyordum, bu yüzden onları atmıyordum. En sonunda onlardan ayrılmayı da başardım. Gerçek bir nedeni olmadan onlara tutunmak anlamsızdı.
Yeni başlayanlar için, evi bir dolaşmalarını tavsiye ederim. Muhtemelen her odada işinize yaramayan ve sizi strese sokan şeyler bulacaksınız. Sonrasında, günlük olarak o size en çok rahatsızlık veren yerlere el atın. Bir odayı bitirmeden öbürüne geçmeyin.

Bu tavsiye gerçekten hoşuma gitti, başlamak işin zor yanı gibi duruyor. Eğer her odaya hızlıca bakarsak başlamak daha kolay olacak gibi.

Azaltmadan konuşmuşken, vazgeçmeyi düşünmediğin objeler var mı?

  
Çocuklarımın yaptığı bazı resim ve projeleri muhtemelen hiç atamayacağım. Neden bilmiyorum ama hafızam pek iyi değil, bu yüzden bu objeler hatırlamama yardımcı oluyor. Aşağıda paylaştığım resim ortanca kızımın yıllar önce çizdiği, kendi sanat galerisini açma hayalini anlattığı resim. Sanırım bunu hiç atmayacağım, çünkü hala aynı hayali kuruyor.
2
photo credit: Sheila Price

Bir de düğün pastamızın üzerindeki bu tablo var. Bu da artık evimizin dekorunun bir parçası haline geldiği için bundan da ayrılmayı düşünmüyorum.

1
photo credit: Sheila Price

“Ben azaltmaya başlarken keşke bunu bilseydim” dediğin bir ipucu/öneri var mı?

En büyük tavsiyem, bunun SİZİN yolculuğunuz olduğunu hatırlayın. Diğerlerini kopyalamaya, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaya çalışmayın. Şimdiki hayatınız ve yaşamak istediğiniz hayata yönelik seçimler yapmak çok önemli, bu yüzden başkalarına bakmak problemleri çözmüyor. Sizin için doğru olanı yalnızca siz bilebilirsiniz. Seveceğiniz hayata sizi yönlendirecek adımları yalnızca siz atabilirsiniz. Hepimiz farklıyız ve hepimizin hayatına neşe katan, doyum veren şeyler farklı.

Son olarak, daha kişisel bir soru. Blogunda içe dönük olma ile ilgili yazılar da yazıyorsun. İçe dönüklük ve minimalizm ilişkisini anlatabilir misin?

easton-oliver-569386-unsplash
Photo by Easton Oliver on Unsplash
Bence minimalizm herkes için uygun bir yaşam biçimi. Özellikle içe dönüklerden bahsediyorsak, minimalizm onların üretkenliğine ve insanlarla daha derin bağlar kurmalarına yardımcı oluyor. Sadece sevdiğiniz eşyalardan oluşan sade bir ev içe dönük bir insanın mabedi gibi, orada insanlarla vakit geçirmek için gereken enerjiyi toplayabilirsiniz. Sade bir hayat odağınızın başka şeylere kaymasını engeller ve daha üretken olmanızı sağlar. Son olarak da, ilişkilerde minimalist olmak, yani gerçekten sevdiğiniz insanlarla vakit geçirip sağlıksız ilişkileri minimize etmek içe dönük bir insanın zamanını ve dikkatini daha iyi kullanmasını sağlıyor.
Sheila’nın cevapları benim için çok doyurucu oldu, umarım siz de beğenmişsinizdir. Daha fazlası için blogunu ziyaret edebilirsiniz.

Mini Röportaj: Basit ve Mutlu Yaşam

Sevgili Selen Baranoğlu’nun Basit ve Mutlu Yaşam adlı blogunu ve instagram hesabını severek takip ediyorum. Henüz okuyamasam da kendisinin aynı isimde bir kitabı da var. Türkiye’de bu konularda yazan ilk yazarlardan, bu nedenle Selen Hanım’ın yaptıklarını çok önemsiyorum. Beni kırmadı, mini röportaj serimin ikinci konuğu oldu.İlham veren cümleleri bana minimalizmin her şeyden öte özgürlük getirdiğini hatırlattı. 🙂Benim gibi sizin de keyif alarak okumanız dileğiyle..

