Japonya’ya yolculuk…

Yarın akşam saatlerinde Japonya’ya 15 günlük bir seyahate çıkıyoruz! Bunu duyan arkadaşlarımın tepkisi ya “harika!”, ya da “gidecek başka yer kalmadı mı? neden orası?” şeklinde oluyor. İlk olarak neden bu ülkeyi çok sevdiğimden bahsedeyim.

Uzakdoğu’ya ilgim eskiden beri olsa da, Japonya’ya ilgim yaklaşık altı yıl önce başladı. O zamanlar yazdığım blogda şöyle yazmışım:

Dedim ki, belki okuduğum kitaplar beni yalnız yapıyordur. daha az yalnız kitaplar okuyayım dedim. Raftan bir kitap aldım, “yalnız yaşayan bir radyocu…”, “yalnızlığı en iyi çözümleyen yazar”… Ne yapayım, hiç mi kitap okumayayım, yoksa pembe dizi mi okusam?

Neyse, haruki murakami ilişti gözüme, ne zamandır merak ederdim bu adamı, aldım bir kitabını. Babam göz attı şimdi. En son lisede (60lı yıllara tekabül ediyor) dünya klasiklerini okumuş, gazeteyi okumaya tersinden başlayan bir adamdan bahsediyoruz. 10 dakika boyunca okudu. Ne hakkındaymış baba? dedim, güzel miymiş?

– Şimdi bi başından okudum, adam kızı yemeğe davet ediyordu, sonra biraz sayfa atladım, giyiniyolardı. Birlikte olmuşlar yani o arada. Adam dedi ki “bütün kadınlar soyunurken güzeldir, ama sen giyinirken de güzelsin” böyle bişi.

Babamla bu konuları konuşmak yetmezmiş gibi, adam gayet devam ediyor, onlarda bu işler ne kolay değil mi şeklinde.

En azından, kitabın yalnız olmadığını öğrenmiş oldum.

Murakami’yi okumaya, Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu kitabı ile başlamıştım. Üniversite yıllarımdaki Kafka takıntımdan sonra (bkz: yalnız kitaplar) Akşamları yatağıma uzanıp Murakami okumak, onun büyülü evrenine yol almak benim için yetişkinliğe adım atmanın ve kolejde çalışmanın (diğer bir deyişle paralı köleliğin) dayanılmaz ağırlığını biraz olsun unutturan tek şey olmuştu. Daha sonraları, bu ağırlığın üzerine bir de babaannemi kaybetmenin acısı eklendiği zamanlar, bir arkadaşım beni neredeyse zorla Japonca kursuna götürdü, kafamı dağıtayım diye. İyi ki de götürmüş, Japonca maceram dört beş ay sürse de, bu kültüre olan ilgim ve hayranlığım devam etti. Japonya da gezip görmek istediğim yerler içinde hep bir numarada yerini aldı. Gerçi o yıllarda benim için pasaport almak bile bir hayaldi.

shinkansen-scmaglev-railway-park-nagoya-big

her şeyin müzesini yaptıkları gibi, tabii ki shinkansen’in de müzesi olacaktı.

Bu Japonlar öyle ilginç ki, hem çok mutevazı gibi duruyorlar, hem de ne yaparlarsa en iyisini yapıyorlar. Tren mi yapacak, saatte 400-600 km arası giden Shinkansen’i yapıyorlar, hem de 1964 senesinde. Savaşa mı girecekler, Pearl Harbor baskını (savaşın her türlüsüne karşı olduğunu belirteyim de yine). Öğle yemeğini evden mi getirecek, bento kutusu yapıyor. Estetik duygusu tavan yapmış durumda.

5e66e5363f080b95f61bb9a55a930cd2

tatlış (kawaii) bento örneği.

