Oto-pilot Modunda Yaşamak

img_0741-2

Hayatımızın çoğunu oto-pilot modunda yaşadığımızı fark ettiniz mi? Sabah kalktığında gerçekten yüzünü yıkayıp yıkamadığını hatırlayan kaç kişi vardır? Ya da işe/okula giderken nasıl yürüdüğünü/araba kullandığını/otobüse bindiğini hatırlayan? Eğer olumsuz bir tecrübeyle karşılaşmıyorsak günümüzün çoğunu otomatik modda yaşayabiliriz. Tek bir bilinç zerresi gerekmeden işe gidip gelebilir, insanlarla muhabbet edip haberleri izleyebilir, yemek yapıp bulaşıkları yıkayabiliriz. Bu bize insan zihninin bir armağanı. Sıfır farkındalıkla günler, aylar, yıllar geçer, ve biz yıllar sonra hayattan zevk almadığımızı, istediklerimizin gerçekleşmediğini, yavan, ot gibi bir yaşam geçirdiğimizi fark ederiz. Daha da kötüsü, yaşamımızın sonuna kadar bunu fark da etmeyebilirdik. Çoğu etmiyor. Bir şeylerin yanlış olduğunu fark etmek yalnızca bir başlangıç. Ve çözüm noktası da çok uzakta değil.

En yakın ve kalıcı çözüm noktası anın farkında olmak. O an gerçekten neler olduğunu, neler olabileceğini, geçmişte ne olmuş olduğunu, gelecekteki olasılıkları değil, yalnız o anı düşünmek. Yaptığın nefes almaksa nefes almak, yemek yemekse yemek yemek, otobüs beklemekse o. O anla bütünleşmek ve her yönüyle o an’ı keşfetmek. Oto-pilottayken bunu yapamıyoruz işte. Ve aradaki fark o denli büyük ki…

Anın farkında olmanın, yani mindfulness’ın etkileri bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda. En önemli etkileri olarak yapılan her işte yüksek performans ve üretkenlik gösteriliyor. Farkında olarak bulaşık yıkamayla ilgili bile bir çalışma var örneğin. Ben dahil çoğu insanın nefret ettiği bir iş, onu bile güzelleştiriyor anın farkında olma.

Bence en önemli etkilerinden biri de konuşma ve dinleme üzerine. “Ağzından çıkanı kulağın duysun” deriz ya, hatta kulağımız değil konuşmadan önce aklımız duysun. Benim için en zor olan şeylerden biri konuşurken anın farkında olmak. Çünkü konuşmayı çok seviyorum ve bazen de boş konuştuğumun farkına maalesef sonradan varıyorum. Toplu gruplar içinde çok konuşkan olmasam da ortamda garip bir sessizlik oluştuğunda o rahatsızlıktan kurtulmak için saçmasapan bir şey atıveriyorum ortaya. Bunu engellemek için uzmanların önerdiği şey nefes almayı hatırlamak. Karşıdakinin konuşması bittiğinde sen konuşmaya başlamadan önce bir küçük nefes al. Bir iki saniye bile sürmüyor ama beyin o arada reset atıp otomatik pilottan kurtuluyor. Yine sen devreye giriyorsun. Böylece söz kesmiyor, gereksiz şeyler söylemiyorsun. Benim bu konuda uzmanlaşmama daha çok da olsa bu noktaya gelebileceğime inanıyorum.

Yalnızca farkında olmak bile yeterli çoğu zaman.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s