*not: en beğendiğim kısımları italikleştirdim.

img_6351

Minimalizm yolculuğunuz nasıl başladı?

Minimalizm yolculuğum, bu tüketim toplumunun içinde amaçsızca para harcadığımı fark etmemle başladı, çocuklu hayata geçişle hızlandı ve tüm hayatıma yayıldı.

Ebeveyn olmanızın yolculuğunuzdaki etkisi nasıl oldu?

Ebeveyn olduktan sonra hayatımda nelerin önemli ve öncelikli olduğunu daha iyi kavradım. Eşyadan çok deneyime önem vermem gerektiğini biraz da çocuklar sayesinde öğrendim.

Eşyaları atma ya da tutma konusundaki kriteriniz nedir?

Kural basit. İşlevini yitirmiş, bana keyif vermeyen, kullanmadığım şeyleri daha sonra kullanırım diye elimde tutmaktansa, hayatımdan çıkartıyorum. Elimde tutuklarım için ise kriterim “Az olsun öz olsun”.

Azalttıktan sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler yaşadınız?

Beni asıl yoran şeylerin fazlalıklar olduğunu fark ettim. Hayatım basitleşti ve istediğim şeylere zaman ayırabildiğimi gördüm.

Aile üyeleriniz ve arkadaşlarınız da bu değişimin bir parçası oldular mı?

Az eşya evdeki herkes için daha fazla alan, daha fazla özgürlük demek, özellikle de çocuklar için. Bu konuda herkes durumdan memnun. Arkadaşlarım konusu ise benim çok dışımda; herkes kendi önceliklerine göre yaşar ve tercih yapar. İlham alıp sadeleşenler mutlaka var ama.

Azaltma sürecinde en kolay ve en zor kurtulduğunuz şeyler nelerdi? Yeni başlayanlara ilk hangi kategoriyi önerirsiniz?

Giysi dolaplarıyla başlamalarını öneririm. Ben de öyle yaptım. En kolay mutfak, en zor ise çocuk odası oldu benim için.

 

“Atamayacağım kadar değerli” dediğiniz bir obje var mı?

Photo:unsplash
unsplash.com

Elbette var. Hem de çok var. Minimal yaşamak her şeyi atabilecek durumda olmak demek değil ki. Kıymetini ve önemini bildikten sonra eski eşyaların da yeri var hayatımda. Bir kutum var mesela, dededen kalma fotoğraf makinesi de var içinde, anneanneden kalma kolye de. Ama bunların sınırını bilmek gerekli. Aile yadigarı her şeyi de evimde tutmuyorum elbette.

“Ben azaltmaya başlarken keşke bunu bilseydim” dediğiniz bir ipucu/öneri var mı?

Keşkem yok çünkü kendi yolumda giderken yaşadığım her şey bana bu yolculukta bir şey öğretti.

Okuma ya da web sitesi önerileriniz?

Leo Babauta ve bemorewithless.com.

Mini Röportaj: Türk İşi Minimalizm

Minimalizme dair İngilizce bir dolu kaynak olsa da bu hareket tam Türkiye’ye ulaşmış değil. Bu nedenle bir elin parmağını geçiyor- geçmiyor bu konuda Türkçe yazan blog yazarları. Ben de hem size bu yazarları tanıtmak, hem de kendim onlardan öğrenmek için böyle küçük bir projeye giriştim: ulaşabildiğim blog yazarları ile, internet ortamında da olsa röportaj tadında bir soru-cevap.

İlk konuğum Türk İşi Minimalizm adlı blogun sahibi Hale Hanım. Özellikle yavaş moda ve atıksız yaşam (zero waste) konularındaki yazılarını severek takip ediyorum. Buyrunuz efendim 🙂

turkisiminimalizm

not: bold ve italikler bana ait.

Minimalizm yolculuğunuz nasıl başladı?