Minimalizm konusunda da dünyaya öğretecekleri çok şey var. Örneğin bir ryokan (geleneksel pansiyon) konseptleri var ki en çok merak ettiklerimden biri. Yatak bile yok, yere bir şilte seriliyor ve sabah olduğunda kaldırılıp dolaba konuyor. Oda epey bir boş gözüküyor, hiçbir aksesuar yok. İlginç bir şekilde de en pahalı oteller buralar. O nedenle iki geceliğine gideceğimiz Miyajima’da ryokan’da kalmaya karar verdik. Az bir zaman da olsa enteresan olacağa benzer. Bu arada tabii Marie Kondo’yu unutmamak lazım, beni minimalizmle tanıştıran, yakın zamanda Türkçeye çevrilen “Derle Topla Rahatla” kitabının yazarı.

29301446

Kalacağımız ryokan’daki odalardan biri.

Ama dediğim gibi her şeyin ekstremini seviyorlar. Alışverişin de öyle. Youtube’da sadece Japonya’da alışverişe özel bir dolu video var. Şu mağazalardan neler alınır tarzı. Bir milyoncuda (onlar 100 yenci diyor :)) bile ne alabileceğini anlatan video yapmışlar.  Ağzım sulanmıyor desem yalan olur. Bir kere en büyük zaafım olan kırtasiyenin anavatanına gidiyorum. Bir Pilot Iroshizuku mürekkebi olmuş Türkiye’de 300 lira. Orada 50 lira (onun dışında da dünyanın en pahalı ülkesi!). Dünyanın hiçbir yerinde bulamayacağım mürekkepler, dolmakalemler, defterler, kağıtlar, adını bile duymadığım bir dolu kırtasiye aracı… Kendimi nasıl tutacağım hiç bilmiyorum! Halbuki magnet bile almayacağım bu seyahatten diyordum ama sanırım gittiğimden biraz daha dolu bir bavulla döneceğim.

Önceki ufak seyahatlerimizde biraz hazırlıksızdık. Yer yön duygumuz çok kötü olduğu için de kaybolup aynı yerlerden defalarca geçip vakit kaybettik. Bu sefer Koray olayı farklı bir boyuta taşıdı ve bize neredeyse yüz sayfalık manyak bir plan hazırladı. Gideceğimiz her yerden diğer bir yere gidişine harita bile çıkardık. Yine de kaybolmamız olası, yıllardır Kızılay metrosunda doğru çıkışı bulamayan ben, Japonların bile kaybolduğu şu metroyla nasıl başa çıkacağım bilmem:

540921_601552759859053_1511044732_n

haksızlık etmeyeyim: Ankara metrosuna bir iki istasyon daha eklendi son yıllarda.

En çok merak ettiğimse tapınaklar. Japonya’da Budist ve Şinto tapınakları var. Belki de şu kırmızı kapılarından, Şinto tapınakları ilgimi hep çekmiştir. Bir yerden sonra bayacak mı bilmiyorum ama, sanırım elli kadar tapınak var listemizde, çoğu Kyoto’da olmak üzere.

1-tbMsbqJ2KhNMmTvik9IOnA

Kimi No Na Wa adlı anime filmdeki Şinto tapınağı. Film de bir harika.

Aslında heyecanlı olduğum kadar endişeliyim de. Dil bariyeri beni biraz korkutan bir şey, çünkü hem turistlerin yaptığı aktivitelerden ziyade yerel halkın takıldığı yerleri bulma peşindeyim, hem de Japonca anlamak ya da derdimi anlatabilmek konusunda biraz umutsuzum. Yerel halkın, aynı Türkiye’deki gibi, İngilizcelerinin pek yeterli olmadığını okudum çoğu yerde. Umarım bu konuda çok zorluk yaşamayız.

Sanırım geri döndüğümde bir dolu yazı ile bir süre kafanızı şişireceğim. Şimdilik Sayanora!

Advertisements

One thought on “Japonya’ya yolculuk…

  1. Iyi yolculuklar diliyorum ve Japonya ya benden de selamlar. Çok severim Japonyayı ve Japoncayı. Hayatımın yaklaşık 25 yılını Japonya ağırlıklı yaşadım. Eminim çok güzel geçecek bu yolculuk ❤ ❤ O kadar ilginç bir ülke ki 🙂

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s