Daha Az Kıyafetle Yaşamak

Minimalizm ve basit yaşam beni gerçekten heyecanlandırıyor, çünkü dünyanın en evcimen insanı olabilirim ve Kafka’nın odasını kendi vücudunun bir uzantısı olarak gördüğü ve ekmeğimi suyumu verseniz oradan çıkmam, dediği gibi, ben de evi bir uzantım gibi düşünüyorum. Ama çocukluktan beri dağınık biri olduğum için, kendimi bir yandan da huzursuzluk veren yığınların ortasında buluyorum. Fark ettim ki, bu yığınların hiçbirine gerçekten ihtiyacım yok. O eşyalar olmazsa, zaten dağınıklığın sebebi ortadan kalkacak. Peki yıllardır bağlandığın eşyalardan kurtulmak kolay mı? Tabii ki değil.

Bir minimalist olmayı kafaya takmış çok insan var, ben gerçekten bu kadar insan bulduğuma şaşırdım. Maalesef bu konuda Türkçe yazan birilerini bulamasam da İngilizce konuşan dünyada kitaplar ve videolar tonlarca mevcut. Çoğu kişi de işe bu işe kıyafetlerini azaltarak başlamış. 10 item closet, project 333 (3 mevsim- 33 kıyafet), capsule wardrobe bu amaçla başlatılmış projeler. Hepsinde amaç aynı: Birbirine uyan giysiler edinip olabildiğince az giysi ile yaşamak. Sabah uyandığında, bugün ne giysem? sorusunu sormadan güne başlayabilmek. Kendine yakışanı, stilini bilmek ve dolabında senin stilin olmayan şeylerin toz toplamaya devam etmesini engellemek.

Dünyaca ünlü birçok insan da aslında bunu bir yaşam tarzı haline getirmiş. Yapılacak onca iş varken, giysiler için bu kadar para ve çok daha önemlisi, zaman harcamak niye? Einstein’in bir gri takımı varmış örneğin, Obama ise gri ve lacivert renklerden başka takım elbiseye sahip değil. Steve Jobs ve Mark Zuckerberg de daha bilinen örneklerden.  Hadi onlar dahi, çılgın. Benim ilginç bulduğum, Vera Wang ve Micheal Kors gibi ünlü moda tasarımcılarının da sürekli aynı kıyafetleri giymesi (özellikle siyah ve çok sade). Modayı belirleyen insanların modaya hiç uymamaları gerçekten enteresan.

Peki daha az kıyafetle nasıl yaşanır? Yani bu nasıl başarılır 🙂

1. adım: Stilin hakkında düşünmek.

Bu bir erkek için daha kolay ama kadınlar modaya kapılabiliyor.

Lütfen şu bu benim tarzım programlarındaki gibi değil, yaşam tarzınızı ve her gün neleri giymeyi sevdiğinizi düşünün. Örneğin ben mağazalara gittiğimde elbise deneyip almayı ne kadar sevsem de yılda belki 5 gün elbise giyiyorum. Ve kaç tane kumaş pantolonum olursa olsun işe kot pantolon ve genellikle düz bir t-shirt ya da bluzla gitmeyi seviyorum. Zaten ertesi gün işe elbiseyle ya da etekle gitmeyi planlasam da ütü yapmak ya da ona uyan ve kaçmamış bir çorap bulmak bana işkence gibi geliyor. Kendimi en iyi hissettiğim yine kot- t-shirt oluyor. (bu konuda thetinytwig adlı site çok hoşuma gitti çünkü yazarın tarzı bana çok benziyor. Bu konuda ilham almak ve kendi tarzınızı bulmak için “capsule wardrobe” yazıp görsellerde aratabilirsiniz.) Bir kot- t-shirt gardırob örneği:

image

Kendi tarzınızı bulduktan sonra yapılacak ikinci şey,

2. Gereksiz tüm kıyafetleri atmak.

Bu ilk başta acı veren bir süreç gibi gözükse de bir yerden sonra öyle bir keyifli hale geliyor ki insan her gün daha da azaltmak istiyor. Yapmak gereken şey evde giysi namına ne varsa (aksesuarlar da dahil) bir yere toplamak. Ben hepsini yatağın üstüne attım. Zaten daha onları dolaptan çıkarırken bazılarını direk atmaya karar vermiştim. Bu konuda birkaç kriter belirledim:

i. üzerime olmayan HER kıyafet kesinlikle gidecek. Kilo veririm, alırım diye hiçbir giysi dolapta beklemeyecek.

ii. Eskimiş, tamir edilemeyecek durumda olan, tüylenmiş olanlar da gidecek.

iii. Şimdiki tarzıma uymayanlar da gidecek. Çalışmaya başladığım ilk senelerde kumaş pantolon ve daha ciddi giysiler giymem gerekiyordu ama şimdi böyle bir zorunluluğum yok (istesem giyebilecek olmama rağmen bu kumaş pantolon, etek ve gömlekleri üç senedir hiç giymedim, sevmiyorum çünkü).