Minimalizmi ilk ne zaman duydum bilmiyorum, ama kendimi bildim bileli fazlalıklar beni sıktı. İnsan ailesinden çok etkileniyor, ya onlara tepki olarak hareket ediyor ya da onların izinden gidiyor. Benim durumumda benim annem biriktirmeyi severdi, bir gün lazım olur duygusuyla dolapları doldurmaktan kendini alamazdı ve hobisi/mesleği olan terzilik nedeniyle biraz da fazla eşyaya sahipti. Bana ise bunların hepsi çok fazla geliyordu.

Derken 2012 civarlarında, yani artık 30 yaşıma yaklaşırken, ciddi bir atmam gerektiğini fark ettim ve sadeleşmeye başladım.

Eşyaları atma ya da tutma konusundaki kriteriniz nedir?

Sanırım her eşya grubu için bu değişiyor. Kıyafetlerde kıstasım, giydiğimde beni iyi hissettirmesi ve dolabımın geri kalanıyla uyumlu olması. Mutfakta, banyoda vs. direkt işleve bakıyorum. Ama iş anılar, fotoğraflar, kitaplara yani biraz daha özel eşyalara gelince tek tek bakıyorum. Davetiye gibi fotoğrafını çekip saklayabileceğim bir şeyse direkt o şekilde ilerliyorum ama çocuğumun ilk body’si özel mesela. Ona kıyamıyorum.

Kitap ve fotoğraflarda ben de biraz zorlanıyorum doğrusu. Peki azalttıktan sonra hayatınızda ne gibi değişiklikler yaşadınız?

Azalmak bana rahatlık ve ferahlık getirdi. Genel olarak “Çok şeyim var ama asıl ihtiyacım olan  şeyi bulamıyorum” duygusu beni çok yoruyordu. Şimdi sabah gardırobumu açıyorum, ne giyeceğim çok net. Uzun uzun önünde beklemiyorum. Bir takı vs takacaksam neyin bana yakıştığını ya da beni iyi hissettirdiğini biliyorum. Misafirim gelecekse özel bir takım çıkarmıyorum, zaten severek kullandığım bir takım var onu çıkarıyorum. Eğer kalabalıklarsa annemden ödünç alıyorum. Her şey daha basit. Böylece asıl önemli konulara vakit ayırabiliyorum.

micheile-henderson-429858.jpg
Photo by Micheile Henderson on Unsplash

Bir de görsel olarak da her şey daha ferah. Eskiden bir askıya 3-4 gömlek astığım olurdu, daha bakarken içim daralırdı. Ya da şifonyerim üzerindeki eşyalardan görünmez olurdu. İster istemez bir derlenmiş toparlanmış oluyorsunuz ve inanın ki derli topluluk zihne de yansıyor.

O şifonyerin üzerinden herkes müzdarip sanırım. 🙂 Peki aile üyeleriniz ve arkadaşlarınız da bu değişimin bir parçası oldular mı?

Çekirdek ailemizde eşim de az çok benim kafamda olduğu için özel bir şey yapmaya gerek kalmadı. Ama onun da bazı kırmızı çizgileri var, mesela kitap ve DVD’lerine asla dokundurtmaz. Diğer konularda ise bana uyum sağlar ve destek olur. Oğlumuz ise bizi örnek alacak diye umuyorum. Baştan beri çok satın alan bir aile olmadık. O da elindekilerle mutlu. Çekirdek aile dışına ise pek etki ettiğim söylenemez.

Azaltma sürecinde en kolay ve en zor kurtulduğunuz şeyler nelerdi? Yeni başlayanlara ilk hangi kategoriyi önerirsiniz?

Bence biraz zaman almakla beraber en kolayı kıyafetler. Her gün içli dışlı olduğumuz ve içinde rahat etmediğimizde ruh halimizi etkileyen bu kategori bence en baştan halledilmeli.

jazmin-quaynor-97778.jpg
Photo by Jazmin Quaynor on Unsplash

En zoru ise ıvır zıvırlar. Çünkü her yerdeler; çekmecelerin içinde, bir kutuya tıkılmış halde ya da bazı dolapların tezgahların üzerinde… Bunların içinde anı olsun diye sakladıklarımız da var bir gün lazım olur dediklerimiz de. Küçük şeyler oldukları için (kalemler, bazı kâğıtlar, kitapçıklar, tokalar vs vs) dikkatimizi de çekmiyorlar ama bu yüzden de sürekli artıyorlar. Onları bir gün oturup ayıklamak ve tekrar birikmemeleri için ara kontroller yapmak lazım.