Bunu bir günde halletmek tavsiye edilse de ben bir iki ayda halledebildim. Yani hepsinden de ilk etapta vazgeçemedim. İlk ve ikinci kategoriye girenlerden daha çabuk kurtuldum. Bu da yaklaşık 50- 60 parçaya tekabül ediyor. Acıyla farkettim ki, bu kıyafetlerin yarıya yakını zaten mahvolmuş, on yıldan beri dolabımdalar. Artık birine verilecek halleri de kalmamış. Bunları mecburen attım ya da temizlik bezine falan çevirdim.

Eski işlerimde giydiğim resmi giysileri de fotoğrafladım ki belki kardeşime bazıları olur. Kardeşim, ki kendisi için giyim ve alışveriş bir yaşam tarzıdır, bu giysileri son üç yıldaki altı taşınmamda nasıl olup da her yere taşıdığıma şaşırdı. Yirmiye yakın parçadan ancak bir ikisine talip oldu. Kalanları da mahallenin yardımlaşma ve dayanışma vakfına bağışladık.

3. Düzenli bir dolaba sahip olmak.

Bu konuda ilk yazımda bahsettiğim Marie Kondo’dan t- shirt ve bluzları asmak yerine kalıplamanın ve çekmecede saklamanın çok daha etkili olduğunu öğrendim. Yine bu konuda bir çok kaynak bulunuyor ama daha sonraki yazılarımdan birinde nasıl yapılacağını göstermek istiyorum.

4. Daha az ve düşünerek alışveriş yapmak.

Bu artık bir yaşam biçimi haline gelmeli. Ben ki “impulsive shopping” denen şeye bayılan bir insanım. Mağazalara dalıp ilk beğendiğim şeyi denemek ve almak. Bu konuda eşim ve ailesinden çok şey öğrendim: Diyor ki mesela, ben bir trençkot alacağım. İstediği modele karar veriyor, ona göre alışveriş yapıyor. Ben mesela trençkot alacağım diye (Ankara’da bolca olan) alışveriş merkezlerine gidip, bir bluz, bir kot pantolon, bir de ceket alıp, o sene “yine trençkot alamadım” diyip dönerdim. Artık kendime mevsim başında ihtiyaç belirleyip, sadece o ihtiyaca göre alışveriş yapmayı öğrendim. Örneğin eğer bir sandalet almak istiyorsam, sadece ayakkabıcılara giriyor ve sadece sandalet kısmına yöneliyorum. Böylece alışveriş merkezlerinde daha az zaman geçirmiş ve daha az para harcamış da oluyorum.

Sonuç olarak, dolabımdaki giysilerin yarısından kurtularak (ve bir yıldır tek bir parçasını bile özlemedim) ve daha iyi ve ulaşılabilir şekilde yerleştirmeyi öğrenerek büyük bir rahatlık yaşadım. Yazlık- kışlık diye ayırmama gerek kalmadı, çekmecemi ve dolabımı açtığımda sahip olduğum her şeyi görebiliyor, bulabiliyorum. Amacım, yaklaşık 20- 30 en sevdiğim giysiyle yaşamak ve sabah hala az da olsa yaşadığım “bugün ne giysem” olayını hiç yaşamamak, buradan kazanacağım zamanı daha üretken işlere harcamak.

Advertisements

5 thoughts on “Daha Az Kıyafetle Yaşamak

  1. Pingback: Nereden Başlayacağım? Kapsül Gardırop 1 | minimalist günlük.

  2. Bayıldım 🙂 Nasıl oldu? Ben son saydığımda gardrobum 370 parçadan fazlaydı – utanç verici :-/ Bütün paramı kıyafetlere harcamışım sanki. Bir de değişik değişik giyinsem bari de değse.
    3-33 ü başaramam galiba, ama evdeki eşyalar azaldıkça mutluluk seviyesi de artıyor sanki.

    Like

  3. Pingback: 40 Parçalık Yaz Gardırobum: Kapsül Gardırop 2 | minimalist günlük.

  4. Merhaba, yazınızı çok beğendim. Ben de uzun zamandır ihtiyaç olmadıkça kıyafet alışverişinden uzak durmaya çalışıyorum yalnız çokta adapte olabilmiş değilim hala bu duruma.. Resmen alışveriş merkezlerinde kendimle savaş veriyorum.. 🙂 Başarabilene ne mutlu.. 🙂

    Liked by 1 person

    • Merhaba Dilek Hanım, beğenmenize çok sevindim, “azaltma” etiketindeki yazılara da göz atarsanız alışveriş konusunda faydalı olacaktır. Alışveriş konusu hemen olmasa da kademe kademe aşılabilen bir şey, özellikle evden çıkmadan hedef koymanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. En önemlisi de insanın kendini sevip, kendine yettiğini anlaması.. 🙂 Sevgiler 🙂

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s