“Atamayacağım kadar değerli” dediğiniz bir obje var mı?

uf

Biraz önce bahsettiğim oğlumun eve getirdiğimizde ilk giydiği bu body’si, oğlum 3,5 yaşına gelse de benim dolabımda bir çekmecede yerini koruyor. Bana onun o ilk kırılgan hallerini hatırlatıyor. Onu vermeye hiç elim gitmiyor.

Fotoğraflar da benim için değerli, arada açar bakarım. Kendi ya da çocuğumun fotoğrafları kadar annemin gençlik fotoğrafları bile benim için değerlidir. Birçok minimalistin önerisinin aksine ben digital ortamda değil albümlerde severim fotoğrafları. Sık sık da biriken fotoğrafları albüm olarak bastırmaya vakit ayırırım.

“Ben azaltmaya başlarken keşke bunu bilseydim” dediğiniz bir ipucu/öneri var mı?

Marie Kondo’nun ‘neyi azaltıyorsanız evdeki her odadaki o x şeyi bir araya getirin’ önerisi benim için gerçekten “bunu nasıl da düşünememişim” önerisi oldu. Daha önce oda oda yaklaşırken şimdi ciddi bir “sadelik” hareketi yapacaksam ne ise konu evdeki her odadaki ilgili şeyi bir araya getirip bir kerede toparlıyorum.

marie-kondo-tidying-up-e1469117083950
Marie Kondo oda oda değil, kategori kategori düzenlemeyi daha uygun buluyor. Mesela makyaj malzemelerini azaltıp düzenleyeceksin, banyondan, yatak odandan, çantandan hepsini çıkar ve önüne ser diyor.

Son olarak, okuma ya da web sitesi önerileriniz var mı?

En sevdiğim yazarlardan biri Zen Habits , konuları ele alışı kadar kalabalık ailesi ile sade yaşamanın mümkün olduğunu gösteriyor bize. The Minimalists ise zaten bu işin öncülerinden. Bir de Fransa’da yaşayan Elif var. Guili-Guili isimli sitesi ve Instagram hesabıyla hem sadelik hem de çöpsüz yaşam konularında bana ilham veriyor.

Bana çok şey katan cevapları için Hale’ye tekrardan çok teşekkür ederim. Instagramda da takip edebilirsiniz kendisini.

En çok beklediğim cevaplardan biri, kurtulmak istemediğiniz obje idi. Bebeğin atleti gerçekten de çok tatlı ve değerli. Tüm giysilerini tutmaktansa yalnızca bir tanesini tutmak bence çok yerinde ve anlamlı, çünkü biliyorum ki anneler hiçbir şeyi atmaya kıyamıyorlar 🙂

Fotoğraflar, DVDler ve kitaplar da bana şunu düşündürdü: Eğer hayatının çoğu alanında sadelikten yana bir seçim yaptıysan, koleksiyonlar, biriktirilen objeler insana çok da batmıyor. Fakat seçimi iyi yapmak ve tuttuğumuz her objenin hakkını vermek önemli bana göre. Fotoğraf ise arada bir bakıp hatırlamak, kitap ise içine sindirerek okumak gibi. Yoksa evimizde yer kaplayan, bize hizmet etmeyen ya da mutluluk vermeyen nesnelere dönüşüyorlar, hatta kutulanıp saklanacak denli çok olmuşlarsa düşünmek lazım.

Benim için çok keyifli oldu bu röportaj süreci. Ulaşabildiğim blog yazarlarıyla devam ettirebilmeyi umuyorum. Sizin de bildiğiniz ve benim gözümden kaçmış olabilen bloglar varsa lütfen benimle paylaşın.